Vicdanlı bir hayvansever!

2
Latest posts by Aysun Saygı Köknar (see all)

Kendisini “vicdanlı bir hayvansever” olarak tanımlayan Sevilay Yılman, sokaklarda başıboş şekilde dolaşan köpeklerin ya sahiplendirilmesini ya toplanıp barınaklara tıkılmasını salık verdiği, baktık ki imkânlar yetersiz, sayıca da çok fazlalar o zaman da “Ne yapalım canım uyutuveririz.” ana fikrinde gezinen o muhteşem yazısından sonra hayvanseverlerin şiddetli tepkisi ile karşılaşmış. Ancak Yılman, bu iş hallolana kadar sözlerinde hiçbir şekilde geri adım atmayacakmış.

Hanımefendinin söylediğine bakılırsa sokaklarda başıboş dolaşan, sahipsiz hayvanlar her gün birine saldırıp, parçalayıp, ölümüne sebep oluyormuş. Neredeyse bizim yaşam hakkımızı elimizden almışlar.

Biz de Avrupa ya da Amerika gibi gerekirse hepsini tek tek toplayıp, uyutup onlardan kurtulabilirmişiz!

İnsan, okuyup yazdığı için Türkiye’nin “aydın” tayfasına girmesi gereken toplumun gözü önündeki bir isimden, erkeklerden hassas ve duyarlı bir yapıya sahip olması beklenen bir kadından, evini sokaktan sahiplendiği bir kedi ile paylaşan ve üstüne üstlük evlat büyüten anneyse adı geçen, bu tür sözler işitince daha da fazla üzülüyor. 

Bir insanın, dünyaya gelerek yaşam hakkı elde etmiş herhangi bir canlı ile ilgili işine gelmediğinde kolayca öldürülüp, çöpe atılması fikrini benimsemiş olması ne kadar da rencide edici, çağ dışı ve vahşi. 

Ömrünün kısacık bir anında masum bir hayvanla göz göze gelmiş, varlığını içtenlikle kabul etmiş, saygı duymuş, sevmiş hiçbir insan, sanki cansız bir varlıktan kurtulurmuşçasına karşısındakinin yaşamını sonlandırmaktan böyle kolaylıkla söz edemez. Etmemeli. Hele ki vicdan ve merhamet sahibiyse…

Siz yüce Yaradan’ın takdiri ile bu dünyaya insan, onlar hayvan olarak geldilerse bu bize o canların yaşamı hakkında pervasızca hüküm verme lüksü ve özgürlüğü sağlayamaz.

Kuran-ı Kerim’de Yüce Yaradan “Yeryüzünde yürüyen hayvanlardan ve gökyüzünde iki kanadıyla uçan kuşlardan ne varsa hepsi sizin gibi birer topluluktur.” diye buyurur. Dolayısıyla bu dünyanın sadece bizim eksenimizde dönmediğini net bir biçimde hatırlayıp, hayvanların birbirinden eşsiz güzellikteki her türünü saygıyla kabul edip, kendi doğalarına göre davranıp, insan olmanın en güzel yansıması olan şefkat ve merhamet duygularımızı sonuna kadar hak ettiklerini unutmamız gerekir.

Ayrıyeten Hayvan Haklarını Koruma Kanunun 4. Maddesine göre: Bütün hayvanlar eşit doğar ve bu kanun hükümleri çerçevesinde yaşama hakkına sahiptir.

Çok şükür ki insan –ekseriyetle- bilinçli ve düşünme yetisini kullanan bir canlı olduğu için kanunlar üretmiş de Sevilay Yılman gibi bu dünyayı onlarla paylaştığımızı unutan, hayvan sever gibi görünen ancak tepesi atınca anında can almaktan bahseden kimilerinden masum hayvanları korumak için elimizde kanunlarımız olmuş. Sınırlar belirlemişiz.

Ben de bir hayvanın içgüdüsel olarak ortaya çıkan davranışları yüzünden ne bir insanın ne de bir başka canlının zarar görmesine neden olmasını pek tabii ki istemem. Malumunuz olduğu üzere evcil hayvanlar genelde onlardan korkup, ürken, hatta şiddet uygulayan insanlarla daha önce yaşadıkları kötü tecrübeler nedeniyle hırçınlaşıp, saldırgan davranışlar sergilerler, normalde insanlarla uyum içinde yaşayıp giderler.

Takdir edersiniz ki seksen milyonluk bir ülkede meydana gelen bir iki üzücü hadiseyi de tüm hayvanlara mal edip, genelleme yapmak da yanlış olacaktır. 

Burada en önemli görev Belediyelere düşmektedir. Kontrolsüz biçimde çoğalan hayvan popülasyonunu uygulanacak etkin bir kısırlaştırma politikası ile en aza indirmek yapılacak işlerin en başında geldiği aşikârdır. Örneğin geçtiğimiz günlerde Belçika‘nın başkenti Brüksel’de güvercin nüfusunun artışını engellemek için kuşlara doğum kontrol maddesiyle kaplanmış mısır verileceği açıklandı. Onlar da kolaya kaçıp “zehirleyelim gitsin” diyebilirdi ama demek ki akılcı yaklaşımlar ve medeni çözümlerle de bu işler kimsenin canı yanmadan da çözülebiliyormuş.

Belediyeler sokak hayvanlarının aşıları, beslenme, barınma ve kısırlaştırma gibi sorumluluklarını sistemli bir biçimde yerine getirmekle yükümlüdür. Ancak hepsini toplayalım, işimize gelmezse uyutalım tarzında çağ dışı çözümler asla kabul edilemez.  

Saldırgan davranışlar sergileyen kedi, köpeğin bile kulağına doğru sözler fısıldanarak işin eğitimini almış ehil ellerde rehabilite edildiğinde kısa sürede munis ve sakin bir tavır sergilemeye başladığı gözlemlenmektedir. 

Bu dünya bilge bir ağacın gölgesinde dinlenip, herkesten çok sağduyulu, sadık, kadirşinas kedi, köpek, kuş gibi sokak hayvanları ile paylaşıldığında daha yaşanılır ve katlanılır oluyor. Onların sağımda, solumda dolaşıp, gezindiğini görmek bana ne kadar zaman geçerse geçsin doğanın çocuğu olduğumu ve köklerimin hâlâ toprakla bağının kopmadığını hissettiriyor. 

Gerçeği söylemek gerekirse şahsen ben de bizi mecbur bıraktıkları bu beton labirentler arasında ömür tüketip, önüne gelen ilk engelde karşısına çıkan insan ya da hayvanı sistemin dışına itekleyen, üzerine çarpı atıp oyundan diskalifiye etmeye çalışan, düşünceleri vasat, ruhu çirkin, hırçın, huysuz, içi kuruyup kalmış, mekanikleşmiş insan modelleri ile aynı dünyayı paylaşmak istemezdim.

 Amma velakin, ne yapacaksın. Hayat işte!

Fotoğraf: Sahipsiz yavru kediye annelik yapan sokak köpeği

2 YORUMLAR

  1. Hayvansever gibi görünüp bilinç altında nefret eden bir kişinin tipik bir örneği sevilay yılman.
    Yaşam alanı konusuna gelince şöyle bir haber okuyoruz.
    Domuzlar şehre indi aslında haber insanlar domuzların yaşam alanını işgal etti olmalı.
    Bu ülkenin sokakları kedileri köpekleri ile güzel.
    Belediyeler bu konuya gereken önemi vermeli ve barınakları ölüm kampı olmaktan ziyade yaşanacak geniş arazilere konumlandırılıp hafta sonları geziler düzenleyip insan ve hayvan ilişkisi için geliştirme proje çalışmaları yapmalıdır.
    Büyük oğlum hayatını adadığı çakbipati adlı bir dernek kurup hayvanseverlerin desteği ile yüzlerce hayvanı sahiplendirip tedavi ettirip kısırlaştırdi.
    Beledilyelerin imkanları ile çok daha fazlası da yapılabilir diye düşünüyorum.
    Ülkemizin dindar kesiminde kediye sempati ile bakılır ama köpek uyduruk bir hadis ile tu kaka edilir.
    Sahipleniğiniz bir köpeğin gözlerine bakın o minnet sevgi dolu gözlerden nasıl melekler korkar da yanına gelmez.
    Velhasıl bu ülkenin sokaklarının ruhu orada yaşayan Allahın sessiz canlılarıdır.
    Çöplerin içinde eşelenip yiyecek arayan dili dışarda su arayan bulabileceği o yiyecekle belkide doğürduğu yavrularını emzirecek olanı görüp kalbinin derinliklerinde bir vicdan merhamet sızısı duymuyorsan yaşadığınımı zannediyorsun.
    Hele hele sokak hayvanlarını uyutmak insanın tüyleri ürperiyor.
    Tüylerin ürpermesi için insan olmak gerekiyor.

    • Sayın Efedamat Bey
      Sizler gibi, kıymetli oğlunuz gibi bu dünyada hayvanları canı yürekten seven, aynı dili konuştuğumuz insanların olduğunu bilmek. Çok teşekkür ederim değerli görüşlerinizi bizlerle paylaştığınız için.
      Selam ve hürmetle…

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz