Önümüzdeki günler neler getirecek

2
Latest posts by Sinan Eskicioğlu (see all)

Havaların soğuması ve kış mevsiminin kendisini hissettirmesiyle Korona sayıları da artıyor. Almanya’da Inzidenz (Türkçesi İnsidans: Belirli bir nüfusta belirli bir zaman dilimi içerisinde belirli bir hastalık veya hastalıkların sayısını ifade eder) düşme eğiliminde olsa da hala daha sayılar yüksek. Ülke geneli 437 kişi.

Sayılar bir hayli yüksek ve aynı zamanda yeni versiyon da acabaları beraberinde getiriyor. Güney Afrika versiyonu da denen Omicron için çok tehlikeli olmadığı vurgusu yapıldı ve Biontech’den Uğur Şahin aşıların bu versiyon için de etkili olduğunu belirtti de içimiz biraz olsun rahatladı.

Korona virüs Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Alper Şener de Omicron’la ilgili ilginç bir açıklamada bulundu. ‘Omicron’da daha önceki varyantlarda olmayan ve mevsimsel koronavirüs (HCoV-229E) ile çok benzer bir genom dizisine sahip olduğu gösterildi. Bu aslında Omicron varyantı, Kovid-19’un mevsimsel bir hastalığa dönüş işareti olabilir ama her şeye rağmen henüz sevinmek için çok erken..’

Evet, sevinmek için erken ama umarız mevsimsel bir hastalığa dönüşür de rahatlarız.

Almanya seçimleri tamamlayıp ve hatta üzerine koalisyon görüşmelerinde de sona ulaştığı için sanıyorum gündem sadece Korona virüs.

Ama Türkiye’de durum daha farklı.

Seçim dönemine girildiğini hepimiz görüyoruz. Mitingler, demeçler ve seçime gidilecek ittifaklar konuşuluyor.

İlk seçim Türkiye Barolar Birliği’nde yapıldı.

Adayların birisi Metin Feyzioğlu idi.

Nedense son zamanlarda Saray’a gidip gelmesi bir hayli hızlanmıştı. Seçime katılan 348 delegenin 156’sının oyunu aldı.

Diğer aday da Ankara Barosu Başkanı Erinç Sağkan’dı ve delegelerin 182’sinin oyunu alarak başkanlığa seçildi.

Erinç Sağkan’ı nereden hatırlıyoruz?

DİB Ali Erbaş’la aralarında başlayan ‘kamu görevlisine hakaret’ davasından.

Ali Erbaş LGBTQ bireyleri hedef alan konuşmasından sonra Ankara Barosu da ‘Görevde olduğu süre boyunca çocuk tecavüzcülerine gözlerini kapatıp kadın düşmanlığının manevi zeminini dini söylemlerle meşrulaştırma çabası karşılığında maaş alan Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın deprem, LGBTİQ+, kadın ve çocuk söylemlerine rağmen halen görevde kalması durumunda….’ diye devam eden demeci sebebiyle dava başlamıştı.

Ankara Barosunun o zamanki açıklamasına destek veren baro sayısı azdı ama Ankara Barosu’nun başkanı Türkiye Barolar Birliği’nin başkanlığına seçildi.

Sosyolojik bir değişim ve dönüşüm yaşanıyor.

Bu değişimde ekonominin rolü çok büyük. İnsanlar kendilerine uzatılan kameralara ‘oy verdim ama şimdi gençlerden özür diliyorum’ cümlelerini sarf ediyorlar.

CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Mersin’de miting yaptı ve insanlar akın etti. Miting meydanlarındaki katılımcı sayısı tek veri değildir ama artık vatandaşlar bunaldı. Hele ekonomideki geçen on günlük dönemde çalkalanma ve devalüasyon şok etkisi yaparak insanların bazı gerçekleri fark etmelerine sebep oldu.

Seçimler yakın belki de tahmin ettiğimizden daha da yakın.

Seçimlere giderken ve seçimlerden sonra ülkenin içinde bulunduğu durumdan çıkmasının çözümü CHP ve Deva Partisi’nin kafa kafaya vererek çalışmasından geçeceği kanaatindeyim.

Ne CHP’liyim ne de Deva partili.

Neden böyle düşünüyorum?
Açıklayayım.

Seçimlere gidilirken tekrar bir milliyetçi söylemi baş tacı edinen bir siyasi parti bugünkü durumu çağrıştıracak ve ırkçılığa evrilebilecek milliyetçiliğe prim sağlayacak, bu bakımdan Türkiye’nin geleceği için sakıncalı durum.

İnançlı ve muhafazakâr kesimden olan bir siyasi parti ile CHP’nin birlikteliği muhafazakar seçmen nazarında bir güven oluşturur.

Muhafazakar kesimden olan bir siyasi partinin CHP ile birlikteliği gençler açısından çok daha tutarlı görülür ve desteklenir.

Ekonomide CHP’nin sosyal demokrat politikaları ile Deva Partisi genel başkanı Ali Babacan’ın dünyadaki ekonomi çevrelerindeki popülaritesinin birleşmesi ülkemize çok farklı ve güzel pencereler açar.

Deva Partisi genel başkanı Ali Babacan’la görüştüğünü saklamayan ve açıkça ifade eden 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün de etkisini düşününce ayakları yere basan tahminlerde bulunmak zor değil.

Aslında içimden geçen Deva ve Gelecek partilerinin ve CHP’nin aynı çatı altında bir arada olmaları.

Ama bunun için seçmen de Türkiye de hazır değil.

Bakalım gelecek günler neler getirecek…

Sevgi ve Bilgiyle kalın

Önceki İçerikUçurum
Sonraki İçerikÇin modeli ile kalkınma girişiminin 6 ayda meyvelerini vereceği vaadi.. 6 ay, garip değil mi?
Sinan Eskicioğlu kimdir? 1974 İzmir’de dünyaya geldi. Agah Efendi İlkokulu’nda eğitim hayatına başladı. İzmir İmam Hatip Lisesi’ni bitirdikten sonra ÖSYM sınavlarında Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni kazandı. Kelam dalında ‘Allah’ın iradesi ve Nedensellik Problemi’ isimli bitirme teziyle, gecikmeli olarak 2000 yılında üniversiteden mezun oldu. 28 Şubat sürecinin etkisiyle İlahiyat fakültesi mezunlarının öğretmen yapılmaması yüzünden 2002 yılına kadar ticaretle ilgilendi. 2002 yılında D.E.Ü. İlahiyat Fakültesi’nde Din Felsefesi dalında yüksek lisansa başladı. Aynı yıl yüksek lisans programını yarıda bırakıp Almanya’ya gitti. Almanya’da Diyanet’e bağlı çeşitli camilerde eğitmenlik ve öğretmenlik yaptı. Duisburg-Essen Üniversitesi Sosyal işler ve yöneticilik bölümünde eğitim aldı. 2007-2011 yılları arasında IGMG (Avrupa Milli Görüş)’de Düsseldorf Bölgesi Eğitim Merkezi müdürlüğü ve bölge eğitmeni olarak çalıştı. 2011-2013 yılları arasında Osnabrück Üniversitesi Protestan Mezhebi bölümünde eğitimine devam etti. 2016 yılından itibaren Ocak Medya gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. 2020 yılında gazetenin genel yayın yönetmenliğini üstlenen yazar Almanca, İngilizce bilmektedir. şimdiye kadar yayınlanmış olan yedi kitabı vardır. Yok Edin İnsanın İnsana Kulluğunu- Kişiselleştirilmiş İslam, Zeytin Ağacı (Roman), Katar istanbul, Müslüman Kardeşlerden Ak Parti’ye İslamcılık., Tarihteki Dindar Zalimler. İbn Sina, İbn Haldun

2 YORUMLAR

  1. Bu covid-19 denen illet doğal bir virüs olmadığı labaotuvar ortamında üretildiği ve daha sonra değişik varyantlarını piyasaya sürüldüğünü yani otomobiller gibi yeni modeller piyasaya sürüldüğü kanaati ben de en başından bu yana aklımdan hiç çıkmadı. Bu konuda inşallah ben yanılıyorumdur.
    Seçimler konusunda ben bu yılın başında tahminde bulunmuş ve ekonominin bundan sonra kötüye gideceğini sonbaharda seçim olacağını olmadığı takdirde ekonomik krize kadar gideceği tahmininde bulunmuştum. Seçim tahminim tutmadı ama ekonomik kriz tuttu, keşe ekonomi tahminimde tutmasaydı. Yine ufukta bahar sonu erken seçim görülüyor fakat ekonomide aynı şekilde iyi yönde bir gelişme olması mümkün değil yani bu günlerimizi arayabiliriz.
    Mevcut durumu tekrar analiz etmeye gerek yok. Bazıları ülkeyi güllük gülüstanlık gösterse de sokaktaki durum içler acısı….
    Ana muhalefet partisi chp şimdiye kadar talip olmadığı kadar iktidara talip olduğu görülüyor. Fakat tek başına bunun mümkün olmayacağı bilinciyle diğer muhalefete partileriyle şimdiye kadar görülmemiş bir yaklaşımla kendisini iktidara hazırlıyor. Fakat önümüzdeki seçimin sürpriz çıkışını deva partisi gerçekleştirme ihtimali çok yüksek. Ülke Ekonomisinin gidişatı, deva partisini başını çekeceği yeni bir ittifak oluşma ihtimali de yok değil. Ali Babacanın başını çekeceği üçüncü bir ittifak olursa katılım çok olur, başarı ihtimali de yüksek olur.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz