Keje Bemal’in Ekovizyon’un sahibi ve Kripto Para uzmanı Adnan Ateş’le röportajı

1
Latest posts by Keje Bemal (see all)

Size bugün sürprizlerle dolu bir adam ve çok eğlenceli bir kurgu ile sürprizlerle dolu çağını yakalayan kitabını tanıtmaya çalışacağım.

Adnan çağının ilerisinde yürüyen çok zeki ve öngörülü bir adam.

Kitabına da bu zekasını ve öngörüsünü satır satır işlemiş.

Okuma konusunda müthiş rafine zevkleri olan biri olarak söyleyeyim zevkle okunacak bir kitap ‘Genesis ‘.

Biz röportaj sırasında çok eğlendik, umarım siz de seversiniz.

Keje Bemal ve Adnan Ateş

Keje Bemal: Bize kendini tanıtabilir misin lütfen ?

Adnan Ateş:

1975, Silvan doğumluyum.

İlk Üniversite eğitimimi Dicle Üniversitesi ‘Elektrik’ bölümünde yaptım.

Daha sonra ‘Pedagojik Formasyon’ eğitimi için Kocaeli Tek. Eğt. Fakültesi‘ne kaydımı yaptım. Formasyon eğitiminden sonra Silvan’da stajyer öğretmenlik çalışma hayatına başladım. Stajdan sonra Kozluk Yanıkkaya Köyüne atamam yapıldı. Daha sonra asaletimi beklemeden İstanbul’a geçtim. İkinci üniversitem olan İstanbul Üniversitesi Sosyoloji bölümü 3. sınıf öğrencisiyim. Öğretmenlikten sonra ekonomi ve finans dergisi olan Ekovizyon dergisinde işe başladım. Önce arşivde çalıştım. Ulusal gazete, dergi ve TV’lerin Polis-Adliye ve ekonomi servislerinde çalıştım. 2006-10 yılları arasında eski adı ile TRT 2, yeni adı ile TRT Haberde Yurt Muhabirliği yaptım. İlk çalıştığım dergi olan Ekovizyon‘da muhabir olarak çalışmaya devam ettim. İlerleyen zamanlarda ortaklar, ortaklıktan vazgeçip yayın hayatına son vermek istedikten sonra Ekovizyon’un bütün isim ve yayın haklarını devraldım ve halihazırda aynı dergide devam etmekteyim.

Ekonomi ve finans ve yaklaşık 13 yıl önce hayatımıza giren Kripto Paralar ve onun altındaki teknoloji olan Blockchain ile ilgili çalışmalarım oldu. Konu ilgimi çekince de üzerinde sürekli çalıştım. Sürekli araştırdım. Kripto para ve Kripto para ile ilgili sektörel tüm yapıları ve işleyişi yakından takip ettim. Ve bunları okuyucularımızla paylaştım. Dergiyi çağın gereği dijital dünyaya taşıdığım için de ekovizyon.com.tr üzerinden ciddi bir kitleye ulaştım.

K. Bemal: Gelelim yazdığın kitaba. Genesis belli ki işinin de ürünü. Öncelikle belirtmeliyim ki finans dünyasıyla ve Kripto paralarla uzaktan yakından ilgim olmamasına rağmen inanılmaz akıcı üslubun, müthiş kurgu yeteneğin ve akıcı yazım dilin bir solukta okumamı sağladı. Bitcoin’i yazanlar mutlaka vardır ama Bitcoin’in kayıp ve gizemli fikir babası hakkında efsaneler üretilen ve hala kim olduğu bilinmeyen SatoshiNakomato’ yu kurgulayıp yazmak nerden aklına geldi ?

Adnan Ateş:

Bakın herkes Bitcoin’in üzerinde duruyor, ama belki sizi çok şaşırtacak BitconiNakomato yaparken asıl hedeflediği şey Bitcoin değildi. Blokchain’di. Bu sisteme insanları dahil etmek için Bitcoin’i insanlara ödül olarak verdi. Bitcoin bir yağmursa Blokchain buluttu. Ve asıl devrim blokchaindı. Ama herkes yağmura şiir yazıyor.

Adnan Ateş

K. Bemal: Blokchain nedir peki ?

Adnan Ateş:

Kayıtların tutulduğu silinmeyen ve müdahale edilemeyen bir defter. Bir veri ağı. Verinin binlerce noktada saklandığı eşsiz bir ağ.

K. Bemal: Ne için kullanılıyor bu ağ ?

Adnan Ateş:

Bu ağ artık binlerce noktadan oluşuyor. Nakamoto bu ağın ilk halkasını yaptı ve buna ‘Genesis’ yani yaratılış bloğu dedi. Güvene dayalı her iş modeli için harika bir fırsat. Gelecekte noterlik gibi bir hizmet fiziki olarak olmayacak Bloclchain üzerinde bir ticari etkileşim yaparken karşı tarafın güvenirliğini teyid etmek zorunda olmayacaksınız.

K. Bemal: Ne yapıyorsunuz bu ağda?

Adnan Ateş:

Buraya giren veri hiçbir şekilde geri çıkmıyor. Bir tür defter. Yapılan her işlemin kaydedildiği bir sistem.

K. Bemal: Biz bu ağa neden girelim Adnan?

Adnan Ateş:

Çünkü bu ağa giren bir veri güvenle A noktasından B noktasına taşınır. Yolda verinin başına bir şey gelmez. Yolda verinin başına bir şeyin gelme olasılığı neredeyse imkansız. Örneğin yakın zamanda Estonya Blokchain üzerinden seçimlerini yaptı. Ve bütün ülkede kabul gören yüzde yüz şaibesiz bir seçim yapmış oldu.

Blokchain güvene dayalı bir veri ağı.

K. Bemal: Peki bu sistemde bahsettiğin madenciler ki biri de sensin. Kimse babasının hayrına bu işi yapmıyor sanırım. Bunun bir karşılığı var.

Adnan Ateş:

Tabii ki sisteme yaptığınız katkı kadar Kripto para kazanıyorsunuz. Çalışanlarına dijital kazıcı yani veri üreten madenci denilir. Ben bir madenciysem ben bir noktayım bu ağda. Verinin yani datanın onayını yapıyorum. Ve ne olduğunu bilmediğim dataları makinamda saklıyorum. Ne olduğunu bilmiyorum çünkü kripto teknolojisi ile şifrelenmiş algoritmaları onaylıyorum ve saklıyorum. Bu bir para olabilir ya da akıllı sözleşme içeriğine sahip bir Word dökümanıda olabilir. Onu onaylamak ve saklamak, hak sahibi talep ettiğinde geri vermek zorundayım. Hizmetinin bedelini bazen fi ücreti (para transfer edilirken alınan misyon) olarak alıyorum. Makinam veya makinalarım 1 milyon bayt üretmişse Bitcoin alıyorum. Yani 1 blok kazanacak kadar kazı yapmışsam blok değeri kadar bitcoin alıyorum. Başlangıçta 1 blok 50 bitcoin idi. Halving süreçlerinden sonra yarı yarıya indi. 25 btc, 12.5 btc. 6.25 BTC olarak devam etti. Sistem giderek de zorlaşıyor. Son BTC 3 Ocak 2140 günü üretilecek. Daha sonra btc üretilmeyecek. İlk btc 3 Ocak 2009’da tedavüle girmişti.

K. Bemal: Ne kadar süredir bu işi yapıyorsun?

Adnan Ateş:

3 Ocak 2009’da Bitcoin tedavüle girdi. Ben 12 Mart 2009’da sisteme katıldım.


K. Bemal: O kadar kısa sürede yani?

Adnan Ateş:

Ben yabancı yayınları çeviri yapıp dergimde yayınlıyordum. New York’ta yerel bir gazetenin sayfasında rastladım. İlgimi çekti. Aramalarıma devam ettim başka kaynaklar buldum. Asıl dönüm noktası ise Bitcoinin White Paper ile tanışırken oldu. Tercümesini yaptırdım. İşin yazılım kısmından biraz anladığım için ilgimi çekti. Araştırmalarıma devam ettim. Martın soğuk bir günüydü, ofisim o zaman Ortakoy’de idi. Ben kapıda sigara molası vermiştim.  Japon bir turist valizi ve elinde dergileri ile adres sormak için yanıma geldi. Bana yaklaşınca elindeki dergilerin birinin kapağında Bitcoin yazısını gördüm. İçeriye buyur ettim. Geldi. Ben dergiyi göstererek sizi bunun için çağırdım bu nedir dedim o da büyük bir zevkle bana Bitcoin’i anlattı. Arkadaş olduk. Ve bir sürü bilgi paylaştı benimle.

Ama asıl kaynağım reddit forumuydu. Bir tür ekşi sözlük gibi düşünebilirsiniz. Oradan araştırmalar yaptım ve ilk alımımı o sırada yaptım. İşin para boyutu açıkçası hiç ilgimi çekmemişti. Beni büyüleyen sistemdi. O günlerde fark etmiştim bunun bir çağı kapatan olağanüstü bir sistem olduğunu. Bugün bütün dünya nihayetinde ona kayıyor.

Bitcoin’e hayır diyenler bile Blokchain’e tereddütsüz katılıyor ve güveniyor.

Aslında Nakamoto’nun derdi o. Sisteme katılım için Bitcoin diye bir ödül çıkardı. Asıl derdi sistemi işletmek.

İnsanların çoğunun vizyonu dar olduğu için işin para kısmına hücum ettiler.

Zeki insanlar ise sistem ile ilgilendi. Tıpkı internetin ilk yılları gibi. Kimisi deliler gibi sohbet odalarında geziyordu kimileri de domain alıp ihtiyaca cevap veren web siteleri yaptılar. ‘İnternet Mahir’ gibi isimler bile o dönem popülüler idiler. Hatırlayanlar bilir.

Keje Bemal ve Adnan Ateş

K. Bemal: Şimdi okuyucuların Blokchain hakkında bir fikri oluştu. Gelelim şimdi asıl konumuz olan yazdığın Genesis adlı kitaba :

Bitcoin hakkında onlarca kitap yazıldı. Nakamoto hakkında yüzlerce efsane gezinsede ortalıkta, kim olduğu bilinmeyen bir adamı (belki de kadını neden olmasın?) ete kemiğe büründürüp kurgusallaştırıp hakkında kitap yazmak. Üstelik herkes onun İngiltere de eğitim alan bir Japon olduğunu iddia ederken, Musevi bir iktisat öğrencisinden yola çıkarak bir karakter yapmak nereden aklına geldi ?

Adnan Ateş:

Nakamoto benim gözümde AnarkoSosyolist bir dâhidir. Kitaba tamamen kurgu diyemeyiz. Sonlara doğru gerçek etkileşimleri kurguya dahil ettim. Hal Finney’in twiti gibi. Birçok veriyi dikkatle takip ettim. Sadece kendisini anlatan bir kitap yoktu. Bu kitabı 13 yıllık sektör takibi neticesinde son 2 yılda toparlayıp yazdım. Çok geç kaldım ama bir şekilde artık yeter deyip bastım. Diyalogları geliştirmek istedim ama sayfa sayısı çoğalıyordu. Büyük ile küçük ortası bir sayfa sayısı ile bitirdim. Ben de ona (Nakamoto’ya) ve kurduğu sisteme hayran ve yeterince de bilgi sahibi biri olarak geçmişten bugüne bıraktığı ayak izlerini takip ederek kitabımı kurguladım. Mesela kitabın sonu tamamen gerçek olaylardan oluşuyor. Kesinlikle kurgu değil. Nakamoto bir daha forumda görünmedi. Halende ortalıkta yok.

Dediğim gibi Nakamotu’yu anlatan bir kitap yoktu. Ben de hem dikkatle ayak izlerini takip ederek, hem kurguyla hayal gücümü kullanarak ona bir kimlik oluşturdum.

Ona New York’a Almanya’dan göç etmiş bir ailenin zeki; efendi, uslu çocuğu kimliği kurguladım. Musevi olduğuna dair hiçbir verim yok. Bu konuda tamamen hayal gücümü kullandım. Kur’an’da adı en çok zikredilen İsrailoğulları dikkatimi çekti. Her ne kadar insanların kökenleri ile işim olmaz desem de Homo Sapiens’ten bugüne kadar insanlar köken ve ırk savaşı yaptılar. Bu savaş hala tıpkı o dönemdeki gibi ilkel bir şekilde devam ediyor. Bunca teknolojiye rağmen demek isterdim ama teknolojiyi de diğer ırkları yok etmek için çok güzel kullanıyorlar. Irkların var olma savaşları hep oldu.

K. Bemal: Nakomotu bir kişi midir?

Kişilerden oluşan bir gurup mudur tartışması hala sürerken ben kişi olduğuna inandığım için ve buna dair verilerim olduğu için böyle olsun istedim.

Neden bu kadar hayransın ona?

Adnan Ateş:

Nakamoto her şeyin dijitalleştiği bir çağda parayı dijitalleştirdi. Ve parayı sermayenin elinden alıp anarşist bir forma sokarak tedavüle soktu.

Ben Keje Hanıma bir para göndereceksem bunun için neden bankaya para ödeyeyim? Neden bankaya gideyim? Aracısız ve direk göndermek ve bankaların tekelini kırmak varken?

Aslında özde sermayenin paranın üzerindeki hükmünü kaldırdı ama maalesef bu anarşist paraya çok az yoksul güvendi. Yoksullar bunu zenginlerin hilesi olarak gördü. Kanaatimce Nakamoto bunu onlar için yapmıştı. Ve nihayetinde kendilerinin menfaati için bulunan bu paranın sevk ve idaresi yine sermayenin eline geçti.

Dolayısıyla sermayeyi ellerinde tutan güçlerin senyoraj haklarını kırmak için bulunan bu para nihayetinde bu gün geldiğimiz noktada artık gerçek kişilerin (yoksulların) sahip olduğu bir para değil. Hiçbir dinin ve ideolojinin etkisinde kalmadan düşünüp karar veren, teknolojiye, innovasyona ve gelişime açık insanlar ilk sahip olanlar oldular.

K.Bemal: Şimdi gelelim kitaptaki bir diğer bombana. Kitapta Nakomato’ya sistemi oluşturmasında yön veren bu sistemin örtülü sahibi Roni karakteri.

Roni, Enfal jenosidinin bir parçası olan Saddam tarafından kimyasal silahlar ile katliama uğratılmış Halepçe’li jenosid artığı bir Kürt. Bu karakterin bu kitapta işi ne?

Yani Nakomotu’yu Yahudi yaptın yetmedi. Bir de kalktın bu sistemin fikir babasını bir Kürt yaptın. Neden buna ihtiyaç duydun?

Adnan Ateş:

Ben yıllardır gözümüzün değdiği her alanda, sinemada, tiyatroda, ötekileştirilen cahil Kürt tiplemesinden çok sıkıldım.

Kürtler Ortadoğu coğrafyasının en kadim ve bilge yerleşik halklarından biridir. Bende o halkın bireyiyim. Kendi kültürümü, dili seviyorum. Sahip olduğum bu realitenin üzerindeki haksız ve adil olmayan itham ve algılar vicdan sahibi herkes gibi beni de rahatsız ediyor.

Roni eğitimli, zengin, Amerika’da yaşayan Halepçe doğumlu idealist bir genç. Roni’yi koymayıp kimi koyacaktım kitabıma? La Case de Papel’de ki Osman’ımı koyacaktım? (gülüşmeler) 😊 😊

K. Bemal: Sana bakınca da görünüyor zaten. Uzun yıllardır arkadaşımsın ve dünyayı gezmek en büyük zevkin. Ziyadesi ile eğitimli ve zekisin. Kitabında bazı şifreler dikkatimi çekti. Dikkatli okuyucuların gözünden kaçamayacak şifreler. Özellikle sohbet forumundaki bazı rumuzlar dikkatimi çekti? Neden bunlara gerek duydun?

Evet. Dikkatli okuyucuların gözünden kaçmayacak rumuzlar var. Bir kelime veya bir cümlenin peşine düşen okuyucular geçmişte olan bir şeyi öğrenebiliyorlar. Veya Google araması ile öğrenip bilgi güncellemesi yapabiliyorlar.

Nakamotu’nun aklına bu sistemi kurma kıvılcımı, zor durumda kalan kardeşine göndereceği 100 dolar uçak bileti parasına bankanın +20 dolar havale masrafı ile çakıyor. Zamanla Roni’nin ona yaptığı iktisadi tavsiyeler ve Prof. Ross’un ders anlatımları onu çok etkiliyor. Kayıtsız kalamıyor. Finansal sömürüyü ve en önemlisi bir ihtiyacı fark ediyor. İktisadi bilgi ile yazılımı ve en önemlisi kriptoloji bilimini harmanlayıp güvene dayalı bir yapı olan bloclchain’in ilk halkasını yapıyor.

K. Bemal: Kitabından beklentin nedir Adnan?

Adnan Ateş:

Hiç. Ben sadece hayalimdeki kitabı yazmak istedim ve yazdım. Gerisi de umurumda değil. Hayatımı hep bu temelde yapılandırdım zaten. Önemli olan benim hayallerimi gerçekleştirmem.

K. Bemal: Çok sevdim ve çok beğendim. Diyaloglar akıcı, kurgu nefis, sürükleyici ve vizyonlu. Emeğine, zekana, kurgu gücüne sağlık.

Gönül rahatlığı ile tavsiye edeceğim bir kitap.

Adnan Ateş:

Teşekkür ederim Keje. Sen beğendiysen bu iş tamamdır!(gülüşmeler) 😊

Son olarak senden ricam kızım Ziva’yı geleceğin dünyasına lütfen hazırlaman.

Zamanı kaçırma. Biz burada sohbet ederken bile yeni bilgiler inanılmaz bir hızla güncelleniyor. Geri kalmış toplumları yakın gelecekte eğer zamanın ruhunu ve teknolojik gelişmeleri yakalayamazlarsa bekleyen tek şey dünyayı yönetecek sınıfın birer verisi haline dönüşmek. Ya yöneteceksin bu zincirde ya da yönetenler senin farkında bile olmadan tüm hayatını, her anını, isteklerini hatta ihtiyaçlarını belirleyecek ki şu anda belirliyorlar zaten. Bakın bu kolumdaki akıllı saati örnek vereyim. Bu saat en basitinden onların yani veri avcılarının veri sağlayıcısı. Kanımdaki oksijen miktarı, günde kaç adım attığım, kalp ritmim, tansiyonum onların birey olarak umurunda mı sanıyorsun? Verilerimi kaydediyorlar ve potansiyel olarak hangi hastalıklara yakalanabileceğimi şu an dünyayı yönlendiren ilaç firmalarına satıyorlar. Onlar da hangi pazara hangi ilaçla girebileceklerini risksiz bir şekilde belirliyorlar. Hepimiz bu saatleri seve seve alıp kolumuza taktık değil mi? Aynı zamanda günlük kullandığımız sosyal ağlar, akıllı telefonlarımız. Bilgisayarlarımız hepsi ama hepsi şu anda bile bizi birer pazar haline getirip verilerimizi topluyorlar. Gelecek aslında gözümüzün önünde şekilleniyor. Yapay zeka tüm azameti ile her alana yerleşiyor. Kızınız Ziva ve yaşıtlarının görüp yaşayıp deneyimleyecekleri çok şeyler var. Biz göremeyebiliriz. Blockchain teknolojisi eşsiz bir fırsat. Yazılım ve kod bilgisi dünyanın yegane tek realitesi gençlerin bu alanda kendilerini eğitmelerini tavsiye ediyorum.

Kızın hakkında şimdi hemen karar ver, gelecekte bu zinciri yönetenlerden biri mi olsun, yoksa bu zincirin halkalarından biri mi?

K. Bemal: Elindeki akıllı telefonun bile tüm fonksiyonlarını kullanmayı beceremeyecek kadar teknoloji cahili olan beni anlattıkların ürkütüyor Adnan. Matrix’de hissettim. Ve geriliyorum. Şaşkınım.

Adnan Ateş:

Matrix’i aşalı çok oldu Keje Hanım. Cehalet korkudan beslenir zaten. Realite ürkütücü gelse de teknoloji her saniye kendini güncellerken sana önerim kızının kodlama ve yazılım alanında eğitim almasına teşvik etmen.

K. Bemal: Ben kendi kuşağıma özgü daha romantik düşler içerisindeyim. Çayır, çimen, bahar, şiir, şairler…

Adnan Ateş:

Sen belki de teknolojinin hayatını yüzde elli şekillendirdiği son kuşak olacaksın. Ziva ve yaşıtlarının hayatının yüzde yüzünü bu yazlımlar belirleyecek. Bizim kuşak bağımsız düşünen son insan soyu. Gelecekte ‘BigData’yı elinde bulunduranlar insan soyunu sevk ve idare edecekler. Yakın bir gelecekte bir sürü bildiğimiz meslek yeryüzünden yapay zekalar sayesinde silinecek.

Ben sana sınırların hiç olmadığı kadar hiçe sayıldığı bir dünyadan bahsediyorum.

K. Bemal: Matrix senin olsun Adnan. Ben evime dönüp kitaplarımı ve kızımı hala gerçekken koklamak istiyorum.

Adnan Ateş:

Tercih hakkın bugün var. Senin var ama kızının olmayacak. Lütfen onu şimdiden hazırla. Bir anne olarak öncelikli görevin midesini değil beynini beslemek olsun.

K. Bemal: Masadan çok şey öğrenerek kalktığım röportajlarımdan biriydi. Çok teşekkür ederim Adnancım.

Önceki İçerikBen Bahçıvan Sen Gül
Sonraki İçerikEkrem İmamoğlu’na yönelik türden saldırıları daha önce Tayyip Erdoğan da yaşamıştı…
Selda Karaarslan Diyarbakır’da dünyaya geldi. İlk, orta, lise eğitimini Diyarbakır’da, yüksek öğrenimini ise Urfa Harran Üniversitesi’nde Veterinerlik okuyarak tamamladı. Veteriner doktor olarak görev yapmamış ve bölge-Ortadoğu’da gelişen olaylara ilgi duydu. Seyyah, araştırmacı ve yazar olarak tanındı. Ezidiler, diline küsen çocuklar, Kürt eşcinsellerle ilgili yazılar ve araştırmalar yaptı. Yazıları çeşitli gazetelerde ve dergilerde yayınlandı. Dema Nu, Tiroj, Denge Azad, Denge Kürdistan gibi yayın organlarında yazılar kaleme aldı. Kadın hareketlerinin içinde bulunan bir aktivisttir. Bölge kadını açısından ise toplumun kadına reva gördüğü rolü yıkıp tarumar etmiş ilk kadınlardandır ve bu çalışmaları da devam etmektedir.

1 Yorum

  1. yanlış değilsem 2017 yılı idi kripto para konulu bir seminerde adnan ateşi dinleme fırsatım olmuştu bahse konu kitaba basıl ulaşabilirim?

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz