Kart Kurt Kürt

0
Latest posts by Keje Bemal (see all)

“Irkçılığın en temel işlevi dikkat dağıtmaktır.  İşini yapmaktan seni alıkoyar. İnsanı, var olma nedenini tekrar tekrar açıklamak zorunda bırakır, döne döne varoluşunun sebebini açıklarsın. Biri çıkar, ‘dilin yok’ der, olduğunu ispat etmeye yirmi sene harcarsın. biri çıkar sanatının bulunmadığını söyler, bulur çıkarırsın. Bunların hiçbirine gerek yok. Nasıl olsa her zaman yeni bir iddiaları daha olacak.”
                                                                                                                                                           Toni Morrison 

22 Temmuz Cumartesi günü cep telefonumun WhatsApp programına bir mesaj geldi .
‘’Yeryüzü Güncesi ‘’ diye bir grup ‘’Kürt Tarihi Üzerine Konuşmak ‘’ başlıklı bir canlı yayın sohbeti düzenlemiş ,konuşmacı olarak da Kürt Mahallesinin en alışkan ve değerli çocuklarından biri olarak Adnan Fırat Bayar’ı davet etmiş . Bunu da mesajla bizlere bildirip zoom üzerinden katılıma davet ediyordu .

Konu ve konuk bizi bu kadar yakından ilgilendirince grubu tanımak adına kendi beyanlarından amaçlarına baktım ,şöyle yazıyordu ‘’ farklı siyasi ,düşünce , inançlardan konuk ve katılımcıları bir araya getirmeyi ; kutuplaşmaların , ön yargıların erdiği sıcak bir tanışma ve kaynaşma ortamı oluşturmayı amaçlıyoruz ‘’. 

Uzaktan bakınca kulağa hoş geliyor , Türkiye’nin siyasi ve sosyal sabıkasına bakınca da bir Kürt olarak kişisel fikrimi  ‘’ birkaç iyi niyetli romantik arkadaşın nafile çabası ! Zira bu ülke ve içindekiler aklınıza gelebilecek en marjinal gruplar en düşman halklarla bile empati ve diyaloğa itiraz etmezler Kürtler hariç ! Bu iş yine tarih anlatmaktan çok varlık ispatı zorunluluğuna gider ‘’ diye kendi kendime mırıldanmışım . 

Yine de belki ön yargı sahibi olan benimdir , hele söz konusu bizim en üretken , en çalışkan ve yaptığı her işi mükemmele yakın ortaya koyan kara çocuğumuz Adnan Fırat Bayar ise tabi ki izlenecek dedim ve katıldım .

Moderatörün  sürekli ‘’ şu ana kadar ki en yüksek katılım . Belli bir sayının üzerine çıkamadığımız için katılmak isteyen arkadaşları alamıyoruz çok özür dileriz . Eğer katılımcılardan ayrılanlar olursa sırada bekleyen arkadaşları sırayla alacağız ‘’ çağrısından , Kürt Mahallesinin evladını dinlemek için çağrıya yanıt verdiğini anlamış olduk .
Adnan Fırat Bayar Kürt Mahallesinin donanımlı entellektüellerinden biri . Felsefe mezunu .2008’ den beri değişik kurumlarda Kürtçe dersler veren , Artuklu Üniversitesinden ‘’Kürtçe Okutman Adayı Yetiştirme Kursu ‘’ sertifikası sahibi ,değişik yayın organlarında  Kürtçe .Türkçe bir çok şiir ve makaleleri yayınlanmış , 2012 – 20013 yıllarında  dünyanın değişik yerlerindeki Kürtler üzerine çalışan lisansüstü öğrencilerinin bir araya getirildiği ‘’ Kürt Çalışma Platformu I ve II’ nin  koordinatörlerinden , her Kürdün ve Kürtler’le dirsek teması olanların .kontak kurmak isteyenlerin başucu kitabı olması gereken Şeyh Ahmedê Xanî üzerine yazdığı ‘’ Ulus Tartışmaları Bağlamanında Xanî ‘’ ( Nubihar Yayınevi  2018 ) adlı müthiş bir birikim ve prensipli araştırma gerektiren kendine özgü o yalın ve doyurucu üslubuyla kaleme aldığı muhteşem kitabın yazarı ,yine ilk defa sistematik ve akademik bir yöntemle hazırlanan ‘’ Kürtçe Felsefe Sözlüğü / Ferhenga Felsefe ‘’ ( Lis Yayınevi 2020 ) çalışmasının yazarlarından biri , Erkam Yayınevi tarafından hazırlanan Türkçe destekli Kürtçe Öğrenme Seti ‘’ nin 15 kitabının yazarı , 2020 yılında Online olarak kurduğu ‘’ Online Kürdoloji Dershanesi ‘’  üzerinden farklı seviyelerde halihazırda bugün bile eğitim veren bir yazar .

Buraya sığdıramayacak kadar üretken ve tüm bu çalışmalara sahip bir konuk çağrılınca beklentileriniz de yüksek oluyor haliyle .

Açıkçası Adnan Fırat Bayar çok başarılı bir sunumla bu beklentilerimizin tamamını karşıladı o gece . Konu soru cevap bölümüne gelince de beklenen oldu !

Bu kadar donanımlı bir konuğa sorulabilecek binlerce soru varken mesele gelip Kürtlerin varlığına ,dilinin varlığına , kimliğinin ispatına, tarihinin varlığına dayandı .

Adnan Hoca birikimin ve kültürünün verdiği nezaket , sağduyu ve kültürle tek tek soruları müthiş bir sabırla cevapladı .

Buradan istenilen alınamayınca mesele bu sefer gelip ‘’ Süryani’yi, Ermeni’yi,  Nasturi’yi öldürdünüz ‘’e dayandı gece oldu 01:30 !

Sözde empatiyle karışık diyalog kurduk. Varlık ve kimlik ispatından bir adım öteye gitmedi gidemedi konuklarla soru cevap bölümü .

Oysa bu donanımdaki bir adamdan iyi niyetli olursanız öğrenecek ne çok şey vardı !

Konukları canlı görebiliyordunuz ekranda sohbet sırasında dolayısıyla Adnan Fırat Bayar konuştukça konukların yüz ifadelerini , beden dillerini ,mimiklerini ziyadesi ile izleme şansım oldu .

Bu program bende uzun zamandır zaten aklımda evirip çevirdiğim ama bir hatta bir türlü oturtamadığım bir düşüncenin artık nete net ete kemiğe bürünmesine sebep oldu .

Varlık Vergisi deneyimi olan bir devlet ve topluma siz ‘’ Kimlik ve varlık ‘’ derdinizi anlatamazsınız .
Zira sizi sürekli gereksiz bir ırkçılıkla meşgul eder , her gün önünüze yeni bir iddia ile çıkar ha bire sizi bu mesnetsiz ve gereksiz iddialara oyalar ve ana sorundan uzaklaştırırlar !Irkçılığı övünülecek bir madalya gibi böğründe taşıyan bir topluma bu geldiğimiz çağda dert anlatmak nafile bir çabadır .

Bunlara yapılacak en güzel şey görmezlikten gelmek ve kendi yoluna devam edip işine gücüne bakmaktır.

Zira hiç görmediği ,adımını bile basmadığı ,dili, kültürü, mutfağı ,insanı ,sokakları ,hatta haritadaki yeri hakkında bile en ufak fikri yokken babasının  tarlası edası ile ‘’ bir çakıl taşı bile vermem ! Gerekirse hepsini çoluk çocuk öldürürüm ! Mevzu vatansa gerisi teferruattır ‘’ diyecek kadar saçma sapan ve ilkel bir algıya sahip insanların çağa göre komedi derecesinde bağnaz ve ilkel ve hatta cahil cüreti içeren saçmalıklarını dinlemeye hiçbir Kürt çocuğunun ne zamanı ne de sabrı var artık. 

Hatta çoktan olmamalıydı !

Çok değerli fikir adamlarımızı ,insanlarımızı ,kaç nesil pırıl pırıl üretken gençlerimizi boşu boşuna bu saçma sapan ,ırkçı ,faşist .köksüz. tarihten bir haber hiçbir akademik çalışmaya dayanmayan ve içinde zerre kadar insani bir yaklaşım barındırmayan bu beş para etmeyen tezlerin karşıtlarını üretmek için meşgul ettik.

Kürtler kadar ciddi bir şekilde tüm varlığını ortaya koyarak varlık mücadelesi veren bir halk için bu gereksiz meşguliyet lükstü.

Zira biz bu gereksizliklerle uğraşırken her gün ve her an önümüze daha ırkçı , daha saçma sapan ,daha mesnetsiz iddialar atıldı.

Ha bire bizden rüştümüzü ispatlamamız beklendi ve biz tüm kademelerimizle çoluk , çocuk ,genç ,ihtiyar ,okumuş ,okumamış ,dindar , feminist ,anarşist ,LGBTİ , kadın, erkek , örgütlü ,örgütsüz bu rüştü ispatlamanın gereksiz telaşıyla bu bataklığa sürüklenip bolca vakit kaybettik. 

Oysa bizim kendi dinamiklerimiz içerisinde çözüm bekleyen binlerce acil gerçek sorunlarımız vardı.

Ve onlara odaklanmamızı gerektiren değerli zamanımız !

Bundan sonra Kürt Mahallesine çağrım net : İşimize bakalım !

Diyelim ki biz dağda yürürken karda çıkan kart kurt sesinden adımız Kürt oldu.

Var mıyız ? Bunca katliama rağmen sayımız milyonları buldu mu ? O zaman adımızın nereden geldiğinden kime ne ?

Diyelim ki Kürtçe arapça ,farsça ,Türkçe sözcüklerden üretilmiş kifayetsiz bir dil ! Milyonlarca insanın ana dili ise bu gün ve bir dilde geçmişten bu güne bunca değerli eserler verilmişse ,aktif kullanıcı sayısı hala milyonlarla açıklanıyorsa iki kelimeden ibaret olsun kime ne ? 
Biz yazmaya , konuşmaya ,eğitim dili olabilmesi için çabalamaya ,çocuklarımıza öğretmeye devam edelim.
Kendileri nasılsa kullanmıyor , kifayetsizse bize kifayetsiz onlara ne ?

Coğrafyalar üzerindeki halkın etnik kimliklerinden isim alır.
Bu değişmez kuraldır !
Bu yüzden Ermenilerin çoğunlukta yaşadığı yere ‘’ Ermenistan ‘’ , Kafkasların olduğu yere Kafkasya ,Azerilerin çoğunlukta olduğu yere Azerbaycan denir.

O zaman mecburi iskanlarla dünden bu güne boşaltılan , savaş ve yıkımlarla göçe zorlanan , işsizlik ve ötelemeyle eğitim ve sağlığın handiyse ulaşılmaz kılındığı , köyleri yakılıp boşaltılan ,halkına birincil alternatif olarak ‘’ göç ‘ yollarının gösterildiği .demografik yapısını değiştirilmesi adına üzerinde milyon oyunlar oynanan vatanımıza sahip çıkalım.

Zira Kürt nüfusunun yoğun olarak yaşadığı bölgenin dün de bu gün de adı bellidir eninde sonunda iade-i itibarı ve adı çakıl taşı fetişlerine rağmen resmi olarak dünyada anılacak ve tanınacaktır  !

Önceki İçerikOnurlu bir hayatın kısa hikayesi… Vakıf-insan Prof. Onur Sayman vefat etti…
Sonraki İçerikAvrupa’ya gitmek isteyen gençlere tavsiyeler
Selda Karaarslan Diyarbakır’da dünyaya geldi. İlk, orta, lise eğitimini Diyarbakır’da, yüksek öğrenimini ise Urfa Harran Üniversitesi’nde Veterinerlik okuyarak tamamladı. Veteriner doktor olarak görev yapmamış ve bölge-Ortadoğu’da gelişen olaylara ilgi duydu. Seyyah, araştırmacı ve yazar olarak tanındı. Ezidiler, diline küsen çocuklar, Kürt eşcinsellerle ilgili yazılar ve araştırmalar yaptı. Yazıları çeşitli gazetelerde ve dergilerde yayınlandı. Dema Nu, Tiroj, Denge Azad, Denge Kürdistan gibi yayın organlarında yazılar kaleme aldı. Kadın hareketlerinin içinde bulunan bir aktivisttir. Bölge kadını açısından ise toplumun kadına reva gördüğü rolü yıkıp tarumar etmiş ilk kadınlardandır ve bu çalışmaları da devam etmektedir.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz