Alevilik Üzerinde Şiilik, Ahilik, Safevilik ve Hristiyanlık Etkisi

0
Prof. Dr. Orhan Yılmaz
Latest posts by Prof. Dr. Orhan Yılmaz (see all)

1. Alevilik Üzerinde Şiiliğin Etkisi

Eski tarihi kaynakların hiçbirisinde, Anadolu’da Şiilikten bahsedildiğine dair bir kanıt yoktur. 

Önemli Alevi-Kızılbaş ayaklanmalarından birini gerçekleştiren Baba İlyas’ın ayaklanmada asılmış olan oğlunun adı Ömer idi. Ayrıca dört halifesinden birisinin adı Osman idi. 

Şiilikte bu isimleri koymak mümkün olmadığına göre, o devirlerde Anadolu Alevi-Kızılbaşlarının Şiilikten etkilenmediklerini söylemek mümkündür. 

Şiilik, Aleviliğe yavaş yavaş sızmıştır. 

Bu inanış, Suriye ve Irak yolu ile şehir merkezlerinde tanınıyordu ama Anadolu için henüz bir önemi yoktu. Ancak XVI. yüzyılda Safevi Devleti ile Sünnilik-Şiilik çatışması çıkınca, Şiilik bir Safevi propagandası olarak Anadolu Alevi-Kızılbaşlığını etkilemeye başladı. 

Sık sık Osmanlı’nın şiddet ve baskısına maruz kalan Alevi-Kızılbaş-Bektaşiler, Şah İsmail’in etkisi ile Şiiliğin etkisi altında kaldılar. Şiiliğin Aleviliğin içine sızmasının en önemli sebeplerinden birisi de, Türklerin İslamiyet’i İran’ın doğu, Afganistan’ın kuzey topraklarını da içine alan Horasan Bölgesi’nde kabul etmiş olmalarıdır.

2. Alevilik Üzerinde Ahîliğin Etkisi

Âhilik, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Anadolu’da yaşayan halkın sanat, ticaret, ekonomi gibi çeşitli meslek alanlarında yetişmelerini sağlayan; onları ahlaki yönden yetiştiren, çalışma yaşamını iyi insan meziyetlerini esas alarak düzenleyen bir örgütlenmedir. 

Ahiliğin kendi kural ve kurulları vardır. Günümüzün esnaf odalarına benzer bir işlevi olan Ahilik, iyi ahlakın, doğruluğun, kardeşliğin, yardımseverliğin kısacası bütün güzel meziyetlerin birleştiği bir sosyo-ekonomik düzendir.

Ahilikte belli kurallar vardır:

1. Elini açık tut. Sofranı açık tut. Kapını açık tut.

2. Dilini bağlı tut. Gözünü bağlı tut. Belini bağlı tut.

Ahîlik ve fütüvvet meslek loncaları, İslam dünyasında çok yaygın idi. Ahîlerde ise Şii etkisi hakimdi. Pirleri Selman-ı Farisî idi. 

Selçuklu yönetimi yıkılınca, XIV. yüzyılın başında Ahîler Ankara’da güçlendiler. Bu dönemde kısa süreli de olsa bir devlet kurdular. Kurdukları bu devlet, tarihteki ilk tarikat devletidir. Yönetimleri yıkılıp, istenmez duruma geldiklerinde, Bektaşilerin yanına sığındılar.

Bektaşilerin Selman-ı Farisî’ye saygıları, Ahilerden gelmektedir. Selman-ı Farisi meslek loncalarının pirî idi. Ahilerin uyguladıkları, sülûk merasimlerinde bele kuşak dolama adeti, bir dolu içme ve başka bazı adetleri Bektaşilere de geçmiştir. 

Ahîler ile Bektaşilerin bu kaynaşması sırasında, o zamana kadar az çok fark edilen Şii etki de kendisini göstermiştir.

3. Alevilik Üzerinde Safevîliğin Etkisi

Safevi devletinin davası Türklük, dini ideolojisi Kızılbaşlık idi. Bu yüzden devletin ileri geleninden, dağdaki çobanına kadar herkes Türk olmakla ve Türkçe konuşmakla övünürdü. 

Şah İsmail (Hatayi)’nin yazdığı şiirler, dini-ideoloji propaganda tarafı bir yana, o günün şartlarında yazılabilecek en saf Türkçe ile yazılmıştır. 

Çünkü Şah İsmail genç yaşta saz çalmayı öğrenmişti. Eğitimini saz eşliğinde götürüyordu. Saz çalmayı iyi bilmekle beraber, silah kullanmak ve harp etme sanatı üzerine de çok iyi idi.

Şu dizeler Şah İsmail’e aittir:

Bu gün ele almaz oldum men sazım

Erşe derek direk çıhar avazım

Dört şey vardır bir karındaşa lazım

Bir elim, bir kelam, bir nefes, bir saz.

İktidara geldikten sonra, devlet yönetiminin saz söz ile olmayacağını iyi bilen Şah İsmail, Caferîliği resmi devlet mezhebi haline getirdi. Böylece Şii şeriatının esaslarını uygulamaya başladı. 

Safevilerin ilk zamanlarda uyguladığı Şiilik, aslında Türk Şamanlığına çok benzemekteydi. Bu yüzden Şah İsmail, göçebe Türkmenler arasında yoğun ilgi gördü ve taraftar kazandı. 

Şiilik potasında Şamanlığı eritti, devletçilikte ise “Türk Ülküsü”nü yerleştirdi. Türk ilinin kurtarıcısı, Türk töresinin bekçisi olmak, idealini sonuna kadar savundu. Türk Şah İsmail’in başarı sırrı budur.

4. Alevilik Üzerinde Hristiyanlığın Etkisi

9. yüzyılda Malatya’nın kuzeyinde; Arguvan, Arapkir, Kemaliye ve başkent yaptıkları Tefrike (Divriği)’yi içine alan bir devlet kurmuş olan Paulikian Mezhebi üyeleri arasında “Did”ler bulunmakta idi. 

Bu didlerin, yani dedelerin “synekdemoi/ sunekdhmoi”, “notarioi” isimli “yol arkadaşları” ve hesap, kitap işleri ile uğraşan görevlileri vardı.

Divriği’nin Arege (Duruköy)’deki Şambaz Pir Yatırı, hem Müslümanlarca hem de Hristiyanlarca kutsal sayılır ve ziyaret edilir. 

Yine Divriği’nin Odur Köyü’ndeki Surp Agop  Makamı’nın zamanla Kara Yakup Makamına dönüşmesi de başka bir örnektir.

Sivas, Kahramanmaraş ve Elbistan Bölgelerinde Hristiyan etkiden kaynaklanan bazı ayrıntılar bulunmaktadır. 

Sivas, Kahramanmaraş ve Elbistan Bölgelerinde, Julien takvimine göre yeni yılın karşılığı olan 13 Ocak tarihine rastlayan ve “Kagant (Gagant) Bayramı” denen bir bayram kutlanır. 

Bu bayram 10 Ocak’ta  başlar ve üç gün oruçtan sonra Julien takvimine göre yılın ilk günü şenliklerle kutlanır. Kagant, Ermenice’de “Yeni yıl” demektir.

7-12 Mart tarihleri arasında, ölülerin anısına “Haftamol Bayramı” isminde bir bayram kutlanmaktadır. 

Bu bayramda 124.000 peygamberin ruhu için dua edilir ve ölmüş aile büyüklerinin ruhları için mevlüt okutulur. Ölülerin ruhları için yenilmek üzere çeşitli yemekler hazırlanır.

Alevilerde uygulanan “düşkünlük” kavramı da Hristiyanlardaki “aforoz” etmek olayına benzemektedir.

Önceki İçerikMantığı Olmayan Bir Savaş Çılgınlıktır 
Sonraki İçerikKendime, Nefsime (3)
1962, Etimesgut doğumlu. Tokat’ın Zile İlçesi’nden Atatürkçü, milliyetçi, zooteknist, SP seveni, Alevî dostu, evcil hayvanların fahri avukatı, feminist ve motosikletçi bir köylü çocuğudur. 1984 yılında Ankara Ziraat F., Zootekni B.’nü bitirdi. 1997'de Birleşik Krallık, U. of Aberdeen’de yüksek lisans, 2007'de Ankara Ü., Fen Bil. Enst. (Zootekni B.)’nde doktora çalışmasını tamamladı. Mesleği ziraat dışında, Çerkez Kültürü ve Alevilik gibi sosyal alanlarda da amatörce akademik çalışmalar yapmaktadır. Kitap okumak ve motosiklet kullanmak özel ilgi alanlarıdır. “Hayvanları sevmeyen, insanları da sevmez” görüşünü savunan, hararetli bir hayvan sever ve hayvan hakları savunucusudur.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz