Motosiklet: Güvenli Sürüş Yolları ve Kazalar

0
?
Prof. Dr. Orhan Yılmaz

Motosikletçiler arasında yaygın bir söz vardır: “Düşmeyen motorcu yoktur, Henüz düşmeyen motorcu vardır.”

İngilizce’de bir motto vardır: There are old pilots, there are bold pilots, but there are no old bold pilots (Yaşlı pilotlar vardır, gözüpek pilotlar vardır ama yaşlı ve gözü pek pilotlar yoktur)” Çünkü yaşlanmaya varmadan uçak kazasında ölmüştür. 

Motosiklet kullanımında en önemli kaza nedenlerinden birisi “kendisine iyi sürüş konusunda aşırı güven duymak ve buna bağlı olarak aşırı hız yapmak” olarak kabul edilir. Gerekli trafik ve motosiklet sürüş kurallarına uymak koşuluyla kazalardan kaçınmak olasıdır. Ama ne yaparsanız yapın, yine de motosiklet kazasının bir çeşidi ile karşılaşabilirsiniz. 

Ancak gerekli kurallara uyarak kaza yapmayan sürücüler de vardır. Bu konuda benim tanıdığım en tedbirli motorcu Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nden emekli Prof. Dr. Fırat Cengiz’dir. 1978 yılından beri aktif bir motosiklet sürücüsüdür. Halen 70’ine yaklaşan Fırat Hocanın, aradan geçen 44 yıl içinde sadece bir “yatırma” vakası vardır (Yatırma kelimesinin anlamını yazının ikinci bölümünde açıklayacağım).

Artvin Şavşat yakınlarında, eşi de arkada yolcu koltuğunda oturur halde, o bölgedeki keskin dönemeçli yollarda çok düşük bir hız ile giderken, bir virajdan çıkınca yolun ortasına dökülmüş bir kum yığını ile karşılaşıyor. Hemen fren yapıyor ama ancak kum yığınının başlarında durabiliyor. Motor duruyor ancak durduğu anda zemindeki kaygan kumdan dolayı dengeyi sağlayamayıp, motoru yatırıyor. Ancak, ne motorda ne de Fırat Hoca ile eşinde herhangi bir önemli hasar/zarar meydana gelmiyor.

?

İki motosiklet kullanıcısı bir arada iken ayrılırken ya da bir mesajlaşma vs. yaparken ayrılacakları zaman söyledikleri veda sözcüğü farklıdır. Motorcular diğer insanların söylediği “Allahaısmarladık, güle güle, yine görüşürüz, sağlıcakla kal”” gibi cümleler kullanmazlar. Onların kullandığı cümle hep “Tekerin düz bassın” temennisidir. Bir motorcu için sürüş anında en önemli konu tekerin hep düz basması, yani yolundan şaşmaması ve kaymamasıdır.

Bir motosiklet sürerken ideal seyir hızı ne kadar olmalıdır sözü akla gelebilir. Bu sorunun tek bir cevabı vardır: Frenleme yaparak emniyetli bir şekilde durabileceğini gözün kesiyorsa, istediğin hızı yapabilirsin . 

Örneğin şehir içinde 20-30 km gibi çok düşük bir hız ile giderken önünüzdeki araç aniden fren yapabilir, ani bir manevra yapabilir ya da motosikletin önüne aniden insan/hayvan çıkabilir. Yasanın emrettiği şehir için 50 km/saat hızın neredeyse yarısı kadar bir hız ile seyretmenize karşın, bu kadar düşük hız ile dahi kaza yapabilirsiniz. Hem kendinize, hem motosikletinize hem de karşıdaki kaza nedeni olan şeye zarar vermeniz oldukça olasıdır. Çünkü yeterli frenleme mesafesini bırakmamışsınızdır.

Tam tersi bir örnek de verilebilir. Düz bir yolda, örneğin 3 şeritli bir otoyolda belki 200 km/saat ile giderken, ileride bir tehlike sezmişseniz, hemen hızınızı azaltıp, frenlemeye başlayarak olası bir kazadan kurtulmanız da her zaman mümkündür. 

?

Motosiklette kazalar kazanın oluş biçimine ve şiddetine göre “yatırma, düşme, çarpma” olmak üzere 3’e ayrılır: 

1. Yatırma: Bir yatırma durumunda seyir halinde iken motosikleti frenleyip durursunuz, ancak durduktan sonra dengeyi sağlayamayıp motosikleti yana devirirsiniz.

Sürücünün ve yolcunun üstünde kask, mont, pantolon, eldiven ve bot varsa, motosiklette de “yan koruma demirleri/barları” varsa, genellikle bu gibi kazalar hem insan hem de motosiklet açısından hasarsız atlatılabilir. 

Hasar olursa da genellikle diğer kaza çeşitlerine göre daha hafif derecede hasar meydana gelir.  

2. Düşme: Bir düşme durumunda motosiklet ile seyir halindesinizdir ancak hızınız çok fazla değildir. Herhangi bir nedenle motosiklet ile birlikte düşersiniz. Motosiklet ve siz birlikte bir miktar yerde sürüklenirsiniz.

Böyle bir durumda insanın yere temas eden ilk organı bacakları, ikinci olarak omuzlarıdır. Hızın ve düşmenin şiddetine göre genellikle bacaklar ve omuzlarda ağrı ve yaralanmalar görülebilir. Düşme anında büyük olasılıkla kafa da yere temas eder ama kask bu gibi durumlarda genellikle gerekli korumayı sağlar. 

Böyle bir durumda ekipmanınız ne kadar kaliteli ise, zarar o kadar azdır. Tekstil mont/pantolon yerine deri mont/pantolon giymişseniz, normal kask yerine karbon kask sahibi iseniz, göreceğiniz zarar önemli düzeyde azalır.

Düşme durumunda, yatırma durumuna oranla motosiklette daha fazla hasar meydana gelir. Her ne kadar yanlarda koruma demirleri/barları bulunsa da, genellikle motosikletin yere temas eden tarafında bazı hasarlar meydana gelir. Bu hasarlar çeşitli yerlerde çizilmeler biçiminde olabileceği gibi, manet ve karenaj gibi parçaların kırılması biçiminde de görülebilir. 

Manet, motosiklette sağ ve sol elin tuttuğu yerin ön karşısında yer alan, solda debriyaja sağda frene hükmeden metal çubuklara verilen isimdir.

3. Kaza: Motorcuların korkulu rüyasıdır. Bu kaza tipinde sürat oldukça fazladır. 

Motosikletin dengeyi kaybetmesi ile birlikte sürüklenmekten ziyade motosikletin taklalar atması söz konusudur. Motosiklette ciddi sayılabilecek, çoğu durumda tamir edilemeyecek ve hurdaya çıkacak derecede hasar meydana gelir.

Sürücü ve artçı ise yalnızca yerde sürüklenmekle ya da havada uçmakla kalmayıp bir yere de çarpar. Bu durumda ne kadar kaliteli ekipmanınız olursa olsun, kafa yaralanmaları ya da omurga kırığı sonucunda genellikle ölüm meydana gelir. 

Eğer yol kenarında “oto korkuluk” adı verilen koruma demirleri varsa, sürüklenme ya da havada uçma sonucunda oto korkuluklara çarpma meydana gelirse, bu oto korkuluklar kol, bacak ve kafa gibi organları bir bıçak gibi keser. Basında bu tip kazalara sıklıkla rastlanır. Bu tip ölüm olaylarının sonunda ölenlerin yakınlarının “Oto korkulukları kaldırılsın” tipi yakınmalarını sıklıkla duyabilirsiniz. 4 tekerli araçlar için koruma sağlayan bu oto korkuluklar ne yazık ki motosiklet sürücülerinin ölümüne yol açmaktadır. 

????????????????

Motosiklet sürücüleri gerekli hız ve güvenli ekipman önlemlerini aldıktan sonra bu tip 3 kazanın üçünden de kurtulmaları mümkün olabilir. Ancak yazının başında da söylediğimiz gibi “Düşmeyen motorcu yoktur, henüz düşmeyen motorcu vardır.”

Tekeriniz düz bassın…

Önceki İçerikFinlandiya ve İsveç için ABD devrede..
Sonraki İçerikÜniversal Eğitim Üzerine
1962 doğumlu. Tokat’ın Zile İlçesi’nden bir köylü çocuğudur. 1984 yılında Ankara Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Zootekni Bölümü’nü bitirdi. 1997 yılında Birleşik Krallık, University of Aberdeen’de yüksek lisans, 2007 yılında Ankara Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü (zootekni bölümü)’nde doktora çalışmasını tamamladı. Mesleği ziraat dışında, Çerkezler ve Aleviler gibi diğer bazı sosyal alanlarda da amatörce akademik çalışmalar yapmaktadır. Kitap okumak ve motosiklet kullanmak özel ilgi alanlarıdır. “Hayvanları sevmeyen, insanları da sevmez” zihniyetli, hararetli bir hayvan sever ve hayvan hakları savunucusudur.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz