Tabeladaki devletin gücü

0

DEVA Partisi Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı Mustafa Yeneroğlu.

17 Haziran’da Ankara Kızılay’da bir göçmenin işlettiği kafede yapılmak istenen uygulamanın hukuksuz olduğunu belirterek karşı çıktı.

Sorun kafenin tabelası.

Sebep, çok renkli olması.

Aslında haklılar çünkü böylesi renksiz bir dünyada bu renkleri biz kaldıramayız.

Hatta bu nedenle Emniyet, kendi imkanlarıyla tabelayı beyaza boyadı.

Evet, yanlış duymadınız, görevi olmamasına rağmen polis fırçasıyla boyandı.

Tek renk tek düşünce tek tip tek lider.

Öncesinde ise bir polis amirinin, Sayın Yeneroğlu’na karşı tepki çeken tutumu.

Milletin vekiline parmak sallayan amir, “Ahlaksız, lan sus, senin gibi tiplere ne olacağı belli. Adam gibi konuş” ifadelerini kullanıyor.

Bu yetmiyormuş gibi Emniyet Genel Müdürlüğü’nün yaptığı açıklama da ‘artık yeter’ dedirtti.

Cümle şu: “Teşkilatımıza yönelik düşmanlığı herkesçe bilinen milletvekili…” 

Tuz mu koktu yoksa insanlık mı?

“Gerçekten kan dondurucu!” 

Açıklamanın devamında “Sadece kullandığı bu kelime bizi üzmüş olup, konuyla ilgili tahkikat başlatılmış ve ilgili personele gerekli uyarılarda bulunulmuştur. Bununla birlikte söz konusu milletvekili hakkında görevi başındaki memura yönelik tahrik, hakaret ve tehdit gerekçesiyle suç duyurusunda bulunulacaktır.” denildi.

Devletimiz, gücünü tabela üzerinden iç ve dış düşmanlara göstermiştir.

Herkes haddini bilmeli değil mi?

Sorun çözülmüştür; dağılabiliriz.

Yeneroğlu ise “Hepimizin güvenliğinden sorumlu Emniyet Genel Müdürlüğü, bir milletvekili ile ilgili düşmanca sözler kullanıp açıkça hedef gösterebiliyorsa bu ülkede kimsenin can güvenliği kalmamıştır.” dedi.

Devletin bir kurumu, nasıl oluyor da milletin vekiline bu cümleleri sarf edebiliyor?

Kim amir kim memur belli değil.

Yaşanılanlara sert tepki gösteren DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan da “Bir polisin yaptığı edepsizliği ve hukuksuzluğu tüm Emniyet teşkilatına mal eden bu açıklama, ülkem adına bir utanç vesikasıdır! Sayın Erdoğan çık ve gereğini yap! Bugün devlet kurumları vatandaşı tehdit ediyorsa bu; sen ve sana bağlı bakanın hukuk tanımazlığı yüzündendir!” şeklinde bir değerlendirme yaptı.

Bir tepki de AK Parti Ardahan Milletvekili Orhan Atalay’dan geldi:

“Dün İstanbul’da bir milletvekilinin polise tokat atması gibi, bugün Ankara’da bir polisin milletvekiline parmak sallayarak üzerine yürümesi de asla kabul edilebilir değildir. Adaletin erdemi size değil başkasına yapılan haksızlığa karşı çıkmada tecelli bulur.”

Emniyet’in açıklamasında dikkatimi çeken bir diğer konu ise şu bölüm:

“Ankara Kızılay’da, Göç İdaresi Başkanlığı ile Hudut Kapıları ve Göçmen Kaçakçılığı Daire Başkanlığı ekiplerimizin denetim yaptığı esnada, bir işyerinin tabelasında yazan isimle ruhsattaki ismin farklı olduğu, tabelanın da TSE standartlarına uymadığı tespit edilmiştir.

Ülkemizde kullanılan tabelalar için belirlenen kurallar çerçevesinde, ‘yabancı dilde ifadenin yer aldığı tabelalarda yabancı dildeki ifadeler Türkçe ifadelerin %25’ini geçmeyecek büyüklükte puntolarla yazılması gerekmektedir’ hükmü doğrultusunda işlem yapılmak istenirken…” 

Gerçekten bir yaşıma daha girdim.

Ülkemizde tüm sorunlar çözülmüş geriye bir tek tabelaları kanuni ölçülere uydurmak kalmış.

Sanki ülkedeki bütün tabelalar, kanuni ölçülere uygunmuş gibi.

Tepeden tırnağa herkes kanun, nizam abidesiymiş gibi.

Eğer öyleyse bu işyerine yapılanları doğal karşılamaktan başka bir yolumuz zaten olamaz.

Fakat gerçekten öyle mi?

Millet olarak sormamız gereken asıl soru:

“Sahi biz böyle nereye savruluyoruz?”

Oysa Aristo, “Kanun düzendir, iyi kanun iyi düzendir” diyor.

Olmayınca ne düzen ne de huzur oluyor.

Bu dağınıklığımız, vurdumduymazlığımız, görmezden gelmelerimiz nerede bitecek?

Gücü eline geçiren hem kendini hem de toplumu zehirlemekten ne zaman vazgeçecek?

Ekonomi yangın yeri.

Ekonomik kriz, artık teğet veya dikey geçmiyor;

Yararak geçiyor.

Ama şu bizim konuştuğumuz, tartıştığımız, yazdığımız konulara bir bakın Allah aşkına!..

İcralık olmuş hep birlikte sessizce batıyoruz.

Haberimiz yok.

Önceki İçerikRusya’nın Güvenilmezliği Paradoksu
Sonraki İçerikKırmızı Solucan Yetiştiriciliği ve Solucan Gübresi Üretimi
1978 yılında Erzurum'da dünyaya geldi. Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-Tv ve Sinema Bölümü mezunu; Anadolu Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunu; Atatürk Üniversitesi Adalet Meslek Yüksekokulu mezunu. 2001 yılında gazetecilik hayatına başladı. Erzurum'daki yerel gazetelerin çeşitli birimlerinde 3 yıl çalıştıktan sonra Diyarbakır ve Ankara'da Parlamento Muhabirliği başta olmak üzere çeşitli alanlarda 11 yıl gazetecilik yaptı. 2017 yılından itibaren ise Ocakmedya'da yazmaya başladı. Halen Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-Televizyon ve Sinema Bölümünde Yüksek Lisans yapmaktadır.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz