Son 33 yılda dünyadaki krizler

0
Latest posts by Deniz Kılıçer (see all)

Artık dünyamız 1990-2008 yılları arasında olduğu gibi küreselleşemeyecek. Berlin Duvarı’nın 1989’da yıkılması, 1990’larda Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliğinin (SSCB) dağılarak bu ülkenin Rusya Federasyonu (RF) olarak yoluna devam etmesi ve neredeyse Batı sistemi içinde görülmesi, SSCB’den sonra Orta Asya ve Kafkaslarda yeni cumhuriyetlerin ortaya çıkması, Yugoslavya’nın 1992’de bölünerek yeni devletlerin bağımsızlıklarını kazanmaları ile dünya hızlı bir değişim sürecine girmişti. Bu dönemde, küresel sisteme giren Rusya Federasyonu’nun doğal gaz ihracının sekiz katına çıkması, Ukrayna’nın hububat ihracatının 10 kat artması ile Avrupa ve diğer gelişmekte olan ülkeler ekonomik bakımdan bir bolluk içine girmişlerdi. Çin Halk Cumhuriyeti ile Hindistan’ın dünya ekonomisinde söz sahibi olmaları ile küreselleşme tam hızıyla 1990’lar ve 2000’li yıllarda sürüyordu.

Küreselleşmenin ilk hızı 2001’de Suudi kaynaklı El Kaide terör eylemleri nedeniyle ABD / New York’da, İkiz Kulelere yapılan saldırı (11 Eylül 2001) sonucu 3000 Amerikalının ölmesi, 6000 kişinin yaralanması ile sonuçlanırken dünyayı bir “İslam korku”su sardı. Taliban Hükümetini sona erdirmek amacıyla Afganistan (2001 sonu) ve Irak’a (2003) Amerikan askerlerinin girmesi, ABD’deki mali krizler ve ÇHC/Wuhan’dan dünyaya dağılan COVID 19 salgını (2019) ile dünyanın ne kadar zayıf temeller üzerinde bulunduğu ortaya çıktı sayılır.

Rusya’nın, 24 Şubat 2022’de, Ukrayna’ya saldırısı sonunda bu ülkenin hububat ihraç yollarını Karadeniz’de kesmesi ve Avrupa tren sistemine uymayan ray sistemi ve sınırlara döşeli mayınlar nedeniyle Ukrayna’nın Avrupa ülkelerine hububat satışı yapamaması dünya gıda krizinin başlangıcını oluşturur. 

Rusya’ya Batı dünyasının uyguladığı ambargo nedeniyle Rusya’nın da batı dünyasına doğal gaz ve petrol ihracını zorlaştırması ile tüm dünya gıda ve yakıt kriziyle karşı karşıya kalmıştır. Türkiye, Rusya’ya ambargo uygulamayan tek NATO ülkesi olmasına karşın hububat alımlarında büyük zorluklarla karşılaşan ülkelerden olmuştur. Türkiye’nin tarım konusunda içine düştüğü bu zor durumdan Ukrayna krizi sayesinde haberdar olduk. Tarım ve hayvancılıkta devlet desteğinin sona erdirilmesi veya azaltılması ile Türkiye hububat ithalatçısı bir ülke konumuna gelmiştir.

2022’de artık dünyanın ne kadar kırılgan ekonomilere sahip olduğu anlaşılmıştır. ÇHC, Çinlilerin yurt dışına çıkışlarını yasaklamış, böylece Çinli öğrenci ve turistlerin akın akın ülke dışına çıkışları sona ermiştir. 2022, küreselleşmenin neredeyse sona erdiği bir yıl sayılabilir.

İklim değişikliği ve ülke liderlerinin giderek kuvvetlenen otokratik eğilimleri ile dünya artık bir fakirlik dönemine de girmiştir denebilir. Tam da COVID 19 salgını sona erdi herşey eskisi gibi olacak derken ekonomileri zaten sarsıntı içinde olan Türkiye gibi enflasyon çıkmazı içindeki çoğu ülke enflasyonun yoğurduğu ve beslediği kaçınılmaz bir fakirlik sürecine doğru yol almıştır. Afrika ülkeleri ise kuraklık ve fakirlik içinde yüzerlerken Güney Amerika ülkelerinin çoğu yüksek enflasyonun getirdiği yoksulluk içinde kıvranmaktalar.

Göçmen krizi çözümlenmesi gereken önemli bir kriz. Özellikle Türkiye’ye gelen kontrolsüz göçün ülke geneline yayılması, geri dönüşleri için bir plan program olmaması, üstelik de vatandaşlık verilmesi önemli bir sorun teşkil etmekte. 

Irkçılık karşıtı bir insan olarak göçmen sığınmacılara gösterilen hoşgörünün olağanüstü boyutlara ulaştığını ve toplumda tehlikeli bir şekilde infiale neden olduğunu basına yansıyan haberlerden takip etmekteyim.

Putin gibi tehditler savuran, sağı solu belli olmayan ve altlarındaki iktidar koltuğunu kaybetmek tehlike ve korkusu içinde yaşayan, giderek yaşlanan liderlerin sorumsuz davranışları tüm dünyayı bir tehlike altına sokmuştur denebilir. Rusya’ya karşı tarafsızlığını ilan eden bu nedenle RF Dışişleri Bakanı Lavrov’un, Mayıs 2022 içinde bu tutumu nedeniyle teşekkür ziyaretinde bulunduğu nükleer güce sahip Hindistan’ın dış politika hedefleri belirsizliğini korurken Pakistan, Kuzey Kore ve İran, nükleer güce sahip olmaları nedeniyle dünya için tehlike odağıdırlar. Hindistan’da Başkan Modi, ÇHC’nin lideri Xi Jinping ve RF’da Putin’in öngörülmez davranışlarını her zaman hesaba katmak, göz önünde bulundurmak gerekir. Putin şimdiden İsveç ve Finlandiya NATO’ya katılırlarsa nükleer güç kullanacağını ilan etti bile. 

İngiliz gazeteci ve yazar Gideon Rachman‘ın “Güçlü Lider Çağı:Güçlü Lidere Tapma Dünyada Demokrasileri Nasıl Tehdit Ediyor?” (The Age of the Strong Man:How the Cult of the Leader Threatens Democracy Around the World?,Other Press, 14 Nisan2022, Londra)) isimli kitabında Trump’dan Orban’a, Putin’den Modi’ye kadar dünyadaki tüm güçlü liderler irdelenmiş.

2024’te, Putin hayranı Donald Trump’ın Başkanlık seçimlerini kazanması halinde ABD Rusya ilişkilerinin ne olacağı ayrı bir sorundur. ABD seçimleri sadece ABD Rusya ilişkilerini değil tüm dünyayı ilgilendiren sonuçlar doğuracaktır.

Dünyaya böylece kuş bakışı baktıktan sonra gelelim Türkiye’ye: Türkiye yakın bir zamanda ülkenin geleceği açısından büyük önemi haiz bir seçime doğru hızla yol almakta. Mayıs 2022’nin son haftasında, İstanbul/Arnavutköy’de yapılan “Hafızlık İcazeti” (Hafızlığa Kabul) töreni sonrasında cüppe ve sarıklarıyla tekbir getirerek yürüyen İsmailağa tarikatı destekli 393 kişilik grubun korkutucu görüntüsünün altına sosyal medyada yapılan “şeriat yükleniyor” mesajı, getirilmek istenen rejimi açıkça göstermekte. “Shariat is loading” in tam karşılığı olan şeriat yükleniyor tümcesinden anlaşılan yükleme tamamlanınca şeriatın başlayacağı şeklinde yorumlanabilir. Bu grubun yürüyüşünün başında, Ayasofya’nın cami olarak açılışı sırasında Atatürk’e hakaret eden imam, ilahiyatçı Prof.Dr. Mustafa Demirkan‘ın bulunduğunu unutmamak gerek. Zaten yaşam tarzına ve sosyal hayata ilişkin getirilen her türlü yasaklamalar da bunun göstergelerinden: Yasaklanan konserler, festivaller içkiye getirilen sınırsız ve sürekli zamlar, kadınların yogadan dekoltesine kadar karışan bir zihniyet bu göstergelerin başında gelmektedir.

Yerli ve yabancı uzmanlar, bugün dünyanın karşı karşıya kaldığı en büyük tehlikenin başında iklim değişikliğinin geldiği konusunda hemfikirler. Fabrika, hastane, otel vb diğer kuruluşların filtresiz bacalarından, araçlardan kaynaklanan zararlı gazların ozon tabakasını ortadan kaldırması sonucu güneş ışınlarının zararlarına maruz kaldığımız artık ortada. Geçenlerde park halinde durdukları halde motorları çalışan biri polis iki resmi araç şöförüne neden motorlarını çalıştırdıklarını, egzos gazının havayı kirlettiğini ifade ettiğimde, aldığım cevap amirlerinin serin havalı araç tercih ettikleri şeklinde oldu !

Marmaris‘in Kızılbük Koyunda SİNPAŞ tarafından yapılan otel genişletme çalışması için patlatılan dinamitlerle ekolojik sistem ve ormanlık alanın yokedilmesi, altın aramak için ormanlarla kaplı dağlarımızın kazılarak çıplak alan haline getirilmeleri, yol, köprü gibi inşaatlarla ortadan kaldırılan habitatı da bu kötü gidişata katarsak 10 yıl sonra Türkiye üstündeki hava tabakasının ne kadar kötü olduğu ortaya çıkacaktır.  Bu bakımdan çevreci Profesör Mülkiyeli Nesrin Algan‘ın bu alandaki eşsiz çabalarını takdirle karşılıyorum. Ona büyük destek vermemiz gerek. Nehirlerimiz üzerinde inşa edilmek istenen HES’lerle de SİT alanları, tabiat onarılmaz şekilde tahrip edilmekte.

Ülkemizin örneği bulunmaz coğrafi konumunu tahrip eden hayatlarımızı etkileyecek her türlü krizi yakından takipte yarar var diyelim.

Seçimden seçime oy vermekle yetinmek yerine, sorumlu yurttaşlar olarak hayatlarımızı etkileyecek her türlü krizi yakından takip etmeli ve anayasal haklarımızı kullanarak tepki vermeliyiz. Yoksa üzerinde yaşadığımız gezegene ve bütün canlılara, doğaya haksızlık etmiş oluruz. 

Önceki İçerikDr. Amy Beam, Şükrü Gülmüş ve Ben
Sonraki İçerik“Afedersiniz” demeden kullanılmaması gereken bir sözcük güncel siyaset diline sokulursa…
Ocak 2019'da emekli olmuştur. Dışişleri Bakanlığı Statejik Araştırma Merkezi Başkan Yardımcılığı ve Başkan (2011- 2012). Vatikan Büyükelçiliği Birinci ve daha sonra Elçi Müsteşar (2006-2011). Protokol Daire Başkanı (2001-2005). İsveç Stokholm Büyükelçiliği Birinci Müsteşarı (1998-2001). Slovenya Ljubljana Büyükelçiliği Müsteşarı (1996-1998). Boru Hatları ve Enerji Dairesi Başkanı (1994-1996). Kafkas İşleri Dairesi Şube Müdürü (1992-1994). Hollanda Deventer Başkonsolosluğu Başkonsolos Yardımcısı (1988-1992). Enformasyon Dairesi Başkatip (1986-1988). Endonezya Cakarta Büyükelçiliği İkinci Katip (1984-1986). Londra Büyükelçiliği İkinci Katibi (1980-1983). Kıbrıs Siyasi İşler Dairesi İkinci Katip (1978-1980). Papalık Gregoryen Üniversitesi Temel Teoloji Lisansı Diploması(2007-2010). A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü SBF Master Derecesi (1988). Basılı Tez: “İngiliz İmparatorluğundan Commonwealth'e:İki Dünya savaşı Arasında Çanakkale Krizi 1919-1939”. "London School of Economics"'de misafir öğrenci (1988). A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Lisans Diploması (1976). Ödüller İtalya Cumhurbaşkanı G. Ciampi tarafından Ankara'da tevdi edilen “Şövalye” ünvanı (Cavallieri Stella Stara per la Solidarita Italiani) Eylül 2005. İran Büyükelçisi Dowlatabadi tarafından tevdi edilen Humeyni Altın Nişanı Eylül 2005. Dinlerarası diyaloga katkılarından dolayı Papalık Tiberina Akademisi Şeref Üyeliği Kasım 2007. İngilizce, Maley dilleri (Bahasa Endonezya ve Maley) İtalyanca bilmektedir.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz