Öğrencilere yaşatılan gözle görülür adaletsizler

0
Latest posts by Rabia Güner (see all)

   Lise son sınıf öğrencisi olan ve üniversite sınavına hazırlanan Havva Nur Çilek ile öğrencilerin yaşadığı adaletsizlikler üzerine konuştuk. Öğrenciliğin kendisine nasıl hissettirdiğini, öğrenciliğin zorluklarını, karşılaştığı adaletsizlikleri, konuyla ilgili örnekler ve konuyla ilgili çözüm önerileri üzerine konuştuk. Kendisi de bir öğrenci olan Çilek, konuyla ilgili fikirlerini dile getirdi.

   Milli Eğitim Bakanlığı istatistiklerine göre; 15 milyon 189 bin 878 öğrenci resmi, 1 milyon 468 bin 198 öğrenci özel ve 1 milyon 583 bin 805 öğrenci ise açık öğretimde okuyor. Resmi okullarda eğitim görenlerin 7 milyon 781 bin 791’i erkek, 7 milyon 408 bin 87’si kız öğrencilerden oluşuyor.

   Öncelikle öğrenciliğin sizi nasıl hissettirdiğini sormak istiyorum. Öğrenci olmakla ilgili ne düşünüyorsunuz?

   Açıkçası kendimi eğitim aldığım ya da alabildiğim için son derece şanslı görüyorum çünkü bu imkâna sahip olmayan birçok insan var. Öğrenci olmak yüzeysel anlamda kendimi önemli ve sorumluluk sahibi biri olarak görmememi sağlasa da bu konu derinlere indikçe değişiyor tabii. Öğrenci olmak sağladığı ortam, arkadaşlıklar, bilgiler ve kazandırdığı bakış açılarıyla bence deneyimlediğimiz en önemli süreçlerden biri. Örneğin biz bu sene mezun oluyoruz ama hiçbirimiz mezun olmak istemiyoruz. Yine de üniversitenin bize bu devamlılığı sağlamasını umut ediyoruz.

   Peki, öğrenciliğin zorluklarının neler olduğunu düşünüyorsunuz?

   Saniyeler içinde kafama birçok zorluk geldi gerçekten. Bunun böyle olmasına üzüldüm. Aslında genel itibariyle okulu seviyorum ama öğretmenlerimizle bazı problemler yaşayabiliyoruz ve bu her zaman öğrenciden de kaynaklı sorunlar da olmuyor. Hepimizin ilkokuldan bile benzer sarsıntıları vardır bence. Sonra arkadaşlarla sorunlar yaşayabiliyoruz ama bunu normal karşılıyorum. Bir gün arkadaşım bu sınavlar bizi birbirimize düşman ediyor demişti. Ben anlamamıştım ama şimdi anlıyorum. Sürekli bir yarış içinde olmak hepimizi çok yoruyor. Bizim şu an hazırlandığımız üniversite sınavının mantığını da açıkçası beğenemiyorum. Şimdi temelde her birimizin aynı sınava girmesini mantıklı karşılayabilirim ama bu aynı sınava giren insanlar farklı mesleklere yöneliyor. Bu sisteminin yeteri kadar iyi olduğunu düşünmüyorum. Aksine zekâmızı körelttiğini düşünmeye başladım. Bazı arkadaşlarımız iki cümleyi bir araya getirirken bile zorlanıyor. Ben karar verici bir merci olsaydım mesela tamam derdim, temel düzeyde bu olsun ama sonrasında da bir mülakat yapalım. Benim abim yüksek lisans için mülakata girdi. Bunu pekâlâ lisans için de yapabilirler. Böylece bölüm için uygun ya da yetersiz olan arkadaşlar kendini görür ve orada senelerini kaybetmez. Hatta yetersizliklerinin üstüne gider ve sorunu çözer. Öğretmenlerinin de bu noktada yönlendirici olması gerekir. Biraz daha kitap okumalısın, İngilizceni biraz daha geliştirmelisin gibi. Bu herkese ciddi bir kayıp gibi gelebilir ama büyük bir kazançtır. Hem kişi kendini geliştirmiş ve kendinin farkında olur hem de aksi bir durumda seneler değil, sadece bir sene kaybetmiş olur.

   Bir öğrenci olarak aktardığınız bu zorlukların yanında karşılaştığınız adaletsizlikler de oluyor mu?

   Adaletsizlik deyince aklıma direkt korona geldi. Ne kadar zor şeyler yaşadık ve hala yaşamaya devam ediyoruz. Bizim geçen sene mezun olan arkadaşlarımızla konuşuyoruz ve o zaman bunu daha net anlıyoruz. Onlar üniversiteye bile gidemedi ya da çevrimiçi bir şekilde süreci yürütemeyen, bir yıl ara vermek durumunda kalan arkadaşlar oldu. Ben şöyle düşünüyorum, eğer bir yerde adaletsizlik varsa orada eşitlik sağlanamamıştır. Pandemi çok adaletsiz bir süreç oldu bence. Yine de ben bunun en kısa zamanda geride kalacağını umut ederek sözlerimi sürdürmek istiyorum. Annemle geçen sohbet ederken tam olarak bunu konuştuğumuzu şimdi fark ediyorum. Ben özel liseye gidiyorum ve aldığım eğitim kalitesinin devlet lisesine kıyasla daha kaliteli olduğunu düşünüyorum. Devlet lisesine giden bir arkadaş açısından bu imkân adaletsizlik olabilir ama hepimiz aynı sınava hazırlanıyoruz. Bu az çok yine kişide biten bir durum. Bunun yanında özel ders alan insanlar da var, dershanelere giden insanlar da var mesela ama bundan daha büyük bir adaletsizlik var: özel üniversiteler. Şimdi bir insan herhangi bir bölüme puanı yetmediğinde nasıl bunun üstünü parayla tamamlayabilir ki? Mesela bu ciddi bir adaletsizliktir, hatta hak yemedir, hatta eşitsizliğin en büyük göstergesidir.

  Özel üniversiteler dışında adaletsizlik olarak gördüğünüz ve aktarmak istediğiniz bir şey var mı?

   Aklıma bir tane daha anım geldi. Yakın arkadaşlarımla birlikte çok ders çalışıyoruz ve isteğe, hevese çok ihtiyaç duyuyoruz. Arkadaşlarla pandemi koşullarından dolayı bizim evde ders çalışıyoruz ve arada mola verip kahve içiyoruz. Neyse, artık normalleşme süreci içerisindeydik ve arkadaşım bu sefer kahveyi bir kafede içelim değişiklik olsun, demişti. Biz de kabul ettik. Oturduk masaya garsonun gelmesini bekliyorum. Neyse işte, arkadaşım ‘’pardon, bakar mısınız’’ diye seslendi, ben de o sırada menüden kahve çeşitlerine bakıyorum. Arkadaşlar siparişleri verdi ve sıra bana geldi, artık garson diyemeyeceğim, o arkadaş bana ‘’siz ne istersiniz’’ diye sordu. (Burada gerçek adını vermek istemediğim için Kübra diyeceğim). Bir baktım ki Kübra. O an çok şaşırdım ama belli etmeden siparişimi verdim. Şaşırmamın sebebi ise şuydu; aynı yaştayız ve ikimiz de üniversite sınavına hazırlanıyoruz ve biz burada mola vermek, kafa dağıtmak için bulunurken tanıdığım bir arkadaşım burada çalışıyor. Bu elbette keyiften olan bir şey değil, demek ki bu dönemde dahi çalışmak zorunda. Buraya kadar zaten bu durum beni üzmüş ve düşündürmüştü. Arkadaşlarımla da durumu konuştuk ve gerçekten hepimiz çok üzüldük ve ne yapabiliriz acaba diye düşündük. Bunlar da kolay meseleler değil ki. Bu noktaya kadar biraz soğukkanlılığımızı korumuşuz aslında. Bunu da şöyle fark ettik; kafede müşteriler azaldı ve bir boşluk oldu. Kübra hemen eline bir kitap aldı ve o an hissettiklerimi tarif bile edemem. Size şu an adaletsizlik şudur ya da budur demiyorum. Somut bir şekilde adaletsizliği anlatıyorum.

   Yaşanan bu adaletsizliklere yönelik aktarabileceğiniz çözüm önerileriniz var mı?

   Herkes kapısının önündeki çöpü alsa dünya ne kadar temiz bir yer olur değil mi? Bence her olaya böyle yaklaşmalıyız. Kübra arkadaşımızın hikâyesinde biz akşam eve gidip ailelerimizle bu durumu konuştuk ve ona bir burs sağlanmasına vesile olduk. Şimdi çalışmak zorunda olduğu tek şey sınavı ve ben inanıyorum ki çok iyi yerlere gelecek. Herkesin bu duyarlılığı edinmesi gerektiğini düşünüyorum. Bunu birilerinden beklemek çok saçma çünkü bana mı düştü, bana kadar kimler var, benden başka insan mı yok tarzı cümlelerin kaç insanın geleceğine mal olabileceğini bir düşünsenize…

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

   Üniversite sınavına girecek tüm arkadaşlara başarılar diliyorum. Bir sınav biter, bir diğeri başlar. Hiçbir şey bir son değil. Kötü şeyler bile bir başlangıçtır. O yüzden bizim bakış açımız önemli olan. Şunu kesinlikle söylemek isterim ki arkadaşlar, az önce birçok şey konuştuk. İnanın, bizim mücadelemiz bu sınavdan çok daha büyük olmalı.

      Öğrenci olmak demek aynı anda birçok şey olmak demektir. Öğrencilik insanların en zor dönemlerinden biri olabilmektedir. Öğrencilik demek belirsizlik demektir, kaygı demektir, stres demektir. Çaresizliğin, uykusuzluğun, parasızlığın en derinden yaşandığı çağlar olabilmektedir. Birçok sorunun var olduğu ama çözümlerinin bir türlü çözüm olmadığı bir konudur. Kocaman bir adaletsizliğin ortasında ayakta kalmaya çalışan bir ağaç gibidir. Eğitimin vazgeçilmez bir unsuru olan öğrencilerin bir kısmının eğitim alamadığı, yine eğitimin vazgeçilmez unsurlarından biri olan öğretmenin atanamadığı örnekler görürüz. Eğitim alabilen öğrenciler ise bu ekmek kavgasının içinde bir oraya bir buraya savrulmaktadır. Öğrencileri bir yarışın içinde arkadaşlarıyla rakip eden sistem beraberinde hırsı, nefreti, öfkeyi, kini, yorgunluğu getirmektedir. Bu yarışta öğrencilerin olanakları, imkânları da eşit olmamaktadır ve bu da beraberinde ciddi bir adaletsizlik getirmektedir. Kimi özelde, kimi devlette, eğitim görürken ek kurslar ve dershanelere giderken, kimisi okula bile gidememektedir.

   Sorunlara çözüm bulunmadığında bu sorunlar daha büyük sorunlara neden olabilmekte ve bazen geri dönüşü olmayan hatalara, yanlışlara sebebiyet vermektedir. Bu yüzden de eğitim çok önemlidir. Bu süreçte her bir birey öğrenciyi desteklemelidir. Maddi imkânı olan bireyler öğrencilere burs desteği vermelidir. En önemlisi de devlet öğrenci odaklı olmalıdır. Kredi yerine her öğrenciye burs vermelidir ve bir öğrencinin çalışmak zorunda kalmayacağı şekilde bu bursu sağlamalıdır. Aksi takdirde geleceğimizin en büyük hazinelerinden biri olan öğrencileri sistemin, yanlışların, adaletsizliklerin pençesine kendi ellerimizle teslim etmiş oluruz.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz