Misafirhane

0
Latest posts by Psk. Dr. Ziya Doğan (see all)

Türkiye’yi tam 20 yıldır Siyasal İslamcılar yönetiyor.

‘‘3Y’’ parolası ile gelmişlerdi.

Yoksulluk.

Yolsuzluk.

Yasaklar.

Ülkeyi isimleri adalet ve kalkınma ile mi yönetiyorlar?

Bu soruya cevap bulmak için sayılardan yardım isteyeceğiz.

Çünkü sayılar yalan söylemez fakat yalancılar sayı söyler.

Evet, iktidar, olgulardan çok algılarla oynuyor.

Beton sevdalıların, üretimci olmadığı gün gibi ortadayken elbette her şey tüketime dayalı olacak.

Düşünün, Türkiye’nin bir yılda kişi başına 250 bardak çay tüketimi ile dünyada birinci olmasına karşın Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü, (ÇAYKUR) 2021 yılında 503 milyon 840 bin TL zarar etti. Başka söze gerek var mı?

Demokrasinin en temel ilkelerini toprağı gömdüler.

Adına ‘‘Türk Tipi Başkanlık’’ dedikleriyle milli egemenliği ortadan kaldırdılar.

Tarafgirlikleriyle eşitlik ilkesini fütursuzca çiğnediler.

‘‘Çoğunluktayız’’ deyip kendi dışındakilerin adeta canını okudular.

‘‘Hukuk, iktidarın köpeğidir’’ muamelesiyle hukuku rafa kaldırdılar. 

İktidar tekelini kıran uygulamadan biri olan ‘‘Kuvvetler Ayrılığı’’nın yerine gece yarısı yayımlanan ‘‘Kararnameler’’ getirdiler.

Diyanet’inden adalet sistemine, eğitimden adliyeye oradan TÜİK’ten Merkez Bankası’na kadar hiçbir kamu kuruma güven bırakmadılar.

Ülkenin içine düştüğü ekonomik bunalımını yazacak kelime yok!

Ya adalet?

Evet, adları adalet olanların bu vatana nasıl bir adalet getirdiklerini görmek için Adalet Bakanlığı’nın 2020 yılında yayımlamış olduğu ‘‘Adalet İstatistikleri 2020’’ verilerine bakmak gerekir.

Eriler bize iktidarın, ülkenin yüzde 15’ini kriminalize etmeyi başardığını söylüyor. Büyük bir başarı değil mi?!

2021 yılında yaklaşık 8 milyon soruşturmada 13 milyon kişi şüpheli olmuş.

Yanlış okumadınız. Tam tamamına 13.000.000!

Ülkenin nüfusu 81 milyon.

Mahkemelerde görülen 2 milyon 357 bin davadan 1 milyon 541 bin 870 kişi mahkûm olmuş.

Sadece Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’ne (CİMER) 2021 yılında 6 milyondan fazla ihbar yapılmış.

İşin vahimi ise, sarayın bu 6 milyon ihbarlardan 4 milyonunu işleme koymuş.

Bu ihbarlar: ‘‘Komşumun maddi durumu iyi değil, kızını/oğlunu okutamıyor yardım edin’’ veya ‘‘Komşumuzun evladı üniversite bitirdi ama iş bulamadığı için bunalıma girdi,  intihar edecek, lütfen, yardım edin!’’ türünde değil.

Tam aksine:

‘‘Vallahi bak 155’i ararım, seni içeri aldırırım. Seni öldürürüm! Vatan haini! Savunma! Alçakları savunma! 15 Temmuz alçaklarını savunma! Kürtaj yapıyok burda!’’ diyen dedeyi hatırladınız mı?

Bir de CİMER dışında yapılan ihbarlar var. 

Bu ihbarların sayıları belki ülke nüfusunun birkaç katıdır, kim bilir?

Yapılan ihbar sayılarına yıllara göre dağılımı ise şöyle:

2018’de 80 bin 866.

2019’de 176 bin 380.

2020’de ise 200 bin 288 ihbar yapılmış.

İhbarların ve davaların bir başka yönü var ki, sanırım dünyada benzersiziz. 

Mesela AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2014-2020 arası açtığı dava sayısı 38.581.

Bilmem ki, darbeci Kenan Evren’in açtığı dava sayısı 1.700 olduğunu hatırlatmakta fayda var mı? 

‘‘3Y’’ diyenlerin adalet istatistiğine incelemeye devam edelim…

2020 yılında savcılıkların soruşturmalardaki dosya sayısı 8 milyon 995 bin 141.

Yani yılda iki milyon insan soruşturma geçirmiş.

Aşağıdaki tablo yıllara göre ülkenin nüfusu değil, şüpheli sayılarıdır.

2013: 9.324.457

2014: 9.867.242

2015: 10.279.240

2016: 10.599.327

2017: 11.985.118

2018: 13.180.991

2019: 13.562.961

2020: 13.097.311

Yılda 33 bin 885 kişiye anayasal düzeni ihlal etmekten dava açılmış.

Geçen yıl şüpheli olanların 409 bin 341’ini yabancı uyruklu kişiler oluşturdu. Hani, ‘‘Sınır namustu’’? Nereden geldi 410 yabancı şüpheli bin kişi?

Sadece bir yılda hapse atılanları sayısı, yüz yaşına girmeye hazırlananın Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir rekordur.

1 milyon 541 bin!

Adaletin hazin ve düşündürücü verileri bitti mi?

Elbette bitmedi.

Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımız için adaletin sayılar ne durumda?

2020 yılında çocuk sanık sayısı ise 99 bin 919.

Hapishanelerinde 52 bin çocuk mahkûm olan bir ülkede yaşıyoruz.

Ki bu iktidar, ülke tarihinin en fazla çocuk ve kadın tutuklayan ve hapse atan iktidardır.

Cezaevlerinde ölüme terkedilenleri geçtim…

Ya kadınlar?

O yarayı kanatmaya gerek var mı?

Hürmüz Diril’i duymadınız mı?

Bütün bu sayılara rağmen keşke “Daha adil bir dünya mümkün” olsaydı!

Bütün bu sayılara rağmen “İskandinav ülkeleri terör örgütü misafirhanesi gibi” diye manşetler atmak…

Bütün bunlara rağmen…

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz