‘’Yaşamın ta kendisinden mahrum ediliyoruz’’

0
Latest posts by Rabia Güner (see all)

Balıkesir Üniversitesi, Kimya bölümü öğrencisi Ceren Özcan ile gençlerin mahrumiyeti üzerine konuştuk. Genç olmanın kendisine nasıl hissettirdiğini, bir genç olarak yaşadığı mahrumiyetleri, düşünce ve ifade özgürlüğü mahrumiyetini ve benzer konular hakkındaki fikirlerini sorduk. Kendisi de 21 yaşında bir genç olan Özcan, konuyla ilgili görüşlerini dile getirdi.                                     

Türkiye 13 milyona yaklaşan genç nüfusa sahip bir ülke ve 15-24 yaş grubunu ifade eden bu nüfus, toplam nüfusun 15,6’sını oluşturuyor. Ancak nüfus içindeki ağırlıklarına karşın gençler birçok mağduriyet yaşıyor.

   İlk olarak 21 yaşında bir genç olmanın size nasıl hissettirdiğini sormak istiyorum. Genç olmakla ilgili düşünceleriniz nelerdir?

   Genç olduğum doğru ama genç hissettiğimi tam anlamıyla söyleyemeyebilirim çünkü ben gençliğin çok güzel ama bir o kadar da zor olduğunu düşünenlerden biriyim. Küçükken büyümenin çok güzel ve çok özgürlük getiren bir süreç olduğunu düşünürdüm ama şimdi hepimizin de bildiği gibi yaşla birlikte sorumluluklar da giderek artıyor. Özellikle gençlerin yaşam standartları bulunduğu ruh halini derinden etkiliyor diyebilirim çünkü bunu hem kendimden yola çıkarak hem de arkadaşlarımdan yola çıkarak rahatlıkla söyleyebiliyorum. 18 yaşına girdiğim gün artık çocuk değilim diye düşünüp sevinmiştim ama sanırım bir gün sürdü. Bu biraz abartı ya da acımasızca gelebilir ama doğru ve bunu genç olan çoğu arkadaşım da onaylayacaktır.

18 yaş aynı zamanda üniversite hayatının da başladığı ve köklü değişikler yaşadığımız bir süreç olabiliyor. O yüzden genç olmak dediğim gibi bazen çok güzel, çok farklı, çok rahat, çok keyifli hissettirse de bunun yanında yaşadığımız olumsuzlukları daha ön planda tutmalıyız çünkü ben her olumsuzluğun ya da bir sorunun çözümü olacağının da farkındayım.

   Sizin de ifade ettiğiniz gibi gençler hem olumlu hem de olumsuz durumlarla karşı karşıya kalabiliyor. Bu olumsuzluklardan biri de mahrumiyet. Gençler maddi ve manevi şeylerden yoksun kalabiliyor. Sizin yaşadığınız bir mahrumiyet var mı?

   Elbette var. Hangi gencin yoktur ki. Ben çok güllük gülistanlık yaşıyorum diyen bir genç arkadaşım muhtemelen hayata tozpembe bakıyordur ama ne yazık ki hayat o kadar masal diyarı değil. Yaşadığım birçok mahrumiyet var ve bunu gönülden üzülerek ifade ediyorum. Öncelikle bir genç olarak aldığım eğitimin kalitelisinden mahrum bırakılıyorum. Bunu kıyas edebileceğimiz birçok olanak var. Her zaman gündemde olan bir şey ama neden hala eğitim konusunda bu kadar gerideyiz mesela bunu anlamak benim için o kadar kolay değil. Hiç unutamayacağım bir örnek vereyim. Ablam üniversite okurken bir yandan da çalışmak zorunda kaldı. Bir gün ablam, arkadaşı ve ben bizim evde oturuyorduk. Ablamın arkadaşı üniversite hayatının ne kadar güzel, hareketli geçtiğinden, arkadaşlarıyla yaptığı birkaç tatilden bahsederken ablam bu konuya tek bir örnek bile verememişti. Ne diyecekti? Bırakın tatili benim ablam üniversite hayatı boyunca tiyatroya, sinemaya, müzelere falan belki bir belki iki kez gitmiştir. Bir ülke öğrencisine kültürel ortam nasıl sağlayamaz?

   Hızlıca bir anımdan daha bahsetmek istiyorum. Bazı akrabalarımız ziyaretimize gelmişti ve tam olarak bu konu konuşuluyordu. Ben de bu şekilde ifade ettiğim gibi eleştiri yöneltiyor ve düşüncelerimi dile getirip soru soruyordum. Babam bana o gün bir daha böyle konuştuğunu asla duymayacağım demişti. Nasıl konuşmuş olabilirim ki? Demek istediğim şu, bırakın kültürel faaliyetleri düşünce ve fikirlerimizi bile yeterince ifade edemiyoruz.

   Aile içinde yaşadığınız düşünce ve ifade özgürlüğü mahrumiyetinin ülke geneli için de geçerli olduğunu düşünüyor musunuz?

   Kesinlikle. Mesela devlet evimizse ve aileler de bu devletin çocuklarıysa kimi örnek alacak, kimden korkacak, kimi yansıtacak? Ülkemiz ekonomik bir sıkıntı yaşıyorsa bunu aileler de yaşıyor. Ülke senin konuşmana, sesini çıkarmana, eleştirmene nasıl izin vermiyorsa aileler de izin vermiyor. Herkes gençler mutsuz, gençler memnuniyetsiz diye bizi eleştiriyor ve ben bunu asla anlayamıyorum. Eleştirilmesi gereken gerçekten gençler mi? Sadece ifade özgürlüğü de değil ki haklarımızdan da mahrum bırakılıyoruz.

 Haklarımızdan da mahrum bırakılıyoruz diye ifade ederken nelerden bahsettiğinizi biraz daha genişletebilir misiniz?

   Elbette. Ben artık çağdaşlık kavramını bir palavra olarak görmeye başladım çünkü bunca zaman bangır bangır bağırılan haklar, çağdaşlık, ilericilik kavramları ortaya atılırken nasıl bu kadar gerici, çağ dışı olaylara maruz kalabiliriz ki? Ben şimdi sorarım herkese, kardeşim benim ülkemde cinayetler işlenmedi mi, işkenceler olmadı mı, sırf şort giydi diye genç bir kız darp edilmedi mi? Bizim kıyafet seçme özgürlüğümüz bile bu kadar sığken ben şimdi kalkıp da yaşam hakkı, özgürlük hakkı, güvenlik hakkından falan bahsedersem bana gülerler. Ben olsam üzülerek gülerdim. Üzülerek gülerdim diyorum ya bunun karşılığı çok örnek yaşadık biz.

  Ülke olarak yaşadığımız bu karşılıkların neler olduğunu düşünüyorsunuz?

   Saymakla bitmeyecek birçok kara leke tarihe yazıldı. Hangi birini sayabilirim bilmiyorum. İnsanlar birbirinden nefret eder, kin duyar hale geldi. Biz insanlara o kadar yabancılaştık ki. Güzel duygulardan bile mahrum kalıyoruz. Çevremiz talan ediliyor, yaşanabilir bir çevreden mahrum bırakılıyoruz. Onca sene okuyoruz ve iş bulamıyoruz, yaşamın ta kendisinden mahrum ediliyoruz. Şartlarımız eşit değil, benim aklıma gelmeyen ve nelerden mahrum kalan kim bilir ne hayatlar vardır. Ailesinden, arkadaşlarından, eğitimden, sağlıktan… Düşünebiliyor musunuz ya sağlıktan diyorum. Parası olmadığı için, özel hastaneye gidemediği ya da vaktinde gidemediği için. Bu nasıl bir adalettir ki çokça sözü edilir. İnsan ve hayat düşünüldüğünde konuyla ilgili emin olduğum tek bir şey varsa o da mahrum olunmayan tek bir şeyin bile var olmadığıdır.

   Peki, sizce bu mağduriyetleri gidermenin bir yolu var mıdır, varsa önerileriniz nelerdir?

   Olmaz olur mu, elbette var ve bu bilinç herkese aşılanması gereken önemli bir farkındalık. Her şeyin başı eğitimdir derler ve bu çok doğrudur. Eğitim sonuna kadar teşvik edilmeli ama eğitim gören öğrencilere, gençlere de gereken destek sağlanmalı. Her konuda yürütülen politikalar çok önemlidir değil mi? Gençlerle ilgili çarpıcı, yararlı bir politika görüyor musunuz? Gençler geleceğe umutsuz bakıyormuş diyorlar, bunun sebebini bile gençlere bağlıyorlar. Ben bir ülkede doğduğumda o ülkeden beni hakkıyla eğitmesini, sağlığıma dikkat etmesini yani bir anne baba şefkatiyle yetiştirmesini beklerim. Bu problemlerin en tepeden başladığından asla şüphem yok. Tüm yöneticilerin, söz sahiplerinin önceliği halk olsaydı, gençler olsaydı eğer tablo bu kadar karartıcı olmazdı. Marmara Denizi’ni örnek alalım. Deniz nasıl birike birike bu hale geldiyse, ülkemizin de bu durumdan bir farkı yok. Evet, belki denizde olduğu gibi birden temizlenecek sorunlar değil ama zararın neresinden dönülürse kardır diyeceğiz ve gözümüzü ülkeyi, belediyeleri, köyleri yönetenlere dikeceğiz, onları eleştirenlere değil.

   Cevaplarınız için çok teşekkür ediyorum. Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

   Bana söz hakkı verdiğin için öncelikle ben de sana çok teşekkür ederim. Ben bunların konuşulması gerektiğini düşünüyorum ve son olarak tavsiyem şudur; üniversiteli gençlerin ortaya attığı bir söz vardır, belki duymuşsunuzdur ‘’Geleceğimiz yoksa korkumuz da yok.’’ İş gerçekten buraya geldi galiba. Eğer şimdi korkarsak, geçmişte ve şu an yaşadığımız mahrumiyetleri ileride de yaşamaya devam edeceğiz. Cesaretiyle yaşamayan esaretiyle ölür diye bir söz vardır ve tek kişilik bir cesaret büyük bir çoğunluktur aslında. O zaman gençlerin, genç hissedenlerin ve geleceğin gençlerinin bazı şeylerden eksik, mahrum, yoksun kalmaması için her birimiz bu mücadelenin sözcüleri olmalıyız. Hiçbir şey yapamıyorsanız bile ses çıkarın. Bu bile sessiz kalmaktan daha iyidir.

    Gençlik insan yaşamının en zor dönemlerinden biridir. Sınavlar, gençlerden beklenenler, gelecek endişesi, baskılar, iş bulmanın zorluğu, öğrenim kredileri gibi birçok sorunla mücadele etmelerinin yanında da mağduriyetler, adaletsizlikler, mahrumiyetler yaşarlar. Bir de bunların yanında gelen ciddi ruhsal sorunlar vardır. Hal böyleyken genç olmak da genç kalmak da bir hayli zorlaşmaktadır. Sonuçta, gençlerin sorumluluktan kaçtığı gibi sorumluluk almak istemediğine yönelik bir tablo ortaya çıkmaktadır. Bu noktada da gençlerin maddi ve manevi olarak yaşadığı mağduriyetin bu sonucu ortaya çıkardığı söylenmektedir. Gençlerin yaşadığı yoksunluk, sorumluluk sahibi olmalarına imkân vermemektedir. Bununla da kalmaz eğitim, sağlık, barınma, güvenlik gibi çoğu temel haktan da mahrum kalabilmekteler. Özellikle eğitim bir ülke için son derece önemlidir çünkü ülkenin kalkınmasının, ilerlemesinin, gelişmesinin temelinde yatan etkenlerden biridir. Gençler ise hem çalışıp hem okumak durumunda kalabildiğinden eğitime ayırması gereken zamanı ayıramamaktadır. Eğitimin yanında kültürel olarak gelişmesi gereken gençler yaşamlarına devam etmek için çalışmakta ve hem eğitimlerinden hem de kültürel aktivitelerden geri kalmaktadır. Bunu ifade etmek istediklerinde ise düşünce ve fikir özgürlüklerine engel olunmaktadır. Bu mağduriyetler de beraberinde birçok hak ihlalini getirmektedir.

    Konuya çeşitli çözüm önerileri getirmek mümkün. Gençleri dinlemek, gençleri anlamak bu çözümün ilk adımıdır. Sorunu bilmeden çözüme ulaşamayız. Eğitime önem vermeli, genç psikolojisini anlamalı ve ona göre hareket etmeli, gençlere hem sevgiyi hem de saygıyı sonuna kadar hissettirmeli, destek olmalıyız. Çevremizi de bu konuda bilinçlendirmeli ve bir farkındalık yaratmalıyız. Böylece gençlerin mutluluğu tüm dünyayı saracaktır.    

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz