Üniversal Eğitim Üzerine

0

Üniversal, evrensel, çok amaçlı, kapsamlı gibi manalara gelen bir kelime.
Bu kapsamdaki çok yönlü, yaratıcılık ve tefekkürü geliştiren eğitim için dünyada üniversiteler kurulmuş.
Bizde de üniversiteler var.
Bizde üniversite var mı?
Ohoo! Laf mı bu şimdi? Hem de ne kadar var!
Merdiven altı üniversite bile var. Daha ne olsun!

Hele para ile iş gören özel üniversiteler dolu. Hem de kıyamet gibi. 
Onların dil bilmeyen, yol bilmeyen, okur yazar olduğu bile şüpheli yığınla profesörleri, doçentleri bile var.

İnsan içine girmeden anlayamıyor oradaki sığlığı, eyyamcılığı, körler sağırlar birbirini ağırlar misali al takke ver külah ilişkileri, çalımları, şişinmeleri, janjanlı sözleri, tamamı gösterişten müteşekkil komedyenlere taş çıkartan halleri…


Bir zamanlar ben de özellerin seçkinlerinden sayılabilecek bir üniversitede öğretim görevlisiyim, derslere giriyorum. 
İstiyorum ki öğrencilerime üniversal manada küçük de olsa bir katkım olsun. O hevesle adeta yırtınıyorum. 
Ama bakıyorum ki benim muadillerim o kadar rahatlar ki, hiç keyiflerini bozacak, herhangi bir şeyi dert edinecek halleri yok.  
Yahu boş veer! 
Dert ettiğin şeye bak! 
Otur aşağı, sıkma canını bakalım!
 havasındalar.

Baba haydi hepsini geçtim de, buradan da ciddi miktarda bir ücret alıyoruz, bari onu hak edelim derdindeyim. 
Yahu sene sonunda herkes sınıfını geçsin, velilerden-öğrencilerden yeter ki bir şikâyet gelmesin, gerisini sal gitsin, dert etme… yaklaşımı seziyorum. 
Bu da bana göre değil, canımı sıkıyor.

Öğrencilere bakıyorum. Onlar da uyanık, bu havayı iyi koklamışlar, işin nasıl döndüğünü şıp diye anlamışlar, dolayısı ile de onlar da çok ama çok rahatlar. 
Malum öğrenci kısmı hocayı, idareyi, genel yaklaşımı anında ve çok iyi tartar ve ona göre de şekil alır; tanıdık tanımadık bir sürü arkadaşını da bu hususta çabucak bilgilendiriverir.

Derslere özellikle de birinci sınıfta bir hayli devam eden öğrenci var ama biraz gözü açılanlar veya üst sınıfta olup da alttan dersi olanlar kolayca sınıf geçme derdindeler, ders mers umurlarında değil.

Okula girip çıkarken bir sürü tanımadığım öğrenci yolumu kesiyor, halimi hatırımı soruyor, güya benimle tanışmış olup arada da dersten kolayca nasıl geçeriz, bir yol gösterseniz, bir ödev filan verseniz, yok mu bir kestirme yol demeye çalışıyorlar.

Bir gün aklıma geldi, artık böyle yolumu kesenlere:
-Evet çok kestirme bir yol var, şu gün şu saat şu amfide dersim var, oraya gelin dersten geçmenin en kestirme yoluyla ilgili orada size müthiş bir kopya vereceğim, diyorum.
Bu söz yayılmış tabii. O gün o saatte amfi doldu taştı. Herkes kopya almaya gelmiş belli. Gözler parlıyor.

Dedim ki:
Vize ve final sınavlarında Türkçenin Yazım Kuralları ve Noktalama İşaretleri konusunu en başa alıyorum. Çünkü malum üniversite bitireceksiniz bari iki paragraf yazı yazıp da yirmi tane yazım ve noktalama yanlışı yapmayın. Bunu yapan kişi ‘Ben üniversite bitirdim’ demeye utanmalıdır. Kendinizi bu duruma düşürmeyin lütfen. Bunun özrü olamaz, dikkatimden kaçmış, aslında biliyordum filan derseniz de inandırıcı değil gülünç olursunuz. Lütfen buna dikkat edin.

Hani size sorduğum bir bilgi sorusunu doğrusunu bilip de bozuk cümlelerle, yazım noktalama hatalarıyla açıklasanız ben o cevabınıza geçer not vermem.
Tam tersine yanlış açıklamayı doğru düzgün cümlelerle ve hatasız bir anlatımla yazsanız o cevaba da geçer not verebilirim.
İyi bir ilkokul üçüncü veya dördüncü sınıf öğrencisi kadar yazım ve noktalama konusunda yanlışsız olmanızdır, daha fazlası değil sizden istediğim.

Şimdi gelelim size vereceğim kopyaya.
Size bir söz vereceğim, bu söz Baruch Spinoza’ya aittir.
Bu sözü alın istediğiniz yerde istediğiniz kişilerle görüşüp konuşarak, danışarak veya kendiniz oturup üzerinde tefekkürde bulunarak ne anladığınızı tutarlı bir şekilde açıklayın. Bu açıklamanızı da bana ister bir ödev şeklinde getirip verin, ister size vereceğim e.mail adresime gönderin. 
Sizin açıklamanız yerinde ve yeterliyse, bir sürü yazım noktalama hatası da yoksa sınıfı geçtiniz sayın! 
Sınıf geçmek bu kadar kolaydır hanımlar beyler!

Amfide bir alkış koptu.
Herkes neredeyse futbol maçındaymış gibi: 

Yaşa! 

Var ol!
En büyük hoca bizim hoca!
 diye tempo tutup beni omuzlarına alacak, koridorlarda gezdirecekler.Lafı uzatmayalım, sözü yazdım tahtaya:
HAVAYA ATILAN BİR TAŞ EĞER DÜŞÜNÜP* KONUŞABİLSEYDİ KENDİ İSTEĞİMLE YERE DÜŞÜYORUM DİYECEKTİ.

*Buradaki DÜŞÜNME tefekkür etme manasına değil, karşısındakinin günlük konuşmasını anlayabilecek kadar anlayış ve izana sahip olma halidir tabii ki.

Hepsi kağıdı kalemi çıkardı bu sözü not aldı.
Herkes, Oh be! Sınıfı kestirmeden geçtik anasını satayım, daha ne olsun! havasında dağılıp gitti.

Daha sonraki günlerde bana yağmur gibi bir sürü ödev kağıdı ve e.mail geldi.
Şaşırtıcı şekilde tek bir öğrencinin açıklamaları nispeten konuyu anlamış gibi ama onun dışında bir tane bile konuyu anlayıp yorumlayan kişiye rastlamadım!
Zaten yazım konusu çoğunca felaketti.
Dolayısı ile benim kopya vermem boşa gitti.

Bugün olsa o ödevi kesinlikle vermezdim.
Çünkü ‘Bu sözü anlayabilecek düzeyde çalıştırılan zekaya sahip kişi bulmak kolay bir mesele değildir, hiç denemeye kalkma, hüsrana uğrarsın!’ derdim kendime herhalde.

Önceki İçerikMotosiklet: Güvenli Sürüş Yolları ve Kazalar
Sonraki İçerikHüzün ve Gurbet
Eğitimci, Oyun Yazarı ve Yönetmen ÖZGEÇMİŞ: 1954 Tirebolu doğumlu Eskişehir Anadolu Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı Bölümünü ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. 34 yıl çeşitli liselerde Edebiyat Öğretmenliği ve Müdürlük yaptı. 4 yıl Kültür Üniversitesi’nde Öğretim Görevlisi olarak çalıştı. ESERLERİ: Bir Poşet İstanbul Toprağı (Roman, 2012 Yunus Emre’yi Kim Öldürdü (Roman dosyası) Devlet Tiyatroları Repertuarına Alınan Oyunları (2012): Vah Güzel İstanbul Yunus Emre’yi Kim Öldürdü? Yaşamın Kıyısında Zirzop Kral Aldığı Ödüller: BASÜBADELMEVT oyunu Kör Sema Oyun Yazma Yarışması, Birincilik Ödülü NUH’UN AĞRISI oyunu Aydın Üstüntaş Jüri Özel Ödülü Yazdığı Diğer Oyunlar: Mutluluk Tarifleri, Kulüp Paragöz/ Anatolia Yolu / Yurdun Seni Çağırıyor Nazım/ Son Oidipus/ Savaş Devam Ediyor/ İyi Aileler İyi Çocuklar/ Bir Ateş Ver (Kahır Yolcusu Bir Zamane Dervişi: Ruhi Su), Melekut, Girdap Nasrettin Hoca’nın Biri Bir Gün (Çocuk Oyunu) Kuşlar Cumhuriyeti (Çocuk Oyunu) Gençlik Tiyatroları Festivallerinde kendi yazıp yönettiği oyunlarla ödüller almış; Yunanistan ve İsviçre’de bu oyunlarıyla turneler yapmıştır. Oyunları ülkenin birçok şehrinde amatör veya yarı amatör topluluklarca; üniversite-lise, ilköğretim tiyatro topluluklarınca oynanmıştır. 2013’ten beri Amerika’da yaşamaktadır.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz