Okurlarıma Hal ve Gidiş Raporum

1
Latest posts by Şükrü Gülmüş (see all)

Hayatın bin bir anlamı ve tarifi var.

Ben bunlardan sadece bir tanesini alarak bir aylık ayrılığımı anlatmaya çalışacağım.

‘’Hayat bir nefestir!’’

Hayat bir nefesttir ve ne olursa olsun yaşamaya değer. Enfestir yaşamak.

Ben buna şu cümleyi de ekliyorum.

‘’Al ver ver al ver

Ala vere dalevere yapma.

Ne hep al ne hep al.

Hayat sana tokatı atar.’’

Hastalıklarım çok. 

Bir insanın olmasından çok fazla var. Çetelesini tutarsam bir sayfa tutar. Ama tüm bunlara rağmen sanaldan ve Almanya’dan Türkiye ve ülkem Kürdistan’a bir ayı geçmeyecek şekilde seyahat ederim. Bu seyahat tatil falan değil. Eş-dost ve akraba ziyareti ve ülkemden insaınından gıda alma gidişi diyebilirsiniz.

Bu yıl hazırlığımı yaptım.

Haziran’dan Temmuz’a kadar kalmayı planladım.

Düsseldorf-Diyarbakır seferini yapan uçağa bindim. Diyarbakır Hava alanında beni Kerimcan arabasıyla bekliyordu. Bir Diyarbekir ciğeri yedik ve ‘’Sür Hatay-Dörtyol’a’’ dedim. Duraklayarak mola vererek. Gece vardık menzile.

Orda kandan tek bağım Mehdiye bacım ve yeğenlerim vardı. Geçen sene bacım Corona olduğundan ne ben gittim ne onu Batman’a çağırdım.

Açıkçası korktum.

Eee ölüm bu. Bir de Corona’dan gitmek bana ağır gelir. Zaten bir önceki sene Sofi Silo dayım gitmişti. Corona’dan dediler ama zaten gitti gidecekti. Yaşı 85-86’yı bulmuştu.

Dörtyol-Özerli-Çay mahallesinde 5 gün kaldım. Ordan ikizlerimizi Çeto ve Gelin’i Siverek’e bırakacaktık. Mele Hesen sağolsun. Bizi misfitr etti. Yemek yedik yine yola koyulduk. Diyarbakır’dayız yine. Bu sefer ‘’Haydi köye gidelim’’ dedim. Anayı ihmal ettik. Geldik Ceylan köyüne.

Ve orayı karargah parak. Şırnak Cizre Silopi İdil nerye canımız isterse gittik. Düğün dernek demedik. Sınıra vurduk. Sınıra vurduk ama hayat ana DUR! Ded. Ve çarptı beni. Coronaya yakalandım. Düştüm düşecek hale geldi. Tam dört kilo verdim. Cizre ve Şırnak hastahanelerine gittim.

Ancak ben de frene bastım.

‘’Bu iş tehlikeli.’’ Biletimi iptal ettim. Uçuşu erkene aldım. Diyarbakır Acil’de bir srum alıp  Coronayı baypas yaptım.

‘’Sen coronasın. Tedavi olman lazım’’ dediler.

‘’Ya ne Coronası ben üç aşı yapmışım. Sadece kan değerlerim düştü. Siz bir serum verin bana yeter’’ dedim.

Acili ve doktorları aldattım. Uçağıma bindim. Düsseldorf’a geldim. Eve varır varmaz eşyaları bırakarak hastahaneme gittim.

‘’Ben coronaya yakalandım. Hem de Kürd ve Türk Coronası..’’

Beni yatırdılar.

On gün yattım.

Hastahane beni ambulansla eve bıraktı.

‘’Alışverişten alış verişe dışarı çık ve evde dinlen’’ dediler.

Ev hapsimi de uyguladım.

Ev doktoruna gittim. İshal vardı. Ev doktorum onun için de ilaç verdi ve eski fabrika ayarına döndüm. Yitirdiğim kilolarımı geri aldım. Şu anda GMSH. 50 kiloyum.

Gezme tozma ve her şeyi Tarabêtara Facebook sayfamda zaten verdim.

Ama….

FACEBOOK’UN TOPLUM AHLAK KURALLARI ile başıma belada.

Öcalan..

Herkes rahatlıkla bu ismi zikreder.

Ama ben edince Facebook Türkçe servis yetkilileri kırmızı bayrak kaldırıyor.

Hop! Oyfsayıta girdin.

A dedin mutlaka Abdullah diyeceksin ve onu eleştireceksin diyorlar ve gerçekten de sırf onun eski bir sözü hatırlattım diye. Tam bir ay ceza verdi.

Şu an 23 Ağustosa kadar cezalıyım.

İşte bu sorun hastalıktan da öne geçti. Ben yazmasam ölürüm. Nefessiz kalıyorum. Facebook bir hak vermiş. Bu hakkımı kullanıyorum. Ama bir yıl içinde aldığım cezalar sayfalarımın kapanmasının haddı hududu yok.

Hepsi de Öcalan ve onun oluşumlarıyla yaptığım eleştirilerden dolayı. O zaman ben şu konuda ikna oluyorum.

1-İmro Kürdler bire bir beni markaja almış.

Aşırı şikayet gidiyor. Bunu anlarım ve makül. Peki bunu Facebook Türkçe servis yetkilileri nasıl göz yumuyor. Bu salt şikayet sayısı ve tıklamaya göre mi?

2-Facebook’un Türkiye Temsilcilileri ile İmro Kürdler anlaştı mı? Para mı alıyorlar.

3-Bu toplum ahlak kurallarını ‘’Atatürk’ü Koruma Kanunu’’ gibi ‘’Abdullah Öcalan’a Dokunmama Konunu ‘’ mu var. Neden sadece KCK ve benzer oluşumlar hakkındaki yazılarım için ceza geliyor ve sayıfalarım kapanıyor.

4-Okurlarım da bana ‘’ sende rahat dur. Onlara bulaşma’’ diyor. Buna sinir oluyorum. Ya ben eleştiri hakkımı kullanıyorum. Sizin gibi böcek-çiöek muhabetti yapamam diyorum.

5-İngilizcem yok. Olsaydı. Direk Facebook merkezine derdimi anlatacaktım. Yardımcı olabilecekler varsa ve yardım etse sevinirim.

İşte bunun için de yazmaya küstüm.

Ocak Medya ve Sinan Bey sağolsun. Yer veriyor. Köşem var. Ama moralim bozulunca hiçbir yere yazamıyorum. Çünkü ben içimden gelmedikça yazmam yazamam. 

İşte böyle bir şey.

Sanırım bu da geçer. Şunun şurasında 23 Ağustosa ne kaldı ki. Ha unutmadan.. Bu arada bir arkadaşım Hoybun Hoybun diye yeni bir Facebook Sayıfası açtı bana. Orda yine günlük şeyler yazıyorum. Merak eden ilgi duyan olursa ordayım.

Hoybun Hoybun…

Sağlıkla ve aşkla kalın.

Önce sağlık sonra aşk….

10 Ağustos 2022

Almanya-Essen

1 Yorum

  1. Sayın gülmüş sizi ocak medya sayesinde tanıdım fikirlerimizin uyuşması mümkün değil ama yazılarınız dikkatimi çeker ve okurum 10 ağustos tarihinizdeki yazınızı okuyunca şaşırdım demek Dörtyola geldiniz keşke tanışabilseydik.Sizinle tanışmayı çok isterdim belki bir gün olur.Size alemlerin rabbı olan ALLAH(CC)a emanet olun derdim ama sizin tanımadığınız varlığa sizi muhafaza etmesini dilemek hoşunuza gitmeyeceği için hoşça kalın diyorum.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz