Kendi ahlakını düzeltemeyenler ahlak öğretiyor

6

Üniversite eğitimim son döneminde aldığım önemli bir ders vardı.

Psikoloji ve cinsellik.

Freud’un çalışmalarından yararlanılsa da daha özel alanda insanların dürtüleri, hisleri, fantezileri, yapamadıkları ile cinsellikleri arasındaki bağları ve bu geniş konudaki araştırmaları içine alır.

Gazetemiz herkesi kucaklayacak demişti Sinan Bey ama galiba ön plana çıkmak isteyen ve egolarını hala tatmin edememiş yani büyümemiş ergenler de gazeteyi okuyor.

Geçen yazımdan sonra gelen bazı yorumlar bana çok garip geldi.

Deniz hanıma çok teşekkür ederim.

Hakkımda yazdığı için: ‘Sevgili Kerstin Mutlu…Benliğinizin özgürlük mücadelesi yolunda kalbinize cesaret vesilesi olduysam ne mutlu bana. Bu yolda sadece eğilimler değil, hayatın daha pek çok konusunda birbirimize cesaret vereceğimiz nice dayanışmalara’.

Bu şekilde nazik birinin yazdığı kişi olmam beni çok sevindirdi.

Aynı yazısına yorum yazan bazı kişilere verdiği yanıta da üzüldüm.

Deniz hanım çok haklı.

‘Dikkatli bir OcakMedya okuru size gereken cevabı verir diye bekledim ama nafile..’

Dikkatli demiyorum ben, ahlaklı demek isterim.

Ahlaklı bir okuyucu cevap vermezdi haddini bildirirdi demek isterim.

LGBT için yazılanları okuyunca aklıma psikoloji ve cinsellik dersi geldi.

Kendi içinde sorunu olanların LGBT düşmanı olmaları. Nedeni ne? Bence nedeni kendi içinde sorunlar yaşaması.

Toplum ahlakını mı düşünüyorlar? Senin dinin inananların ahlakını öneriyor yani ona inanan senin.

Psikolojik alt yapısı neyden kaynaklanıyor?

Kendi içinde sorunları olup kendi hayatındaki sorunlarla mücadele edemeyenler başkalarına saldırır ve onların hayatlarındaki sorunları çözmeye çalışır. Demek ki bu kişiler de kendi hayatlarını düzeltemedikleri için başkalarının özellikle de LGBT olan kişilerin hayatlarına karışmaya çalışıyorlar.

Almanya’daki Türklerin hep söylediği şeyle mi saldırıyorsunuz?
‘İyiliği emretmek kötülükten engellemek’

Dünyada kötülük çok.

Önce onlarla uğraşın.

Belarus’ta açlık ve acı çeken onlara kötülük yapanlarla uğraşın.

Kapitalizmin sömürdüğü, kötülük yaptığı ülkelerde uğraşın.

Afganistan’da din için halka eziyet edenlerle uğraşın.

Türkiye’de halka zulmeden ekonomiyle uğraşın ya da devletin baskısıyla.

Gidin Dış Güçler dediklerinizle uğraşın.

Yapamıyorsunuz öyle değil mi?

Çünkü gücünüz yetmiyor.

Gücünüz yetmediği için başkasına zararı olmayan, kendi hayatını yaşayan LGBT kişilerle uğraşıyorsunuz çünkü gücünüz anca onlara yetiyor.

Cinsellik üzerinden bir başkasına ahlak dersi verenler psikolojik destek alırsanız hem kendinize hem çevrenize hem de LGBT olan kişilere iyilik yapmış olursunuz.

Tavsiye ederim.

Değerli okuyucularım kusura bakmayın. Bazen böyle insanların seviyesinden yazmak gerekli.

Hoşça kalın

6 YORUMLAR

  1. Sitenin yöneticileri muhtemelen cami avlusunda eşcinsel sapık tacizine uğramamış oldukları için belki de eşcinselliği saygınlığı olan bir şey sanıyor olabilirler. ahlakı da eşcinsellerden öğrenmeyelim bir zahmet.

    • @Banan:
      Yaaaani bu mantikla zaten bi cacik olmaz. O zaman Türkiye’deki kuran kurslarinda cocuklari taciz eden din ADAM!larini nereye koymayi düsünüyorsunuz????

      Bir olay üzerinden topluca bir kesime düsmanlik beslemek de, ne bileyim, bu modern toplumda fena halde cakozlamak demek. Allah beyin vermis düsünün dogruyu bulun, sorusturun diye, düsmanlik edesiniz diye degil!!!!

      Berrak ve calisan beyinlerin sayisinin artmasi dilegiyle

      • düşmanlıkla ne ilgisi var efendim. kimseye düşmanlığım yok, düşmanlık gerektiren bir durum da yok.

        bırakın Kur ‘an kunsunu sokakta taciz eden bile cezasını çekmesi lazım, bir şekilde. tacizci bir sapığın insanların arasında ne işi var da eğitim kurumlarında istihdam edilsin. bakın sizin de kafanız karışık. yeni bir anlayışa ihtiyaç var işte;

        eşcinsellik toplumlarda oldukça yaygın bir şey olduğu için ciddi rahatsızlık boyutlarına ulaşmış, kamusal alan ile kişisel alan birbirine karışmış, içinden çıkılmaz bir hale gelmiş. siyasi bir parti liderinin “siyaset bir çıkmazda ve mevcut partilerle ülkenin bu çıkmazdan kurtulması zor” ifadesinde ortaya koyduğu gerçeklik de aynı hakikate işaret etmekte.

        sadece eşcinsel bireylerin ve ülke siyasetinin içinde bulundukları çıkmazlardan ibaret de değil, toplumsal her alanda yaşanan sorunlar içinden çıkılmaz hal almış vaziyette.

        bir tarafta can güvenliği olmayan insanlar, bir tarafta açlık çeken insanlar, diğer tarafta özgürlükleri ellerinden alınan insanlar, işini aşını kaybedenler, bir başka yerde kaçındıkları bir savaşa kurban giden insanlar…

        insanlığın boyunu aşmış bunca sorunlar içinde debelenip dururken insanlar, kimi ilgilendirir cinsel tercihler, cinsel kimlikler…

        hayatım boyunca kimseye kadın mısın erkek misin ya da eşcinsel misin diye sormadım, sormam da. çünkü bu kişisel alana ait bir husus, evleneceği kişiden başkasını ilgilendirmez.

        şimdi soruyorum; bu türden kendinden başkasını ilgilendirmeyen, tamamen kişisel alanda kalması gereken meseleleri kamusal alana taşımaya kimin hakkı var.

        nereye bakarsanız bakın, hangi meseleyi ele alırsanız alın bütün sorunlar temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilmesinden kaynaklanıyor.

        o halde temel hak ve özgürlükler meselesini doğru bir zemine oturtmak, toplumsal barış ve huzuru sağlayacak şekilde yeniden tanımlamak gerekiyor.

        ben tanımlarsam kendimce tanımlarım, ki ben ilkokul mezunuyum. bunu eğitimli, farklı toplumları görmüş tanımış yazar çizerlerden beklerim.

        ama anladığım kadarıyla sizler de bu işi bana bırakmışsınız. madem öyle, gel böyle o zaman:

        dünya iyice yakınlaşmış, dünyanın en uzak yerlerinden insanlar bir birleriyle yakınlık kurmuş, ticaret ve turizm ile sınırlar kalkmış, dünyanın bir ucunda yaşayan bir insanın bir sorununa öbür ucundakiler kulak kabartır olmuş, yaklaşık 8 milyar insanın sorunları da bir biriyle bağlantılı hale ve bir yerlerdeki bir hak ihlali dünyanın tümünü ilgilendirir hale gelmiş.

        bir şekilde hak ihlallerinin önüne geçilemezse, dünya barışa ve huzura hasret kalarak kıyameti yaşayacak.

        kim yapıyor bu hak ihlallerini, başkalarının haklarına kim tecavüz ediyor peki?

        hak hukuk bilmeyen insan yapıyor elbette.

        yer yüzünde yaşayan yaklaşık 8 milyar insanın ortak tek bir özelliği var, o da “insan” olmaları. o halde ‘insan’ın hakkı nedir, nereye kadardır? bu sorunun cevabını 8 milyar insanı hesaba katmadan veremezsiniz.

        her bir insan tek tek 8 milyarlık küresel toplumu oluşturur. kara parçaları ve devletlerin haklarını bu hakları belirleyen uluslar arası hukuka havale edersek, geriye kamusal alan hakkı ve kişisel alan hakkı kalır ve kişisel hakları belirlerken de kamusal alan hakkını gözetmek mecburiyetindeyiz. bu ayrımı doğru yapmazsak 8 milyar insan bir birine girer. her şey karışır.

        kişisel alan’ a ait hakları evvelâ bir tanımlayalım;

        -yaşama hakkı( maddi ve manevi temel
        haklar)
        maddi hakları belirleyen en esaslı etken manevi/ruhsal/duygusal haklardır.

        o zaman önce duygu durumuyla ilgili hakları belirlememiz gerekir. çünkü duygusal hakları belirlemeden diğer hakların hiç birini tanımlayamayız.

        burada bir noktalı virgül koyup düşünme molası vermek istiyorum. devamı başka bir yazıda ya da beni beklemeyin siz yazın.

  2. Hakaret ve küfür mü? Allah’tan kork. Şahsına nerede küfür etmişim. Deniz hanımın yazısında bizzat Osmanlı’da pezevenkler esnaftan sayılır defter kayıtları yapılırdı diye belirtmiş. Osmanlı’da buna izin vardı şimdi yok diyor. Bende yazısına mukabil bu mesleği icra etmesini devam ettirmesini belirten içerik yayınlamak istedim Tutmuş hakaret diyorsun

  3. Milli eğitim bakanlığına rica edelim de LGBT örgütünden travestileri zorunlu ahlak öğretimi için ilköğretim ve lise kademesinde din kültürü ve ahlak bilgisi derslerine sokalım . Hatta üniversitede anfilerde seminer verdirelim. Gençlere ahlaki erdemi ve mutlu olmayı anlatsınlar.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz