Türkiye’de Basın ahlakı bu kadar düştü mü? 

0
Latest posts by İbrahim Yersiz (see all)

Bazen şu kanallara bir bakıyorum ve ‘Havuz Medyası’ndan yazarları görünce “Acaba” diyorum, “şu Ak Parti bu numunelik yazarları çok mu aradı?” diye sormadan edemiyorum. Bir insan, parti veya iktidar kendilerini bitirmeleri için ancak bu kadar isabetli bir yazar takımı toplayabilir. 

İnsanın bu yazarlardan, özellikle Cem Küçük ’ten nefret etmesi için ne kadar çok gerekçesi olabilir ki? 

İnsanın bir insandan nefret etmesi için gerçekten gerekçeye ihtiyacı var, ama bunlar o kadar itici ki, onlardan nefret etmek için o gerekçeye bile ihtiyaç yok. 

Şunu açıkça söylemeliyim; bir şeye, bir kuruma veya bir yere mutlak itaat etmek için biraz kişiliksiz olmak gerekir, ama galiba insanın kişiliksiz olması içinde bir fikrinin olmaması gerekir, yoksa insan nasıl olurda kayıtsız şartsız bir partinin veya iktidarın her yaptığını savunabilir? 

Kuşkusuz bu her koşulda başka bir partiyi, örgütü, derneği veya benzer bir teşkilatı savunan içinde geçerli bir kuraldır. 

Şu kanalları izleyince “Acaba” diyorum, “Ak Parti batmak için elinden geleni mi yapıyor, yoksa zaten batmışta elinden gelenin en iyisi bu, ondan ötesini mi yapamıyor?” 

İnanın bilmiyorum. 

Ben şahsen kanallarda bu muhteremleri görünce iktidarı ve Ak Partiyi anlamıyorum. 

Şu ekranlara her gün belirli bazı adamlar çıkıyor veya çıkarılıyor ve iktidar ve Ak Partiyi öyle canhıraş bir şekilde savuluyorlar ki, sanırsınız ya onlar başka bir gezegende yaşıyor ya da biz.  

Ya onca şey kötü giderken insan bir seferde elde olmayan bazı nedenlerden ötürü bir şeylerin kötü gittiğini söyler. Ama yok, onlara göre her şey iyi gidiyor ve bir şeyler kötü gidiyorsa onun sorumlusu CHP’dir! 

Tanrı aşkına, insan “şu CHP olmasaydı ne yapacaktınız?” diye sormadan edemiyor.  

Tamam, CHP kötü, muhalif bir parti olmasına rağmen başarısız bir parti ama iktidar partisinin kalemşorlarının böyle kendilerini başarısız bir partinin şahsında aklamaya çalışmaları ne denli onurlu bir davranıştır? 

Madem CHP başarısız bir parti, o zaman kendinize ölçü olarak neden onu alıyorsunuz?  

CHP’nin başarısız bir parti olduğu konusunda en ufak bir kuşkum yok, yani bu konuda size katılıyorum, anlamadığım şey neden kendinizi hala ısrarla CHP’nin abdest suyuyla aklamaya çalışıyorsunuz? 

CHP kirliye onun abdest suyuyla anlanamazsınız. 

Şunu da iktidara söylüyorum; insanların nefret etmek için gerekçeye bile ihtiyaç duymadığı şu ekran maymuncuklarıyla kendinizi savunmanızı hiç anlamıyorum. 

Eğer bugün batıyorsanız bunun sorumlusu bana göre bunlardır. 

Sağ duyunuz bu kadar mı öldü? 

Kör mü oldunuz? 

Allah aşkına Cem Küçüğün şu sözlerine bakar mısınız? HDP vekillerinden Hüda Kaya ve Ömer Faruk Gergerlioğlu’na hakaretten aldığı cezaya tepki verirken; “… mahkemeler Erdoğan’ın emrinde diyenler utanır mı acaba? Hiç sanmam. Tam tersi, Erdoğan’ı savunanları mahkeme cezalandırmak için acele bile karar veriyor.”  

Lafa bak imana gel, mahkemeler başkaları aleyhinde karar verirken iyi, beyefendinin aleyhinde karar verirken kötü. Yani beyefendinin dediği; eğer mahkemeler Erdoğan’ın emrinde olsaydı ona ceza verememeleri gerekiyordu. Ama mahkemelerde baktı Erdoğan batıyor, o yüzden korkmadan zati şahanelerine ceza veriyor!  

İşin doğrusu bu lafın neresinden tutacağımı bilmiyorum. Ben şahsen Erdoğan’ın yerinde olsaydım partimin ve şahsımın aleyhinde, haksız ve çirkin bir propaganda yaptığı için kendisinden davacı olur, onu içeri attırmaya çalışırdım.  

İnanın bana şu anda iticiliğiyle bu adamın Erdoğan’a kaybettirdiği kadar kimse kaybettirmiyor. 

Bildiğiniz gibi adı üzerinde, havuz medyası.  

Konu şu:  

Türkiye gazetesinin köşe yazarlarından Cem Küçük, 16 Şubat 2021 tarihinde Habertürk TV’de katıldığı “Açık ve Net” isimli bir programda; “Hüda Kaya diye bir tane terörist milletvekili var, Hüda Kaya bakın çok net söylüyorum Hüda Kaya ve Ömer Faruk Gergerlioğlu teröristtir. Bu ikisi de biri kravat diğeri başörtüsü olan teröristtir. Bana istedikleri kadar da dava açabilirler bu iki terörist milletvekili. Milletvekili demeye de bin şahit ister” demişti. 

Öncellikle bir insan nasıl böyle üstenci bir dil kullanabilir, kendi gibi düşünmeyen insanlardan nasıl bu kadar nefret edebilir, ben şahsen anlamıyorum. Kendisini mahkemelerin yerine koyması ve bu kadar ağır hükümlerde bulunmasını ise hiç anlamıyorum. Bence bu insan iktidara güvenerek bu kadar üstenci bir dil kullanma cüreti gösterdiği için iktidarın kendisi kendisini basın yoluyla küçük düşürmekten dava açmalıydı.  

Yoksa iktidar bu kadar mı halktan koptu? 

Böyle provakatif ve üstenci söylemlerle bizzat kendisi iktidara zarar veriyor. O yüzden iktidarın kendisi kendilerine böyle çirkin bir yöntemle zarar verdiği için dava açmalı, onu içeri tıkmaya çalışmalıdır.  

Gerçi insanların içeri tıkılmalarına o kadar hevesli değilim, ama insan biraz da olsa tutarlı olmalıdır; çünkü aynı muhterem düne kadar bu mahkemelerin kararlarını yere göğe sığdırmazken şimdi iş kendisine döndüğü için feryatları koparıyor. Hem de öyle bir şey yapıyor ki, aleyhindeki kararı Erdoğan’ın şahsına bağlayarak işin içinden çıkmaya çalışıyor.  

Mahkemelerin iktidarların arzusuna göre davrandığını ise dolaylı bir şekilde de olsa itiraf ediyor. 

Mahkemeler gerçekten böyle davranıyor mu, bilmiyorum ama muhteremin bu konuda net olduğu ortada. 

Pek tabi ki Gergerlioğlu ve Kaya’nın kendisine kendi haklarında sarf ettiği sözlerden dolayı dava açmaya hakları vardır.  

Yani senin gibi düşünmeyenler bu ülkede sana davada mı açamasınlar? Hangi faşizmde yaşıyoruz? 

Mahkemenin verdiği karar ise üstü aşı 6 bin 620 TL adli para cezası. 

Yoksa onca hizmetine karşın havuz medyası ona bu parayı da mı vermiyor?  

Desenize adam çok ucuza gidiyor! 

Adam mahkemenin kendi aleyhinde verdiği kararı sindiremiyor, tamam orayı anladık ta, ama burasının Erdoğan Türkiye’si olduğunu ve hala Erdoğan Türkiye’si olduğuna göre kendisine kimsenin ceza vermeye cüret etmemesi gerektiğini ima etmesi anlaşılır gibi değildir.  

Bakar mısınız beyefendiye, mahkeme şayet ona ceza vermeye cesaret ediyorsa bu davanın haklı olmasından ötürü değildir, Erdoğan’ın gidici olması durumundan cesaret almalarından ötürüdür diyor. 

Demek ki beyefendinin kendisi de Erdoğan’ın gidici olduğuna kanat getirmiş bulunuyor. Ekranlarda Erdoğan’ın onca propagandasını yaparken aslında Erdoğan’a ve ak Parti camiasına yalan söylüyor.  

Yani aslında adamın derdi Erdoğan’ın kalıp kalmaması değildir, olası gitmesi durumunda neleri kaybedeceğidir. 

Bana göre bu Erdoğan’ın gittiğine dair verilmeye çalışılmış subliminal bir mesajdır.  

Adamın ekmeğini ye kuyusunu kaz! 

Söze bakar mısınız? “Sözde iki vekil beni mahkemeye verdiler” diyor. “Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı sağ olsun Sayın Erdoğan gidici diye hemen hakkımda Yazılı veya Görüntülü Bir İleti ile Hakaret suçundan 1 yıldan 2 yıl 4 aya kadar hapis cezası istemiyle iddianame hazırladı. Bu dava açılmaz diye düşünüyordum. Kovuşturmaya yer yok diye karar çıkacak diye bekliyorduk. PKK’nın siyasi kanadı HDP’nin iki sözde vekili demek ki bazı savcılar ve hâkimler nezdinde daha önemliymiş. Sonuçta mahkeme görüldü ve Ankara 75. Asliye Ceza Mahkemesi hiç beklemeden davayı karara bağladı. Bana 19 Temmuz’da 6 bin 620 TL adli para cezası verdi. Hükmü geri de bırakmadı.”  

Vay be, Gare şehitlerimizi savunduğum için, o gece bu şehitlerimizi Türk devleti katletti diyenlerle kafa kafaya mücadele ettiğim için 6 bin 620 TL para ödememe karar veren Ankara 75. Asliye Ceza Mahkemesi beni cezalandırdı. Kararı siz değerli okur ve izleyicilerime bırakıyorum.  

Bu arada mahkemeler Erdoğan’ın emrinde diyenler utanır mı acaba? Hiç sanmam. Tam tersi, Erdoğan’ı savunanları mahkeme cezalandırmak için acele bile karar veriyor. Son olarak geçmişte bazı HDP’li vekillerle de tartışmam oldu. Bir kısmı cezaevinde. HDP ve bu iki vekille sonuna kadar mücadeleye devam edeceğim. Son gülen kimmiş göreceğiz.” 

Anladığım kadarıyla adam HDP’lileri doğal suçlu kabul ediyor ve o ‘doğal suçlular’a karşı suç işlemiş olmayı suçtan saymıyor. O yüzden mahkemenin böyle bir karar vermesini, yani daha açık bir ifadeyle yasalar karşısında kendisini onlarla eşit görmesini içine sindiremiyor. Tabi mahkemenin bu kararını sindiremediği içinde farkında olmadan suçu kabahatinden büyük laflar ediyor.  

Ne diyeyim sana; Allah yere göğe sığdıramadıklarını da senin şerrinden korusun. 

Önceki İçerikKonya umutlu döndü..
Sonraki İçerikKuran’da Köpek
İbrahim Yersiz 1967 yılında Mardin’in Mazıdağı ilçesinde doğdu. Eğitimine aynı yerde başladı. Gazeteciliğe ilk Yeni Ülke ile başladı, sonra Özgür Gündem ile sürdürdü. Daha sonra bağımsız olarak muhtelif gazete ve dergilere bilgelik üzerine yazılar gönderdi. Olasılık Prensibi Okulu ve Kaçıklar Gezegeni adında iki kitabı var. Halen bilgelik üzerine çalışmaları sürüyor.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz