YÖK Başkanından Nasıl Kazık Yedim?

0
Prof. Dr. Orhan Yılmaz

YÖK Eski Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, aslen Tokat Erbaa’lıdır. Erbaa’nın Hacı Ali Köyünden olup, bu köy Çerkezlerin Abzeg Boyu’ndandır.

Özcan Hoca, 11 Aralık 2007 – 11 Aralık 2011 tarihleri arasında YÖK Başkanlığı yaptı.

YÖK Başkanlığı’na atandıktan sonra, bizim Zileliler, hemşeri olması hasebiyle bir hayırlı olsun ziyareti yapmak istediler. Heyete beni de dâhil ettiler.

 Atandıktan yaklaşık 2 ay sonra, 22 Şubat 2008 tarihinde YÖK Başkanını ziyarete gittik.

Fotoğrafa bakınca, adını hatırladıklarım şunlar: 

AKP Tokat mv. Hüseyin Gülsün (aslen Zile’nin Kızılcin Köyü’ndendir), Zile Belediye Başkanı Murat Ayvalıoğlu (MHP),  Zile TV’nin sahibi Hüseyin Gülbasar, Zileli iş insanı Ferruh Köknel (Birsan Un ve Yem San.) ve Zileli iş insanı Cemalettin Dinçer (Papirüs Kağıt San.).

Ziyaret sırasında sohbet edildi, fotoğraflar çekildi.

Ziyaretten sonra, Özcan Hoca bizi uğurlamak için, bizimle beraber YÖK Başkanlık Makamının bahçesine geldi. Orada da bir toplu fotoğraf çekindik. 

Fotoğraf çekiminden sonra, Özcan Hocaya, Kangal (Kaarabaş) Çoban Köpeği kitabımın İngilizce baskısını imzaladım ve hediye ettim. 

Özcan Hoca kitabı görünce, benimle biraz ilgilendi ve sorular sordu. 

Halen Tarım Bakanlığı’nda çalıştığımı, 1 yıl önce Kangal Köpeği ile ilgili doktora çalışmamı tamamladığımı falan anlattım. Benim, Kangal Köpeği ile bu yakınlığımı görünce;

-“Ben, çeşitli hayvanları, YÖK Başkanlığı içinde bir alana, bir doğa parkı yapmak gayesi ile topluyorum. Buraya ceylan ve tavus kuşu bile getirttim. Ancak Kangal Köpeğimiz yok. Bana bir tane Kangal Köpeği yavrusu getirebilir misin?” dedi. Ben de;

-“Sayın başkanım, Kangal yavrusu tek başına büyütüldüğü zaman, bazen sıkıntı oluyor. İki yavru beraber büyümesi daha isabetli olur. Sık sık, bilimsel çalışma amacıyla araziye çıkıyorum. Eğer isterseniz, size 2 yavru getirebilirim.” dedim. 

“Kör istedi 1 göz, Allah verdi 2 göz” hesabı, Özcan Hoca 2 Kangal yavrusunu duyunca, ağzı kulaklarına vardı.

-“Sen, YÖK’deki bu doğal parka 2 Kangal yavrusu kazandırırsan, ben de seni istediğin üniversiteye aldıracağım. Madem doktora derecen var, niçin Tarım Bakanlığı’nda çalışmaya devam ediyorsun ki?” dedi. 

Hâlbuki o ana kadar ben, bırakın herhangi bir kadro talebinde bulunmayı, ima dahi etmemiştim.

Zileliler Heyeti olarak o gün YÖK’ten ayrıldık. 

Ben, 1 ay sonra bir arazi çalışmasına çıktım. Arşivimdeki mebzul miktarda isim ve adres olduğundan, dönerken Özcan Hocaya 1 tane Kangal yavrusu getirdim.  

Özcan Hoca, yavruyu görünce çok sevindi. Bana;

-“Hani 2 yavru sözü vermiştin. Diğeri nerede?” deyince;

-“Sayın başkanım, yavruların ileride çiftleşip, çoğalacağını düşünerek, farklı yerlerden alıyorum. Bulduğum diğer yavru henüz 1 aylık ve annesini emiyor. Yavruyu ayarladım, önümüzdeki ay onu da getireceğim.” dedim.

Ben böyle söyleyince, Özcan Hocanın keyfi yerine geldi. 

-“Sen nasıl olsa Ankara’da ikamet ediyorsun. Sık sık gelip, bu yavruları takip edeceksin, ilgileneceksin, değil mi?” dedi. Ben de;

-“Elbette, söz” dedim.

Hemen yanındaki birine talimat vererek;

-“Orhan Hocanın aracının plakasını alın. Geldiğinde direkt, benim de girdiğim protokol kapısından giriş yapacak, yavrular ile ilgilenecek. Zorluk çıkmasın” dedi (Protokol kapısından girişi ile evcil hayvanların durduğu yer çok yakın idi). İlgili kişi;

-“Emredersiniz sayın başkanım.” dedi ve benim adımı, soyadımı, aracımın plakasını, markasını ve modelini aldı. 

Ben artık haftada bir YÖK’e geliyor, protokol kapısında giriyor. Yavrunun durumunu takip ediyor. Bir aksaklık görürsem, oradaki yetkiliye bildiriyordum.

Aradan 1 ay geçince, diğer yavruyu da getirdim. 

Özcan Hoca yine sevindi, teşekkür etti. YÖK’ten ayrıldım ve eve gittim.

Aradan bir hafta geçti, yavruları kontrol için tekrar YÖK’e gittim. Protokol kapısının önünde durdum ve kapıyı açmalarını bekledim.

Hâlbuki o güne kadar, daha aracım kapıya yaklaşırken, kapı açılıyordu. 

Araçtan indim ve nizamiyedeki görevliye kendimi tanıttım ve geliş amacımı söyledim. YÖK Başkanının talebi üzerine buraya getirdiğim 2 Kangal Yavrusu ile ilgilenmek için geldiğimi söyledim. 

Nizamiyedeki görevli bana;

-“Efendim, artık buradan giriş izniniz yok.” dedi. 

Bunun üzerine ben, aracımla ziyaretçi otoparkına gittim ve normal ziyaretçi kapısından giriş yaptım. 

İşin aslını, bir hata olup, olmadığını öğrenmek için, YÖK Başkanının makamının olduğu kata gitmek istedim.

Ancak daha özel kalem müdürünün odasına bile ulaşamadım, yolum kesildi ve o tarafa geçemeyeceğim söylendi.

Ben kendilerine, tekrar nizamiyedeki görevliye anlattıklarımı tekrarladım ve bir yanlışlık olup, olmadığını sordum.

Bana, herhangi bir yanlışlık olmadığını ilettiler. Kendilerine, benimle ilgili özel verilen talimat gereği, artık protokol kapısından giriş yapamayacağımı, başkanlık katına da giremeyeceğimi söylediler.

Vay beeeee…

Hayatımda çok kazık yedim. 

Bu da hemşeri kazığı oldu.

Hem de bir YÖK Başkanından. 

Öpülmedik bir kulağımın arkası kalmıştı, onu da Yusuf Ziya Özcan öptü.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz