Yeni Tehlike Kapımızda: Hayvan Seven ile Hayvan Sevmeyen Kavgası

0
Prof. Dr. Orhan Yılmaz
Latest posts by Prof. Dr. Orhan Yılmaz (see all)

Hırkasının üzerine yatan kediyi uyandırmamak için, hırkasının kolunu kesip giymek zorunda kalan bir Peygamber’in ümmetiyiz.

Yine Hz Muhammed, ordusuyla Mekke ile Medine arasında bir bölgeden geçiyormuş. Bir çalı dibinde yavrularını emziren bir dişi köpek görmüş. Askerlerden birini çağırmış ve 

-“Bu zavallıların başında nöbet tut, ordu geçinceye kadar onlara bir zarar gelmesin” diye emir vermiştir.

Eğer kedi ve köpeğe Hz Muhammed merhamet gösterdi ise, bizler haydi haydi merhamet göstermeliyiz.

 Ancak pratikte maalesef böyle olmamaktadır. Mesleğim zootekni olduğu için, direkt bu konunun içindeyim. Ayrıca bende her gün sokak hayvanlarını besliyorum. 

Şahsi gözlemim şudur ki, çevremde ne kadar sokak hayvanı besleyen gördü isem, tamamına yakını mütedeyyin olmayan, laik, Atatürkçü ve sol kesimdendir. Bu durum, mütedeyyin kesim için bir ayıp olmalıdır. 

Ben olaya bu açıdan bakıyorum.

Olaya bu açıdan bakınca, hayvan seven ve hayvan sevmeyen ikilisinde hayvan sevmeyenlerin genellikle mütedeyyin kesim olduğuna maalesef şahitlik ediyorum.

Çevrenizde, mahallenizde, sokağınızda bu şekilde bir tartışma, anlaşmazlık gördüğünüzde lütfen dikkat edin, bu tezimin doğrulandığını göreceksiniz.

Mütedeyyin kesime göre, kedinin salyası temizdir ve ev içinde beslenmesinden sakınca yoktur. 

En çok hadis rivayet eden sahabe Ebu Hureyre’dir ve adının dilimize göre anlamı “Kedi Babası” demektir. 

Yaklaşık 14 asırdan beri, “Köpek giren eve melek girmez” şeklinde bir ön yargı vardır (Bu yanlış bir inanıştır, nedenini ayrı bir yazı ile açıklayacağım). Bu nedenle köpek mütedeyyin kesimlerce genellikle sevilmez.

Son günlerde meydana gelen hayvan seven-hayvan sevmeyen kavgası zaten çoğunlukla sokak köpekleri üzerinden yürümektedir. Bu yüzden hayvan sevmeyen grup genellikle mütedeyyin kesimdir.

Bundan önce güzel ülkemizde sağ-sol, laik-anti laik, Sünni-Alevi, Türk-Kürt gibi birçok bölünmeler yaşadık. Bu günleri tekrar görmeyelim, lütfen.

Mütedeyyin vatandaşlarımızdan istirhamın odur ki, mütedeyyin olmayan, laik, Atatürkçü ve sol kesimden insanlardaki hayvan sevgisine baksınlar ve ibret alsınlar. 

Ben Müslüman’ım, dindarım” diye mangalda kül bırakmayanlar, Hz Muhammed’in hayvanlara gösterdiği merhamete layık olmaya çalışsınlar. 

Sokaktaki kedi-köpekleri beslemek için dolaştığımda, benim dışımda sokak hayvanlarını besleyenler genelde mütedeyyin olmayan insanlar.

Henüz elinde kedi-köpek maması ile sokak hayvanı besleyen bir tesettürlü “Hanım kızımıza” ya da sakallı-tespihli bir amcaya rastlamadım. 

Dinimizde sadaka vermek, hayır işlemek her zaman teşvik edilmiştir. Osmanlı İmparatorluğu zamanında atalarımız, sokak kedilerinin beslenmesi için vakıf bile kurmuştur.

Sokaklardaki başıboş kedi ve köpekleri kontrol altına almanın en garantili yolu, onları kısırlaştırmaktır. 

Bir kedi ya da köpeğin kısırlaştırma ücreti, eğer sokak hayvanı ise, veterinerler tarafından genellikle 300-500 TL gibi rakamlara yapılabilmektedir. 

Ayda bir olmazsa bile, 2 ayda bir, 3 ayda bir sokak hayvanını kısırlaştırmak için veterinere götürün, başınızın gözünüzün sadakası olsun. 

Söylemekten çekinmiyorum, reklam ya da övünmek için de söylemiyorum. Emsal ve ibret olsun diye zikrediyorum. 

Bu yıl Kurban Bayramı’nda, 5.000 TL para ayırmıştım. Kurban kesmedim. Tamamını sokak kedi ve köpeklerinin tedavisi, aşısı ve kısırlaştırılması için harcadım.

Şimdi mütedeyyin kesim bana su-i zanda bulunuyordur.  

Her koyun kendi bacağından asılır, kardeşim.

Bu yaptığımın günahı varsa da bana, sevabı varsa da bana.

Not: Bana yolladığı bu minvaldeki bir mesaj ile bu yazıyı yazma fikrini veren; 

Ankara Kedi Hastanesi Kurucusu,

Kedici Dergisi GYY,

KedVetDer Kurucu Başkanı,

OhhaDer Kurucu Başkanı,

Doktora kardeşim, Dr. S. Tarkan Özçetin’e teşekkür ediyorum.

Önceki İçerikKPSS ile ilgili Yediiklim Yayınevi’ne ait iş yerlerinde arama!..
Sonraki İçerikKerbela Faciası (1)
1962 doğumlu. Tokat’ın Zile İlçesi’nden bir köylü çocuğudur. 1984 yılında Ankara Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Zootekni Bölümü’nü bitirdi. 1997 yılında Birleşik Krallık, University of Aberdeen’de yüksek lisans, 2007 yılında Ankara Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü (zootekni bölümü)’nde doktora çalışmasını tamamladı. Mesleği ziraat dışında, Çerkezler ve Aleviler gibi diğer bazı sosyal alanlarda da amatörce akademik çalışmalar yapmaktadır. Kitap okumak ve motosiklet kullanmak özel ilgi alanlarıdır. “Hayvanları sevmeyen, insanları da sevmez” zihniyetli, hararetli bir hayvan sever ve hayvan hakları savunucusudur.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz