Sorunun Cevabı, Toplumun Dermanı

0
Latest posts by Psk. Dr. Ziya Doğan (see all)

Sorular dehlizine düşeli yıllar oldu.

Düşünceler… Düşünceler… Düşünceler…

Bir sorunun cevabını ararken karşılaştığım yüzlerce cevapsız soru…

Son aylarda uykum hep firarda.

Beynimi kemiren “neden?”ler…

Toplum felakete doğru ilerlerken, gidişat rezalete dörtnalla.

Çözüm Kafdağı’nın ardında.

Ne yapmalı?

Mecnun gibi yollara mı düşmeli? 

Kapı kapı mı dolaşmalı mı?

Hayır, hiç biri…

Kiminle konuşsam, zaman kaybı…

Bu yaz gününde pencereyi örtsek sımsıkı, kapansak eve…

Ne çare?

Bireylerden ve toplumdan mı soyutlasak?

Faydası ne?

Hapsetti mi etsek kendimizi, kendi vicdan zindanımızda?

Beyhude!

Ya da sokağa fırlayıp Kur’an’ın dediği gibi:

Ey insanlar; “Fe eyne tezhebun/Bu gidiş nereye?” diye bağırmak mı?

Duyan, irkilenen ve ilgilenen olur mu?

Kaç kişi?

“Durdurun bunu; bu delinin biri!”

***

Çaresiz miyiz?

Bilmiyorum. Belki de değiliz.

Dertli miyiz?

Çok!

Derdimiz, “Emri bi’lmaruf, nehyi ani’lmünker/iyiliği emretmek, kötülükten menetmek” midir?

Sanmıyorum.

Ah, kimin umurunda bu asil ve kutsi görev?

Kimi nisa,

Kimi masa

Kimi kasa derdinde!

Hepsinin gözündeki perde;

“Boş ver, her koyun kendi bacağından asılır!”

Beyinler, midelerde…

Düşünceler hatta fikirler cüzdanların arasında sıkışmış durumda.

***

Hiç böyle olmamıştı şimdi dek…

Daraldıkça daralıyor insanlık.

Kalplerin patlamasına ramak kaldı.

Nuh’un tufanını arzuluyor vicdanlar.

Sular bir kalksa, alıp götürse tüm beynimi kemiren cevapsız soruları, toplumdaki pislikleri, haksızlıkları, hukuksuzlukları…

Ya da bir yağmur yağsa. 

Mide bulandıran tüm manzaraları suyun altında kalsa ve fark edilmez olsa; tüm olanları ve olacakları…

Yahut şehirlerde ve tüm ülkede elektrikler kesilse,

Cep telefonları cebe girse,

İnsanlar birbirlerine bakıp konuşsa,

Gazeteler basılmasa,

Televizyonların yayınları kesilse,

Yalanlarla dolu haberlerle insanlar zehirlenmese,

Toplum kendine gelse; akıl, ruh ve beden sağlığı korunsa, kollansa.

Adalet, tecavüzcüsünden kurtulsa. Mazlumların ve masumların yüzü gülse.

Herkes evine ekmek götürebilse. Aç uyuyan olmazsa…

Çocuklar kurşuna dizilmezse, narin bedenleri sahile vurmasa…

Analar ağlamasa… 

Akan kanlar dursa… 

İftirasız, yalansız, dedikodusuz bir gün olsa…

Müminler ancak kardeştir” hayat bulsa!

***

Kafamdaki sorular kurşundan daha ağır… 

Yüreğim, gönlümün yükünü çekemeyecek kadar yorgun.

Yavrusunu okşayan anne misali, kitapların yapraklarını çeviriyorum.

Bulur muyum beynimi felce uğratan soruların gizemli cevaplarını, bilinmez!

Arıyorum, aramaya devam edeceğim:

Karanlığa son verecek tanı,

Toplumu birbirine düşüren kötü zannı,

Ötekileştirmeden ötekisini berisini kucaklaşacak anı arıyorum…

***

“Asra yemin olsun ki(1), İnsan mutlaka ziyandadır(2). Ancak iman edenler, salih amel (iyi işler) işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye eden ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır(3).”

İlahi emir tekrar imdadıma yetişti.

Sorularımın cevap bulmadı ama bu ayetlerle can buldu.

Anladım, anlayacağımı…

Biraz daha arı-duru, biraz daha insan olursak şayet… 

Azıcık düşünsek,

Birazcık akıl etsek. 

İş işten geçmeden kendimize yani iç ve zihin dünyamıza çekidüzen vermeyi öğrensek.

Bütün sorular cevap, tüm sorunlar çözüm bulur.

Ve belki de toplum derman bulur, insanlık kurtulur…

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz