Şemdin Sakık konuşursa neler olur?

0
Latest posts by Hüsamettin Turan (see all)

Diyarbakır E-Tipi Kapalı Cezaevinde tutuklu bulunan Şemdin Sakık’la görüşen Avukat İbrahim Güçlü’nün Ocak Medya’dan Hüsamettin Turan ile söyleşisi:

İbrahim Güçlü:

Ben ceza evine gittiğim için Şemdin Sakık yeniden gündeme geldi.

Şemdin Sakık ismi PKK denen harekette Abdullah Öcalan’dan sonra en çok konuşulan, bilinen ve hatırlanan bir insandı.

Yarasa Operasyonu adı verilen –ilginç bir yöntemle- derdest edilip getirildi. Getirilmesi, yargılanması ve 24 yıldan beri içerde tutulması romanları kapsayacak kadar uzun bir konu.

Son zamanlarda Avukat İbrahim Güçlü’nün gidip Şemdin Sakık’ı ziyaret etmesi bakımından başta Kuzey

Kürdleri olmak üzere, bölge ve dünya kamuoyu içinde önemli bir durum.

Ben de bir Kürd bireyi, eli kalem tutan, yazan, çizen ve siyasete ilgili olan hele de son dönemlerde Ocak Medya sitesinde yazar olmamdan dolayı bu konu üzerine hassasiyetle durdum.

Bu her şeyden önce benim için bir vicdanî ve Kürdî bir görevdi. Özetle:

İNSANIN İÇİNDEKİ TANRISI VİCDANIDIR.

Bu nedenle imkanlarımız zorlayarak, sayın İbrahim Güçlü ile bir söyleşi yaptım. Umarım özelde Kuzey ve dünya Kürtleri kadar insanlıktan, vicdan ve adalette nasibi olan herkese yararlı bir iş yaptığıma inanıyorum.

Söyleşimi sunuyorum.

Ocak Medya Yazarı Hüsamettin Turan.

H. Turan: Ziyaret nedeniniz ne olursa olsun, insani ve erdemli bir tutum olarak değerlendirilmeli diye düşünüyorum. Bu anlayışınızı, sizin de koruduğunu şu belirlemenizle ifade ediyorsunuz; ‘’İnsanın büyük gücüne, Azmine, Direngenliğine “İman” getiren biri olarak Bugün Şemdin Sakık’la görüştüğüm zaman bir kez daha bu “imanım” yenilendi ve tazelendi’’ diyorsunuz. Bu konuyu biraz açabilir misiniz?

İbrahim Güçlü

 İ. Güçlü: Şemdin SAKIK, 1998 yılında, PKK politikalarını ve Öcalan’ın uygulamalarını eleştirmeye başladıktan; başka bir ifade ile Öcalan’ın emirlerine uymamaya başladığı andan itibaren, boy hedefi haline geldi. Öcalan tarafından gayri-ahlaki, faşist-totaliter liderlere uygun olan bir tarzda yargılandı. O yargılama sonucunda ortaya çıktı ki, Şemdin Sakık’ın gelecekte diğer birçok arkadaşı gibi öldürülecek. O aşamada, Şemdin Sakık kaçmak ve Kürdistan Federe Bölgesine, KDP’ye sığınmak zorunda kaldı. Bununla da iyi etti. Ne yazık ki, daha sonra kendisinin de yaptığı hatalar, PKK’nın da Türk Devleti ile açıkça ittifak ederek bir operasyonla Türkiye’ye getirildi. Getirildiği zaman PKK, onun legal örgütleri, partisi taraftarları Şemdin Sakık’a büyük bir saldırıya geçtiler. PKK diğer siyasi çevreler üzerinde etkin olduğu için, onlar da bu saldırılara sesiz kaldılar. PKK’nın her açıdan ambargosuna direk ve dolaylı destek oldular. Bir kısmı da, Şemdin Sakık’ın günahlarını, PKK adına işlenen cinayetleri gerekçe göstererek onu şeytanlaştırdılar. Ama Şemdin Sakık’a emir veren PKK Merkez Komitesine ve PKK lideri Öcalan’a bir şey demediler. Böyle de ciddi bir tutarsızlık vardı. Halen de PKK/HDP ile seçimlerde şurada burada ittifak etmek isteyenler aynı çelişki ve çifte standartlılığı yaşamaya devam ediyorlar. O tarihten sonra ciddi bir hukuki, siyasi, sosyal destek olmadan Şemdin Sakık yargılandı. Cezaya çarptırıldı. Şemdin Sakık, 1998 yılında yakalanıp Türkiye’ye getirildi. Cezaevine girişinin üzerinden tam 24 yıl geçti. Ben de birkaç kere hapishanede yatan biri olarak cezaevini, hapishanedeki siyasi ve siyasi olmayan insanların psikolojisini, iki-üç hafta görüşçüsü gelmeyenlerin içine düştükleri durumu, bir ölçüde bilen biriyim Şemdin SAKIK, bir ya da iki hafta, bir ya da iki ay, bir ya da iki yıl görüşçüsü olmayan bir mahpus değil. Görüşçüsü on yıllardır olmayan bir mahpus. Yakalandığı zaman, her açıdan ambargolarla ve saldırılarla karşı karşıya olan biridir. En yakınları, dostları, arkadaşları tehdit ve ölümle karşı karşıya olan bir mahpus. Bundan dolayı herklesin kendisinden uzaklaştığı ve kaçtığı bir mahpus. Çok kısa bir süre dışında bütün zamanlar avukatsız bir mahpus. Hapishanede tahmin edemeyeceğimiz ölçü ve derecede maddi ve manevi baskı altında kalan bir mahpus. Kendisine para gönderilmeyen bir mahpus. Bir zamanlar ailelerin çocuklarına ismini takmak için yarıştıkları bir insan. Bugün Bölgede yüzlerce çocuğa ismi verilen kişi. Bu kadar bir kuşatılmışlık, unutulmuşluk, ihanet, vefasızlık, riyakârlıkla, dostsuzluk, arkadaşsızlık, ailesizlik gölünde yüzüyorsa, görüşmede nasıl bir insanla karşılaşacağım şüphesiz merak konusuydu. Ben de bu atmosferde ve şartlarda Şemdin SAKIK’la görüşüyordum. Karşıma saçları dağınık, moralsiz, sağlıksız, amiyane deyimle “beynini yiyen” –ki dışarıda birçok Kürt yurtseveri kafalarını yediler ve psikolojik hastalığa düçar oldular- biri mi karşıma çıkacak diye de merak etmedim değil. Ama Şemdin SAKIK’la karşılaştığım zaman insanın ne kadar azimli, güçlü, çok şeyi tek başına da çözme güç ve kabiliyetinde olduğunu gördüm. Görüş kabinine gittiğim zaman, moralli, sağlıklı, tıraşlı, temiz giyinmiş, kendine güvenli, sorduğum sorulara sağlıklı cevap veren biri olarak Şemdin SAKIK’ı gördüm. Bu beni fazlasıyla sevindirdi. Beni de insana güven konusundan başka noktaya ve düzleme taşıdı.

H. Turan: Siz de cezaevi yattınız ve cezaevlerini elbette bilirsiniz; Cezaevinde Şemdin Sakık’la görüştüğünüz de sağlık ve psikolojik durumu nasıldı?

 İ. Güçlü: Ben daha önce de ifade ettiğim gibi, hapisteki insanın psikolojisinin hangi hallerde ne değişiklikler göstereceğini bilen biriyim. Cezaevinde iddianame gelene kadar uyumayan insanları biliyorum. İddianame geldikten sonra ne ceza alacağım diye panikleyen insanları gördüm. 2 ya da 3 hafta görüşçüsü gelmeyen tutuklu ya da hükümlünün nasıl çöküğüne şahit oldum. 24 sene hapiste yatan, hiç görüşçüsü olmayan, kendisine hiçbir maddi yardım yapılmayan Şemdin Sakık’ı gördüm. Şaşırdım ve sevindim. Psikolojisi iyiydi. Konuşmaları, tutarlı ve bütünlüklüydü. Soruları anlamlıydı. Kavrayışı oldukça güçlüydü. Sağlığını da sordum, sağlığıyla ilgili de ciddi bir probleminin olmadığını söyledi.

H. Turan: Parti, örgüt ve oluşumlara giren insanlar eninde sonunda –son tahlilde ailelerinin varlığına sığınır ve onlara dayanır. Şemdin, parti ve ve yoldaşlarıyla yolları ayırdı. Geriye ailesi kalmıştı. Bu noktada ailesiyle ilgili bir sorum olacak. Şemdin Ailesi ve yakınları tarafından dışlandığını hepimiz biliyoruz. Şemdin Cezaevi sürecinde olduğu sürece ailesi maddi ve manevi hiç destek sunmuş mudur? Bu konu ile ilgili sizinle bir şeyler hiç paylaştı mı?

 İ. Güçlü: Bu konuyla ilgili detaylı bilgi almadım. Ama konuşmalarımızdan ağabeylerinin kendisiyle hiç görüşmediklerini ifade etti. Yeni yakalandığı zaman kendisinden ağabeyleri, “PKK’yı karşına alırsan sana yardım edemeyiz dediğini” anlattı. Sadece belli aralıklarla bir ablasının kendisini ziyarete geldiğini hapishane görevlilerinden öğrenmiştim. Ama o ablası da uzun zamandır hastalığından dolayı ziyaretine gelecek durumda değilmiş.

H. Turan: Şemdin yıllardır içerde, Neden yıllar sonra ansızın böyle birden görüşme yapma ihtiyacı hissetiniz?

İ. Güçlü: Ben çok eskilerde Şemdin Sakık’ın durumunu düşünüyordum. Hep de bir biçimde aklımda tutuyordum. Bütün insanların unuttuğu, gündeminin dışına çıkardığı insanı hep gündemimde tutuğum bir inandı. Bu nedenle ansızın karar verdiğim bir karar değildi. Bir de ben çoğu zaman kimsenin tahmin etmediği işleri ve eylemleri yapan, davranış biçimini gösteren, ezber bozan, basit gibi görünen ama derinlikli işleri yapan biriyim. Her yaptığım bir işten sonra, bir sürpriz yaratan bir karaktere sahibim. Ayrıca daha da açarak söylersem:

 1-Milli, insani, sosyal vicdanım beni zorladığı için,

2- Şemdin SAKIK üzerindeki PKK ambargosunu, şiddetini, saldırısını protesto etmek ve karşı çıkmak için,

3-PKK baskısı, ayrıca siyasi ve ekonomik çıkarlar gereği ailesinin yarattığı ambargoya karşı çıkmak için,

 4-Şemdin SAKIK’ın PKK ile irtibatının kesin kesilmiş olduğunu bildiğim için,

5-Şemdin SAKIK’ın yazdıklarının bilincinde olduğum için,

6-Şemdin SAKIK’ın da PKK aparatının bir kurbanı olduğunu bildiğimden dolayı, Şemdin SAKIK’la görüştüm.

Ayrıca ben daha önceki tarihlerde de Şemdin Sakık’la görüşme yapmak için ceza evine gittim. Ama ne yazık ki teknik bir hukuki nedenden dolayı görüşme yapamadım. Buna çok üzüldüm. Görüşme yapmak istediğim dönem, basında “Şemdin SAKIK elektrik parasını ödeyemiyor” diye haberlerin çıktığı zamandı ve buna çok kahırlandığım bir dönemdi. Kısa bir süre önce bir yolla kendisiyle ilişki kurdum. Selam gönderdim. İhtiyaçlarını sordum. O benim halen Avrupa’da olduğum bilgisine sahipmiş. Daha önce Şemdin SAKIK’la görüşmeme engel olan hukuki teknik sorun 13 Ocak 2022’de çözüldü. Çözüm haberini almamdan bir saat sonra Şemdin SAKIK’la görüşmeye gittim.

H. Turan: Sizin Şemdin ile görüşmenizde Güney Kürdistan Federe hükümetinin ya da herhangi bir siyasi oluşumunun bir payı ya da etkisi var mı?

Bir de merakım var. O da şudur: Abdullah Öcalan’ın ve Selahattin Demirtaş’ın demeçleri, görüşçüleri serbestken, Şemdin Sakık bunca yıldır neden sessiz ve sedasız bırakılıyor?

İ. Güçlü: Benim siyasi görüşmemde, Kürdistan Federe Hükümetinin ve başka bir siyasi oluşumun hiçbir etkisi yoktur. Bunun için de bir neden yok. Siyaset çıkarlar sorunudur. Bugünkü koşullarda benim Şemdin Sakık’la görüşmemde Kürdistan Federe Hükümetinin ve herhangi bir siyasi oluşumun çıkarları söz konusu değildir. Şemdin Sakık’ın kimsenin ve herhangi bir oluşumun aklında- gündeminde olması da söz konusu değildi. Böyle olunca benim Şemdin Sakık’la görüşmem için birilerinin bir şey söyleme olanağı var mı? Ayrıca İbrahim GÜÇLÜ’nün aklı; özgür, çoğu kişinin, siyasi partinin düşünmediğini düşünen, yaratıcı bir akıl. Onun için İbrahim GÜÇLÜ’ye akıl verecek, onun düşündüğünden daha ileriyi düşünecek, bir kimse ve Kürt kurumu, siyasi partisi de yok. Bir de Şemdin Sakık bizim siyaset sınıfının ve siyasi partilerinin aklında olsa ile, onlar Şemdin Sakık’a gitmeyi (Kürdistan Federe Devletini, KDP’yi bunun dışında tutuyorum) kendileri parti çıkarlarına aykırı, risk, seçim hesapları alt-üst eden bir vakıa olarak değerlendirmek durumundadırlar. Ben ceza evine gittiğim için Şemdin Sakık yeniden gündeme geldi. Yoksa unutulmuş bir insandı. PKK, Şemdin Sakık’ı kendisi öldürmek istediği, Türk Devletine Kürdistan Federe Bölgesinde askerlerinizi öldüren insan yaşıyor diyen ve Şemdin Sakık’ın getirilmesi konusunda devletle iş birliği yaptığı halde, Kürdistan Federe Devletine, Kürdistan Başkanı’na, KDP’ye yönelik olarak yalan ve iftiralara başvurmaktan geri durmamıştı. Şemdin Sakık’ın yakalanmasıyla ilgili söyleyecekleri, yakalandığı dönem önemliydi. Buna rağmen PKK’nın yalanları ve iftiraları da çok etkili olmadı. Kendisini vuran silaha dönüştü. Çünkü PKK devletle iş birliği yaparak, Şemdin Sakık’a operasyon yapılmasını sağladı. O günlerde KDP Sorumlusu Sami Abdurrahman’ın Türk Devletine yönelik söyledikleri çok anlamlı ve önemliydi. Diyordu ki “Siz devlet olarak PKK’ya karşı olduğunuzu söylüyorsunuz. Şemdin Sakık, PKK’ya karşı. PKK’nın önemli bir komutanı ve adamıdır. PKK’dan kaçmış bir muhaliftir. PKK’yı zayıflatma potansiyeline sahip. Siz, PKK ve Öcalan’ın isteğine uygun operasyon yapıp Şemdin Sakık’ı yakalıyor, cezaevine atıyorsunuz. Siz PKK’ya mı hizmet ediyorsunuz?” Cezaevinde olan Öcalan ve Demirtaş’ın mesajlarının ve bildirilerinin sıkça yayınlanması, devlet-PKK ilişkisini anlatması bağlamında önemli bir konudur. Şemdin Sakık’ın mesajlarının yayınlanmaması, parametrelerinin Kürtler olduğunu anlatmıyor mu?

H. Turan: Şemdin’in PKK’den kaçışı ve Barzanilere sığınması, sığınmadan sonra KDP’li yetkililerin Türkiye Cumhuriyeti devletiyle pazarlık neticesindeyken, Yarasa Operasyonu adı altında Yeşil vasıtasıyla teslim alınması hakkında bir şey söyledi mi?

İ. Güçlü: Şemdin Sakık’la bu konuyu konuşmadık. İlk görüşmede de bu konulara girmeyi doğru bulmuyordum. Bu konuları daha sonraki görüşmelerde ele almayı planlamıştım. Ama o kendisi dedi ki, “PKK, KDP ve Kürdistan Başkanı Sayın Mesut Barzani tarafından ihanete uğradığımı propaganda yaptı. Bu doğru değildir. KDP ve Mesut Barzani’nin bana herhangi bir ihaneti olmadı. Sayın Mesut Barzani’ye de mektup yazacağım. Ulaştırabilir misiniz? Ben de bu konuda elimden geleni yaparım” dedim.

H. Turan: Bir de Şemdin Sakık’ın yargılanması ve AİHM süreci var. Sanırım bu süreç için avukatı yok. Onun vekaletini alıp avukatlığını yapma istemi oldu mu? Olursa Şemdin Sakık’ı savunur musunuz?

İ. Güçlü: Şemdin Sakık’ın AİHM bu konuda benden bir talebi olmadı. Onunla ilgili AİHM süreciyle ilgili detaylı bilgim yok. Bu konuda bir inceleme de yapmadım. Biliyorsunuz ki, ben profesyonel bir avukat değilim. AİHM ve yerel mahkemelerde profesyonelce bir davayı takip etmiyorum. Şemdin Sakık’ın böyle bir talebinin olması halinde yardımcı olacağımı kesinlikle düşünürüm. Nasıl yardımcı ve destek olacağımı araştırmam gerekir. Avukatlığım konusunda düşünmem gerekir.

 Diyarbekir, 20. 01. 2022

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz