Oy Eşittir Bilgilendirilmiş Onam Formu 

0
Latest posts by Doç. Dr. Akif Altınbaş (see all)

En ileri demokrasiye bir adım daha yaklaşmanın bir yoludur bu, diyebilir miyiz? Oy verme işlemi, demokrasilerde gönüllülük esasına dayanır, öyle değil mi? Hemen bana 80 darbesi sonrasındaki açık oy- gizli sayım yönteminden bahsetmeyiniz lütfen! Ben o günleri görmedim, bir daha da görmem umarım. Gerçi bir daha askeri darbe girişimi de görmeyiz diyorduk ya! Neyse, konumuza dönelim…

Madem baskın (erken) veya zamanında bir seçiminin yaklaştığından bahsediyoruz hep birlikte, o zaman yaklaşan seçimdeki tercih metotlarını birazcık değiştirsek, ne dersiniz? 

Burada, seçim yapacağımız politikacıları nasıl seçebileceğimize dair bir yöntemden bahsedeceğim. Dünyanın en ileri demokrasisinde bile kullanılmadığına eminim! Önerim şu: Hani sağlık merkezlerinde son yıllarda giderek yaygınlaşan, tanı ve tedavi basamaklarında sizlerden imza atmanız istenen bir onam formu var ya! Uygulanacak tanı/ tedavi yöntemini anladığınıza ve sizin de uygulanmasına yönelik onay verdiğinizi bildiren o A4 kağıt tutanağı! Hani sonrasında okumadan imzaladığınızı, stresli veya gergin bir anınızda sonuçlarını düşünemediğinizi veya istemeye istemeye imzaladığınızı, yeteri kadar düşünme hakkı verilmeden oldu-bittiye getirildiğini iddia ettiğiniz, o imzanızı taşıyan belge! Son yıllarda ağzımızdan dökülen sözlerin değerinin kaybolduğu gibi, o imzanızın da neredeyse hiçbir hükmü kalmadı, benden söylemesi… Kendi kendimize ediyoruz da, haberimiz yok!

İşte o önünüze imzalamanız için uzatılan kâğıt, gelişmiş ülkelerde çok önemlidir. Bir kâğıdı imzalıyorsanız, isterse bankaların imzalattığı gibi 100 sayfa olsun, okuduğunuzun işaretidir o ve kendi kendinizi yalanlamanıza izin verilmez! O kâğıdı imzalarken, uygulanacak yöntemin ne olduğunu, alternatiflerini, neden o yöntemin tercihi edildiğini ve olası sonuçlarının neler olabileceğini üç aşağı beş yukarı anlamış olduğunuz kabul edilir. Bazen dünya üzerindeki en iyi tedavi yöntemi size önerilen olmayabilir. Bulunduğunuz ülkenin durumuna, size sağlık hizmeti sunan hekimlerin ve personelin ne kadar yetişmiş olduğuna, günceli ne kadar da yakından takip ettiğine veya maddi olanaklardan dolayı en iyiye ulaşmanızın mümkün olup olmadığına göre ulaşacağınız tanı ve tedavi yöntemi değişecektir. Onun için diyoruz, bu hekimlerin dışa göçü öyle hafife alınacak bir durum değil diye de, anlayana…

İşte, bizleri yönetmeye talip olan politikacılardan aynı yaklaşımı benimsemek en doğal hakkımızdır. Biz onam formuna imza atarken, yani oy pusulasına mührü basarken, seçtiğimiz kişilerin nasıl bir yönetim algısına sahip olduklarını görmek istiyoruz. Hangi koşullarda, hangi olaylara nasıl yaklaşacaklarını bilmek istiyoruz. Bizim şu anda yaptığımız, şuna benziyor: “Hekim bey, sizi hekimim olarak seçtim; neyi, nasıl istiyorsanız öyle yapın. Et benim, ama kemiğim sizin!” Belki eskilerden işler gerçekten de böyle yürüyordu; ama şu anda bir hastanede hangimiz bu şekilde hekimin üzerimizde bu kadar geniş bir hakka sahip olmasına izin veriyoruz. O halde, politikacıları seçerken de aynı yola başvurulmalıdır! Aksi durumda, politikacı ağzından çıkmış olan her vaadi, “Ülkemiz bir beka sorunu ile karşı karşıyadır!” veya  “Dış düşmanların topyekûn saldırılarına karşı bir ekonomik kurtuluş savaşı veriyoruz!” tarzında sloganlarla unutturacaktır!

En son, yakınlarda çıkan bir karar var aslında. Bu bahsettiğim hipoteze bir adım daha yaklaştığımızın bir göstergesi bana göre, o karar. Hani, spor takımlarındaki borç yükünden birinci derecede yönetim sorumlu tutulacak ve hatta hapis cezası bile gündeme getirilebilecek ya, o yasadan bahsediyorum! Yani birileri sorumluluk almanın gerekliliği konusunda ikna olmaya başlamış gibi görünüyor. Bir sonraki adım, kendilerinin de sorumlu olduklarına dair ikna olmaları olacaktır!

Sağlıcakla kalın 

Önceki İçerikSiyasetteki sabır, futbolda neden yok?
Sonraki İçerikDünyanın En Hızlı 10 Motosikleti
Doğum yeri olan Kuzey Ren Vestfalya’ya (Almanya) doktora sonrası araştırmacı olarak geri döndüğü zaman, Essen Uni Klinik’te yaptığı deneysel çalışmaların hayatının dönüm noktası olacağını bilmiyordu. Eğitim hayatına Ankara’da başlayan ve her zaman bir parçası olmaktan onur duyduğu Hacettepe Tıp Fakültesi’nde devam eden Dr. Altınbaş’ın önüne serilmiş yeni bir dünya vardı artık. İç Hastalıkları ve Gastroenteroloji uzmanı bir kliniysen hekim olarak, Başkentin en yoğun akademik ortamlarında çalışma fırsatı bulan ve yaptığı klinik araştırmalar ile Doçent Doktor ünvanı elde eden Dr. Altınbaş’ın son durağı Harvard Üniversitesi olmuştur. ABD Boston’da geçirdiği iki yılın sonunda, artık yaşayacağı son durağı belirlemiştir. Yeni çalışma ortamı, Yale Üniversitesi’dir. Bilimsel olarak odaklandığı karaciğer hastalıkları oluşum mekanizmaları dışında, yaklaşık 10 yıl boyunca bir Amerikan şirketinde “Gerçek Dünya Verileri” alanında Medikal Danışman/ Direktör olarak görev almıştır (STATinMed Inc.). Ulusal ve uluslararası kongrelerde onlarca sunum yapmış, ülkemizde çalıştığı kurumlarda tıp öğrencisi, iç hastalıkları asistanı ve gastroenteroloji yan dal asistanı eğitimlerinde aktif rol almıştır. İlk yazılarının (Almanca şiir dahil) yayınlandığı, üretmenin zevkini ilk olarak tattığı dergi, Dr. Altınbaş’ın “Şu kısa yaşantımda özlemle andığım ve gençlik yıllarımın geçtiği, olgunlaştığım yer!” dediği, Büyük Kolej okul dergisidir. Üniversite yıllarında başkanlığını da yaptığı Tıp Fakültesi Bilimsel Araştırmalar Topluluğu (HUTBAT) ve kurucular kurulunda yer aldığı Türkçe Topluluğu bünyesinde çıkartılan dergilerde editörlük ve yazarlık yapmıştır. İngilizce ve Türkçe dilinde basılmış 10 adet tıp kitabında bölüm yazarlığı olan Dr. Altınbaş’ın, uluslararası arenada yer alan saygın hakemli dergilerde 100’e yakın bilimsel yazısı yayınlanmıştır. Ulusal ve Uluslararası 20’ye yakın tıp/ bilim dergisinde hakem olarak görev alan Dr. Altınbaş, Kasım 2020’den itibaren Ocak Medya’da medikal ve para-medikal yazılar yazmaktadır. Evli ve iki çocuk babası olan Dr. Akif Altınbaş, İngilizce ve Almanca bilmektedir.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz