Kulüp, Kürşat ve Esenyurt

0
Latest posts by Sinan Eskicioğlu (see all)

Kulüp dizisini izlemeyenleriniz var mı bilmiyorum ama ben severek izledim. Dramı hiç sevmem ama Kulüp dizisindeki dramı izlerken zorlansam da izledim.

Matilda karakterinin üzerinden akan bir dizi gibi görünse de aslında karanlıkta kalan bilgileri topluma sunması bakımından önemli.

Sefarad Yahudi’si olan Matilda’nın hayatındaki kırılma noktaları çok güzel işlenmiş. Önümüzdeki günlerde Kulüp dizisini tekrar ele alacağım ama bugünü diziyle bütünleştirmemin nedeni ise aynı zihniyetin, vandallığın, ırkçılığın tezahür etmesi.

Dün akşam İstanbul’un Esenyurt ilçesinde bir grup IRKÇI Suriyelilerin işlettiği bir işyerine saldırdı. Ellerinde sopa ve taşlarla işyerinin camlarını kıran bu grubun attığı slogan olayın iç yüzünü ortaya seriyordu.

‘Burası Türkiye, Suriye değil’.

Kulüp dizisindeki ırkçılar da Atatürk’ün evine saldırı yapıldığını bahane ederek Yahudi, Hristiyan ve Rum olan vatandaşların işyerlerine saldırmış ve yağmalamışlardı.

Ellerinde bayraklarla ve attıkları sloganlarla içlerindeki kini kusan bu güruh ‘Öteki’ne saldırıyordu. Kendi açısından öteki olana.

Kendi açısından öteki diyorum çünkü bütün düşünce mekaniği oradan çıkıyor.

‘Gayri Müslim’

Müslim olmayan demek olan gayri Müslim ötekileştirmenin başlangıcı.

‘‘Müslim’ olan benim, normal ve doğru olan; gayri Müslim ise anormal ve yanlış’ demenin adıdır, Gayri Müslim demek.

Esenyurt’ta yaşanan olay da bundan farksız.

İnsanın içindeki düşman arama ve düşmana saldırma dürtüsünün tezahürü. Türkçülüğün ve Türk’ün haricinde olan diğerlerinin düşmanlaştırılması düşüncesi ve inancı.

Ne demişti Şükrü Saracoğlu?

‘Biz Türküz, Türkçüyüz ve daima Türkçü kalacağız… Bizim için Türkçülük bir kan meselesi olduğu kadar bir vicdan ve kültür meselesidir… Bu kanun aynı zamanda bir devrim kanunudur. Bize ekonomik bağımsızlığımızı kazandıracak bir fırsat karşısındayız. Bu Kanun sayesinde piyasaya egemen olan azınlık tüccar sınıfı ortadan kaldırılarak Türk piyasasını Türklerin eline vereceğiz…’

Varlık Vergisi’nin azılı savunucusu olan bu kişi ‘Türkçüyüz’ iddiasını Varlık Vergisi hakkındaki görüşmelerde dile getirdi.

Türkçülüğün bu kadar moda ve diğerlerini ezici durumu demek ki yeni değil, eskiden beri yaşanan bir inanç ya da din mi demeliyim. Evet, sanıyorum din desem daha doğru olacak.

Türkçülüğü din haline getirip, devlet denen aygıtın ne olduğu konusunda zerre kadar bilgisi olmayanların vücut bulmuş haliydi Kürşat.

6-7 Eylül olaylarının mimarı olan bu Kürşat ya da Kürşatlar EOKA’ya karşı olma derdinde değillerdi, onların derdi inandıkları dini yaşamaktı. İnandıkları din adına suç makinesine dönmeleri de aslında bir suç ve günah değildi çünkü onlar buna ilahi bir dava olarak bakıyorlardı. Tıpkı IŞID’cıların kafa kesmesi gibi.

Esenyurt’ta yaşanan bu vahşi olayı görünce çok sinir oldum. Sonra düşündüm de, ‘neden şaşırıyorum?’

Seçilmiş belediyelere kayyum atanan ve buna ses çıkarmayan bir halk var.

Aykırı olana, öteki olana, farklı ses çıkarana ‘normalleşme’ baskısını uygulayan garip bir zihniyeti yaşıyoruz ülke olarak.

Dün 6-7 Eylül olayları, bugün kayyumlar ve Esenyurt belki yarın başka yerler.

Bütün bunları bir de Kazakistan’daki olaylarla birlikte düşünelim.

Her ülkede kürşatlar var ve bu kürşatlar yeni kürşatlar yetişsin diye büyük beyin yıkama operasyonları yapıyorlar.

Bugün 10 Ocak.

‘Çalışan Gazeteciler Günü’

Çalışan gazetecilerin gününü kutluyorum.

Çalışamayan, ceza evinde tutuklu olan gazetecilere sabır diliyorum.

İşkenceye uğrayanlara geçmiş olsun, katledilenlere de rahmet diliyorum.

Kürşatlar olsa da Uğur Mumcular, Çetin Emeçler, Abdi İpekçiler de olacak.

Sevgi ve Bilgiyle kalın

Önceki İçerikBalkondan düşen çocuk – Düşen faiz, çıkan döviz
Sonraki İçerikİsrail parlamentosunda bir oturumda baştan sona Arapça konuşuldu.. Neler oluyor orada?
Sinan Eskicioğlu kimdir? 1974 İzmir’de dünyaya geldi. Agah Efendi İlkokulu’nda eğitim hayatına başladı. İzmir İmam Hatip Lisesi’ni bitirdikten sonra ÖSYM sınavlarında Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni kazandı. Kelam dalında ‘Allah’ın iradesi ve Nedensellik Problemi’ isimli bitirme teziyle, gecikmeli olarak 2000 yılında üniversiteden mezun oldu. 28 Şubat sürecinin etkisiyle İlahiyat fakültesi mezunlarının öğretmen yapılmaması yüzünden 2002 yılına kadar ticaretle ilgilendi. 2002 yılında D.E.Ü. İlahiyat Fakültesi’nde Din Felsefesi dalında yüksek lisansa başladı. Aynı yıl yüksek lisans programını yarıda bırakıp Almanya’ya gitti. Almanya’da Diyanet’e bağlı çeşitli camilerde eğitmenlik ve öğretmenlik yaptı. Duisburg-Essen Üniversitesi Sosyal işler ve yöneticilik bölümünde eğitim aldı. 2007-2011 yılları arasında IGMG (Avrupa Milli Görüş)’de Düsseldorf Bölgesi Eğitim Merkezi müdürlüğü ve bölge eğitmeni olarak çalıştı. 2011-2013 yılları arasında Osnabrück Üniversitesi Protestan Mezhebi bölümünde eğitimine devam etti. 2016 yılından itibaren Ocak Medya gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. 2020 yılında gazetenin genel yayın yönetmenliğini üstlenen yazar Almanca, İngilizce bilmektedir. şimdiye kadar yayınlanmış olan yedi kitabı vardır. Yok Edin İnsanın İnsana Kulluğunu- Kişiselleştirilmiş İslam, Zeytin Ağacı (Roman), Katar istanbul, Müslüman Kardeşlerden Ak Parti’ye İslamcılık., Tarihteki Dindar Zalimler. İbn Sina, İbn Haldun

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz