Mantığı Olmayan Bir Savaş Çılgınlıktır 

0

Her savaşın bir mantığı ve her mantığın bir amacı var. Bu sebeple savaşın hangi amaca hizmet ettiği genelde bellidir. 

Savaşın yer yer o amacın dışına çıkması söz konusu olabilir, çünkü alan bazen savaşın mantığını kurgulayanlar ile savaşanların aynı paralelde gitmelerine izin vermeyebilir. Aslında bazen savaşın amacına uygun araçlarla verilmesi ile alanda aynı paralelde yürümeye imkân vermeyebilir; o nedenle üstün savaş gücüne sahip olsanız bile bu size istediğiniz neticeyi vermeyebilir.   

Üstün savaş gücü her zaman önemli bir enstrümandır, ancak bu hiçbir zaman neticeyi belirlemesi açısından yeterli değildir, zira saha gerçekliği bu neticeyi pek ala değiştirebilmektedir.  

Buna göre kalıcı zaferin saha gerçekliğiyle bir uygunluk halinde olması gerektiği söylenebilir. 

Rus-Ukrayna savaşına NATO’nun dolaylı dahli savaşı sahanın gerçekliğine evirdi ve bu sebeple bu saatten sonra bir orta yol bulunmaz, bir uzlaşma sağlanamaz ise savaşın uzayacağı ve sürece farklı araçların dahil edileceği riski belirdi. Taraflar artık pozisyonlarını bu yeni duruma göre almak ve hesaplarını ona göre yapmak zorundadırlar, zira bu saatten sonra savaşta ısrar edilirse postun pahalı olacağı ve kimsenin kazanmayacağı bir savaş söz konusu olabilir. 

ABD bu gerçekliği göz önüne almak zorundadır; düne kadar peşinden sürüklediği Batılı ülkelerin liderleri de bu saatten sonra Rusya’ya karşı yürüttükleri savaşın meşruiyetini artık yurttaşlarına bu temelde izah etmek zorundadırlar ve sanırım bunu anlatmaları kolay olmayacaktır.  

Artık bu saatten sonra bu savaşı sürdürmenin ne bir mantığı ne de yararı vardır. Kaldı ki bu saatten sonra Ukrayna’da kaybedilen toprak olsa da ortada bir zafer var ve bu zaferin sahibi de ABD’dir; ABD Rus ayısını kendi etki sahası içinde durdurmuş, onu doğal sınırlarına çekilmek zorunda bırakmıştır. Artık bunu daha ileriye götürmenin ABD’ye de bir yararı olmayacaktır; ABD sahada üstünlük sağladığı zannıyla savaşta ısrar ederse pek ala Çin’in Kore’de müttefiklere karşı kazandığı zafer sonrası hezimetine uğrayabilir.   

Eminim artık Ruslarda hinterlandındaki ülkelere eskisi gibi hiza vermenin kolay olmadığını görmüş ve bundan sonra bu temelde geri dönülmez angajmanlara giremeyeceğinin farkına varmıştır. Kaldı ki şu anda Ruslar savaşa gerekçe saydıkları toprakları kontrol ediyorlar; o yüzden elde ettikleri bu kazanımlardan sonra olası savaşı sürdürmenin onlara da bir faydası olmayacaktır. Dahası, Ruslar mevcut durumdan pek ala bir zafer çıkarabilir ve zaferlerini kutlayarak üzerine yatabilirler. Zira bu saatten sonra savaşta ısrar etmek onların da felaketi olabilir.  

Yukarıda da vurgulamaya çalıştığım gibi savaşın bir mantığı var ve o mantık genelde kazanmak üzerinedir. Rusya da Çin’in Kore’de kazandığı zaferle yetinmeyerek savaşı sürdürmesi ve yalnızca savaşı sürdürmesi münasebetiyle kaybetmesi hatasına düşmemelidir. Dahası, Rusya’nın bu saatten sonra Ukrayna’da kazandığı toprakların üzerinden kazanacağı ikinci bir şey yoktur; artık savaşta ısrar Batı dünyasının Ukrayna ordusunu daha çok desteklemesi gerekçesini tamamlaması ve Rus ordusunu daha çok yıpratması dışında başka bir işe yaramayacaktır. Putin artık bunu bilince çıkarmak zorundadır, bu durum Batı dünyasının güvenliğiyle de doğrudan alakalı olduğu için Batı dünyası da bu savaşa destek vermeye devam edecektir, hem de her gün biraz daha fazla, çünkü savaşta varılan netice onlarda artık Rusların savaşla durdurulabileceği inancını pekiştirmiştir.  

Bu son netice ABD’nin Batı dünyasını kendisine daha çok bağlaması konusunda önemli bir şıktır ama bu yine de ABD’nin değil, Rusya’nın bu konuda vereceği karara bağlıdır; çünkü ancak Rusya’nın savaşta ısrar etmesi ABD’ye bu argümanı daha çok kullanması şansını verecektir.  

Putin şunu unutmasın; Rus güçlerinin dünyaya karşı bir zafer kazanması koşulu yoktur; “Gerekirse nükleer silahlarımızı kullanırız” tehditlerinin dünyada bir karşılığı olsa da bu her zaman için soğuk karşılanmakta, tehdit eden tarafın savaşını haklı göstermek için ileri sürdüğü argümanlarını berhava etmektedir. Rus topraklarına ciddi bir tecavüz söz konusu olmadığı sürece -ki yoktur- bu tehditlerin dünyada bir karşılığı olmayacaktır; bu nedenle Rusların “Gerekirse nükleer silahlarımızı kullanırız” tehditleri halihazırda bir tek onlara kaybettirmektedir. Kaldı ki Rusların Ukrayna’daki hesapları için böyle bir şey yapmayacakları da bilinmektedir. Dahası, Batı dünyasının Ruslara karşı böyle bir niyetleri de yoktur. O nedenle böyle bir ahmaklık dünyanın değil ama kesinlikle Rusya’nın sonu olacaktır.  

Batı dünyası Rusya’yı ne kadar mahvetmek isterse istesin bunun bir sınırı var; Rus hinterlandındaki ülkelere Rusların keyfi işgallerinin önlenmesi, olası her itilafta Rusların hemen silaha sarılmalarının önüne geçilmesi. Batı dünyasının Ruslarla bunun dışında bir hesabı yoktur, bundan ötesi ABD’nin küresel piyasalardaki hesabıdır ki, ABD’de Batı dünyasının kendisini her konuda ve ilelebet izlemeyeceğini bilmekte, daha ileri giderce yalnız kalacağını hesap etmektedir.  

Ancak şu gerçeği de teslim etmek lazım; Rus güçlerinde kısmi bir gerileme varsa bu Batı dünyasının değil ABD’nin azmiyle mümkün olmuştur, dolayısıyla bu zafer Batı dünyasının değil ABD’nindir. Ancak ABD’de Kore’de Çinlilerin onlara karşı düştüğü hataya düşmemelidir, çünkü bu savaşta saha gerçekliğini ve savaşın meşruiyetini kaybeden tarafın kaybetmesi yüksek bir olasılıktır. Kaldı ki zaten bu savaşta nihai bir zaferden söz etmenin koşulu yoktur. 

Ukrayna Devlet Başkanı Volodemir Zelenski’nin ciddi bir politik öngörüsünün olmadığı görüldü, neredeyse savaşın başından beri Batılı diplomatların ağzıyla konuşuyor ve muhtemeldir ki, ülkesindeki algıyı yönetme konusunda bile kendisi varlık göstermiyor, önüne Batılı diplomatlar tarafından sürülen yazı metinlerini okuyor. Zelenski, savaşın başlarında Rusların tüm argümanlarını kabul etmese de Rusların şu anki işgali altındaki bölgelerin Ruslara bırakılması konusunu konuşabileceklerini söylüyordu. Şimdi ise tüm Rus güçleri Ukrayna’dan çekilmeden görüşme yapmayacağını söylüyor. Zelenski’nin demeçleri belki kitlelere moral vermek için seçilmiş iyi mesajlarıdır, ancak hiçbirinin saha gerçekliğiyle ciddi bir ilgisi yoktur. Kaldı ki zaten Zelenski’nin bir gücü yok, tüm tafraları Batı dünyasının ona sağladığı destek üzerinedir. O yüzden bu savaşta Zelenski görsel bir figür olarak kullanılsa da Zelenski’nin artık ne Ruslar nezdinde ne de Batı dünyası nezdinde bir kıymeti yoktur. 

Bu savaşın en kötü yanı ise savaşın Rus Ukrayna savaşı olmaktan çıkması, bir Rus NATO savaşına dönüşmesi ve NATO’nun silah yardımı sağlamasına karşın cephelerde yalnızca Ukrayna yurttaşlarının ölmesidir. Evet Batı dünyası Ukraynalı kadın ve çocukları cephe gerisine taşımış, karınlarını doyuruyor ama Ukraynalı erkeklerinde cephelerde ölmelerine göz yummuyor. 

Gerçekten Ukraynalılar artık vatanları için mi savaşıyorlar? Bu soruya çıkarların birleşmesi noktasından bakılabilir tabi, ancak Suriyelilerin tarafların tüm argümanlarına rağmen buna ikna olmadıkları ve kucaklarında buldukları savaşın kendi savaşları olmadığına karar vererek aradan çekilmeyi seçtiklerini de hatırımızdan çıkarmamalıyız. Suriyeli vatandaşlar ülkelerini terk ettikleri için çok mağdur oldular, ama ölmediler ve dönüp cephelere baktığımızda ise pek çok tarafın hesabını bozduklarını da görebiliriz. Sonuçta bugün Suriye’de nerede ise bir tek Suriyeliler savaşmıyor. Ukrayna özgülü biraz farklıydı, Ukraynalılar o yüzden savaşmayı seçtiler ve Ukrayna’da başka ülkelerin hesapları olsa da savaşta şimdilik yalnızca onlar ölüyorlar. Batı dünyası şimdilik Rus Ukrayna güçlerinin eşitsiz konumlarını savaş gücüyle dengelemeye çalıyor, ama bunun hep böyle sürmeyeceği de ortadadır ki, bu da sahanın diğer bir gerçekliğidir ve savaş biraz daha uzarsa bu daha bariz bir şekilde görülecektir. 

Naçizane görüşüm; Rusya’nın şu andan referandumlarla kendisine bağladığı Luhansk ve Donetsk bölgesi ile Herson ve Zaporijiya bölgelerinin Ruslarda kalacağı ve sıcak savaşın bir süre sonra soğumaya yüz tutacağı yönündedir. Ruslar daha ileri gitmenin kendilerine pahalıyla mal olacağını gördüler ki, ABD’nin de tam olarak Ruslara göstermek istediği şey bu sınırlarını bilmesiydi. Dolayısıyla şu anda Ukraynalılar ve Avrupalılar dışında savaşın bir kaybedeni yoktur; Ruslar istedikleri yerleri Ukrayna’dan almış olarak zaferlerini kutlayabilirler; ABD’liler de Rusları durdurmuş ve daha ileri gitmelerini önlemiş olmayı zafer hanelerine yeni bir zafer olarak yazabilirler, ya Avrupalılar? Avrupalılarda içte politik bir birlik sağlayamamanın onlara ne kadar pahalıya patladığını bu kış görmüş olacaklar. Ukraynalılar ise herhalde daha uzun bir süre ülkelerine dönemeyecek ve muhtemelen bugün savaş propagandası altında söyledikleri ile yarın söyleyecekleri bir olmayacaktır. Artık Tek umut, 2. Dünya Savaşından sonra ABD’nin Almanya’nın imarında aldığı inisiyatifi savaştan sonra Ukrayna’da da alması, Ukrayna yurttaşlarını ülkelerine geri dönmeye ikna edecek kadar cazip bir hale getirmesidir. 

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz